Sefer Aşır Eraslan

Sefer Aşır Eraslan

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Cumhurbaşkanı’nın Özbekistan ziyareti

A+A-

“Yıllar sonra rastladım çocukluk sevgilime” diye bir şarkı vardır. Biz de yıllar sonra karşılaştık ilk ve unutulmaz sevdiğimize. Çünkü kırılıp darılsak da o bizim gönlümüzün sol üst köşesindeki unutulmazdı. Farklı anlamalar ve değerlendirmelerin neticesinde bu güne gelindi. Geçmişin olumsuzluklarını unutmak gerek. Müstakilliğin ilk yıllarındaki rahmetli Kerimov’un söylediği gibi, bu ilk yılın yeni başlangıcın da aynı muhabbetle başlamasını diliyorum. Dün Kerimov, Süleyman Demirel’e beline sarılıp “Akem” diyordu. Bu gün Sayın Mirzoyayev de, “dünya lideri” diyor. Dünyayı yöneten üç büyük liderden birisi” diyor. Evet dışarıdan bakınca içerideki laf kalabalığından uzaklaşınca hem devlet olarak Türkiye olarak hem Türk milleti olarak, hem de bu devletin lideri olarak ne muhteşem bir görüntü var. Bu görüntü dünkü mazlumlara ümit olanların görüntüsünü beklentisini andırıyor. Gürcistan, Kırgızistan, Azerbaycan ve İran Azerbaycan’ından gelen dostların söyledikleri bunlar. Görmek istedikleri tablo bu. Zaten içeride de O’na karşı olanlar birer birer pişman olup O’nun yolunda, izinde devam ediyorlar. İşte Numan Kurtulmuş, Süleyman Soylu, Devlet Bahçeli ve diğerleri. Ne büyük ve iddialı laflar etmişlerdi de şimdi arkasından yürümektedirler. İşte kutlu başlangıç. İşte güzel başlangıç. Hem Özbekler yaşananlardan ders almış hem de bizimkiler bir hisse çıkarmışa benzemektedirler.

Dışarıdan bakıldığında Türk devleti parlayan yön gösteren kutup yıldızı adeta. Ama bizim kendini küçük gören hor gören adamların yönetiminde sahip olduğu değerin farkına varamamışlardır. Batını derdi bu ışığı söndürmektir. Ama başaramayacaklardır. Çünkü devletimiz büyük, hayallerimiz uca, varacağımız yer kutludur. Birkaç Ermeni bozuntusu, Arap soysuzu, ne derse desin biz varız. Dünyanın ikinci kutbu Türkiye etrafında toplanan kardeş ülkelerin olacağı akıllardan çıkarılmamalıdır. Türk birliği içerisindeki Özbek bayrağının yokluğu herkes gibi beni de çok kederlendirirdi. Bunu Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan da dile getirdi. Çünkü Özbekistan hem Orta Asya’nın, hem de Türk dünyasının kalbidir. Hem maddi anlamada kalbi hem de manevi olarak kalbidir.

Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın ziyareti ne Ecevit’in ne de Demirel’in ziyaretine benzer. O, ziyaretinde bizi çekip götüren yerlere kalbi bağımızın olduğu yerlere gitti. Aslında manevi mıknatıs buralara çekip götürdü Sayın Erdoğan’ı. Maddi anlamda sevdiklerimiz, her yerde olabilecek sevgi duyulan yerler. Sayın Cumhurbaşkanı, Özbek “ali meclisinde” yaptığı konuşmaya rahmetli Erken Vahidov’un “Özbeğim” şiiri ile başladı. Bu şiirin bir bölümünde de “Gazını, neftini eller yiyip mahzun melil bakan Özbeğim” der. Tahmin edileceği gibi bu bölümü okumamıştır Sayın Cumhurbaşkanı. Hep hayran kalmışlardır bizim onların tarihi kültürü ve inancına olan hakimiyetimize. Oysa biz kardeşlik hukukumuza binaen farklı ve bizden olduğundan şüphe duymadığımız bu konuları biliyorduk, seviyorduk.

Bu ziyaret sanki 1990 yılındaki müstakillik günlerinin heyecanına benziyordu. Biz geç bulup tez kaybettiğimiz bir sevgiliye yeniden kavuşmuş, onlar da sebepsiz ayrılığın sonunda pişman olan insanı andırıyorlardı. Yeniden bir başlangıç, güzel bir başlayış, hayırlı bir buluşma olmuştur inşallah. Bir rüya görmüştüm. Uzun yıllar ayrı kaldığım köyüme dönerken yolda karşılaştığım, tarlada çalışan insanlara selam verip selam almıştım. Renkleri bizden, dilleri bizden ama tanıyamadığım bu insanları rahmetli babama sormuştum. Babam da “onlar yıllardır ayrı kaldığımız kardeşlerimiz olan Türklerdir. En başta Azerbaycanlı Türkler, sonra Türkmenistanlı Türkler, sonra Özbekistanlı Türkler, sonra Kırgızistanlı, Doğu Türkistanlı ve Kazakistanlı Türkler” demişti. Biz rüyalarımız gerçek olduğu için mutlu, onlar ne olduğundan şaşkın idiler. İşte rüyalarımızda gördüğümüz Özbeklerle bu ikinci kucaklaşma oldu. Birinciye onlar da inanamıyorlardı. “Bu bir KGB oyunu olabilir” diyorlardı. Çok daha fazla samimi davranamıyorlardı. “Ya bir KGB oyunu ise sonumuz ne olur” diyorlardı. Ama şimdi müstakillik hakikat, yaşananlar gerçek ve kardeşlerin kucaklaşması daha samimi.

