1. YAZARLAR

  2. Asım Atabey

  3. Bu yazıya başlık bulamadım
Asım Atabey

Asım Atabey

yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Bu yazıya başlık bulamadım

A+A-

 

İnternette bir bey konuşuyor. Konuşmayı dinledim. İnsanlarımızın da bu anlatılanları bilmesini istedim. Burası Türkiye. Benim ülkem. Sorunlar da ülkemin sorunları. Çözüm bekliyor. Herkesin sorumluluğu var. Elbirliği ile çözmemiz gerekiyor.

Bu bilgiler internetteki konuşmacıya aittir:

Türkiye dışarıya zeytinyağı ihraç eder. Zeytinyağının tonunu 3 198 Dolara satar. Dışarıya mermer de satar. Mermerin tonunu 500-600 Dolara satar. Biz mermer ticaretini, zeytinyağı ticaretine tercih ediyoruz. Zeytinliklerimizi bozuyoruz. Taşocakları, mermer ocakları çalıştırılmasına, altın madeni işletilmesine izin veriyoruz. Oysa taş olsun, mermer olsun, altın olsun sınırlı miktarda vardır. İşletirsin. Bir süre sonra tükenir.

 Ama zeytin ağacı 2 bin yıl, 3 bin yıl yaşıyor.  Her yıl zeytin veriyor. Zeytinden zeytinyağı üretiliyor. Zeytinyağı sarı altın. Sevgili Atatürk döneminde zeytin yasası çıkarılmış. Daha düne kadar bu yasa yürürlükteydi. Bu yasa kaldırıldı. Yeni yasa yapıldı. Yasada dendi ki zeytinlik vasfını kaybetmiş alanlarda, altın madeni işletmeciliği, taş ocakları işletmeciliği, turizm işletmeciliği, kömür işletmeciliği yapılabilir. Eski yasada bu işleri yapmak yasaktı.

Neyse. Konumuza dönelim. Türkiye İstatistik Kurumu 2016 yılında bir rapor yayınlamış. Raporda üretici dolma biberi 137 kuruşa satıyor. Tüketici 667 kuruşa tüketiyor. Üretici salatalığı 112 kuruşa satıyor. Tüketici 518 kuruşa tüketiyor. Üretici sivri biberi 155 kuruşa satıyor. Tüketici 676 kuruşa tüketiyor. Üretici taze soğanı 219 kuruşa satıyor. Tüketici 909 kuruşa tüketiyor. Üretici domatesi 135 kuruşa satıyor. Tüketici 270 kuruşa tüketiyor. Üretici havucu 69 kuruşa satıyor. Tüketici 208 kuruşa tüketiyor. Bu rakamlar size şaşırtıcı gelmiyor mu? Üreticileri korumak var mı? Tüketicileri korumak var mı?

Türkiye İstatistik Kurumu bir başka rapor yayınlamış. Türkiye’nin 2002 yılında nohut üretimi 650 bin ton. 2016 yılında nohut üretimi 455 bin tona düşmüş. 2002 yılında kırmızı mercimek üretimi 500 bin ton. 2016 yılında 345 bin tona düşmüş. 2002 yılında yeşil mercimek üretimi 65 bin ton. 2016 yılında 20 bin tona düşmüş. 2002 yılında kuru fasulye üretimi 250 bin ton. 2016 yılında 235 bin tona düşmüş. Türkiye’nin nüfusu ise 69 milyondan 79 milyona çıkmış. Tarım ülkesi miyiz? Bu nasıl tarım ülkesi?

Devam ediyor. Türkiye İstatistik Kurumu raporunda, 2002 yılında pamuk üretimi 2,5 milyon ton. 2016 yılında 2.1 milyon tona düşmüş. 2002 yılında patates üretimi 5,2 milyon ton. 2016 yılında 4,7 tona düşmüş. 2002 yılında buğday üretimi 19,5 ton. 2016 yılında 20,6 milyon ton olmuş. Türkiye nüfusu 69 milyondan 79 milyona çıkmış.