Özbekistan, gönül coğrafyamızın en mutena köşesindeki yerini korumaktadır. Bunu her iki tarafta var olan eski komünist kafa adamalar yok edemezler. İşte bu sebeple Özbekistan, Kabe ve Medine’den sonra en fazla ziyaretçi, turist alacak ikinci önemli ziyaret diyarı olacak çapta bir yerdir. Bu sebeple inanç turizmi büyük bir ivme kazanacaktır. Bu da elbette hem kardeşliğimizi güçlendirecek, hem de Özbek insanına zenginlik olarak dönecektir. Kalpleri peygamber sevgisini “nakşeden” manasına gelen Şah-ı Nakşibendi, “doğumundan altı ay önce “benim de doğacak olan bu çocuktan çok öğreneceklerim var” diyecek olan Ahmet Yesevi’den ve Molla Gucduvani’den ziyaretle huzur almak istemez ki? İtikattaki rehberimizin Maturidi’nin de burada olduğu unutulmamalıdır.

Ticaret hep başta gelen konu. İlişkilere yön veren, dostlukları pekiştiren hep ticarettir. İlk müstakillik yıllarındaki gibi söylenen dedikodular, rahmetli Bahtiyar Vahabzade’nin evinde ziyaretimde söylediği gibi, “İki al-verçinin söylediği yalanlar bu milletin gönlüne keder düşürmez” sözünde olduğu gibi keder düşürmemelidir. Çünkü Türk dünyasının en iyi tüccarları, en akıllı tacirleri, en stratejisi güçlü ticaret erbabı Özbeklerdir. Bakınız bu rahatlık ne gibi büyük imkanlara yelken açtıracaktır. Görelim bu serbestiyet hangi fırsatların var olduğunu fark ettirecektir.

Bir başka ziyaret sebebi, turistik gezi sebebi de, “ekolojik gezidir”. Çünkü bütün çıplaklığı ile o sitem ettiğimiz, “Tiyanşan yok, Aral yok, ben var mıyım” dediğimiz Aral Gölü karşımızda duruyor. Meraklıları Aral’ın yok oluşunu, Ceyhun’un can attığı Aral’a ulaşamayışını göreceklerdir. Ya Sirideryanın neşeli çıktığı Tiyanşan’dan Aral’a varamadan yok oluşunun sebeplerini göreceklerdir. Yani çölleşen Aral’ı göreceklerdir.

Özbekistan’ı ziyaretinin elbette tarih unutulmaz vaz geçilmez bir sebeptir. Ne en doğudaki Andican’daki Babür’ü, hemen yanındaki Kokan (bu söze batılılar “Hokant” diyorlar bizimkiler de aynı kelimeyi kullanıyorlar) hanı Mahlarayım Nadire Begüm’üne, “Semerkant yeryüzünün en güzel şehri” diyen Tacik şairinin işaret ettiği güzellikleri görmekten uzak durulamaz. Ya yine o Tacik şairin söylediği gibi “Buhara İslam’ın en güçlü olduğu yerdir” dediği bu kutsal toprakları görmek kimin arzusu değil ki? Hele bir de “Buhara Yanıyor “romanını okuyan birisi nasıl yandığını Sovyet döneminde basıl yakıldığını görmek isteyecektir elbette. Hive ve Harezm… Harzemşahlar… sanat eserlerini, tarihini yerinde görmek her Türk insanının arzusu olsa gerek.

Edebiyat ve Rus işgaline direnişin sembol olduğu topraklar… Bunu dile getiren Çoplan memleketi… “Başkaldırış” ile Rus istilasına başkaldırışın destanını yerinde görmek elbette bir başka aleme gitmek gibidir. Sanat eserlerinin temaşası seyrine doyulmayacak kadar güzel ve bitmeyecek kadar muhteşem yapılar. Bibi hanım medresesi ile kadının devlet idaresindeki yer alışını bir Türk kadınının asil davranışından öğrenmek neden herkese nasip olmasın ki?

Özbekistan’ın zenginliklerini saymayacağım. Çünkü bu sebeple, onlara alaka gösterdiğimizi zannetmektedirler. İşte taa başta söylediğim rahmetli Erkin Vahidov’un mısralarındaki “gazını, petrolünü eller yiyip mahzun melil bakan Özbeğim” olarak düşünmektedirler.

Herkesin her ne niyeti varsa işi rast gelsin. Başta bu yolu açan bizim Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a ve Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirzoyayev’e teşekkürler ediyoruz. Yeni bir başlangıç, yine bir kucaklaşma ve sonsuza kadar sarılıp kardeşliğimizi devam ettirme mevsimine sebep oldukları için. Özbeklerin sloganlaşan bir sözü vardır “Güller gibi yaşa hür Özbekistanım” anlamına gelen şu söz ile bitirmek isterim: Gullap yaşnagey hür Özbekistan’ım”

Özbek insanının Türkiye’yi ziyaret etmesi için sebepleri gelecek yazımızda anlatacağız. Bu yazımızda Özbekistan ‘ın ziyaret edilmesi için sebepleri anlattık. Ne güzel bir başlangıç! Ayrıca 2000’den bu tarafa ziyarete kapalı olan Fergana Vadisi şehirlreri olan başta Andican ve Namangan ile Fergana şehirlerinin yeniden ziyarete açılması ne güzel bir niyettir. Endişesiz, kısıtlamasız, ama öz güvenle hep ileri… Büyüklük taslamadan, her şeyden nem kapmadan kardeşliğine güvenerek, iç işlerine karışmadan, samimi kardeşlik duygularıyla dolu olarak devam etmelidir.

Bu yazı toplam 345 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar
Yazarın Diğer Yazıları

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.