Devam ediyor verileri değerlendirmeye. Türkiye İstatistik Kurumu raporunda 2002 yılında çeltik üretimi 360 bin ton. 2016 yılında 920 bin tona çıkmış. 2002 yılında ayçiçeği üretimi 850 milyon ton. 2016 yılında 1.670 milyon tona çıkmış. 2002 yılında mısır üretimi 2.100 bin ton. 2016 yılında mısır üretimi 6.400 bin tona çıkmış. Nüfus 69 milyondan 79 milyona yükselmiş. Üretim artmış mı? Evet artmış. Nasıl olur bu? İyi bir planlama yapılırsa demek üretim artırılabiliyor. Diğer ürünlerde neden akıllı bir planlama yapılmıyor? Üretimin artırılması yoluna gidilmiyor?

Devam ediyor. Bu sefer ihracat- ithalat açısından değerlendirmeler yapıyor. Rusya’ya ihracatımız 331 milyon dolar. Tarım ürünleri satıyoruz. Rusya’dan ithalatımız 1.286 milyon dolar. Ağırlıklı olarak Rusya’dan buğday ve ayçiçeği alıyoruz. Rusya’ya 2014 yılında 1.3 milyon dolar ihracatımız olmuş. 2.8 milyon dolar ithalatımız olmuş. 2015 yılında Rusya’dan 0.9 milyon dolar ihracatımız olmuş. 1.8 milyon dolar ithalatımız olmuş. 2016 yılında Rusya’ya 0.3 milyon dolar ihracatımız olmuş. 1.3 milyon dolar ithalatımız olmuş. Bu bizim uçak düşürme krizi yaşadığımız döneme ait veriler.

Hani biz tarım ülkesiyiz ya. Ama tarım ürünleri ithal ediyoruz. Nohudu Meksika, Kanada, Arjantin’den alıyoruz. Kuru fasulyeyi Kırgızistan, Çin ve Arjantin, Mısır’dan alıyoruz. Kırmızı eti, Brezilya, Fransa, Almanya, Bosna-Hersek’ten alıyoruz. Yeşil mercimeği Kanada ve Hırvatistan’dan alıyoruz. Bezelyeyi Amerika ve Ukrayna’dan alıyoruz. Buğdayı Rusya, Fransa’dan satın alıyoruz. Sığır ithalatında ise Avrupa’da birinciyiz. Dünya’da ikinci sıradayız. Bu tabloyu görünce yüzünüz kızarmaz mı?

Devam ediyor. Patates ihracı açısından değerlendirme yapmış. İtalya patatesini 658 dolara, İspanya 541 dolara, Hollanda 519 dolara, Fransa 395 dolara satıyormuş. Bizim dışarıya patates satış fiyatımız ise 136 dolar. Buradan anlaşılan şu. Biz üretmeyi bilmiyoruz. Satmayı hiç bilmiyoruz demek.

Narenciye konusunda da bir değerlendirme yapmış. İspanya narenciye ürünlerini 1.113 dolara, Fransa 1.065 dolara, Hollanda’nın kendi narenciye üretimi hiç yok. Dışarıdan alıp satıyor. 1.042 dolara satıyor. İspanya 611 dolara narenciyesini satıyor. Biz kaça satıyormuşuz? Bizim narenciyelerimizi 655 dolara satıyormuşuz.

Bakın bu bilgiler bana ait değil. Ben internetten aldım bu bilgileri. Yazının ne demek istediğini, benim ne demek istediğimi yorumlamak siz sevgili okuyucularıma ait. Üretim olsun, tüketim olsun, ithalat olsun, ihracat olsun ve de ihracat fiyatları olsun hiçbiri bize yakışmıyor. Yazıya başlık bulamadım dedim ya. Siz yazının başlığını koyun.

Bu yazı toplam 1004 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar
Yazarın Diğer Yazıları

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.