1. YAZARLAR

  2. Bahattin Demiray

  3. Fıtır Bayramı
Bahattin Demiray

Bahattin Demiray

yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Fıtır Bayramı

A+A-

İslam’a uygun hareket eden bayanlar, amirler, memurlar, işçiler, öğrenciler, iş yeri sahipleri, akraba komşu ve arkadaşlar bayram gününün anlam ve önemine uygun, ahreti ön plana katarak geçirme uğraşısı ve insanda sağladığı faydalar için çalışanlar ile ramazanın önemini bilmeden geçiren, bu ramazanda ne yazık ki sokakta oruç tutanlara saygı gösterilmediği camilerin dolmadığı sanki sıratı geçmiş ahreti kazanmış şekilde duyarsız bir yapıdayız. İnançlara saygı insanlık gereğidir.

Müslümanların iki büyük bayramından biri olan. Ramazan ayında tutulan bir aylık orucun bitiminde Şevval ayının ilk üç gününe. Ramazan(şeker) bayramı ve o gün fıtır sadakası verilmesinden dolayı "Fıtır bayramı" adı da verilmektedir. Osmanlı döneminde Ramazan ve Şeker Bayramı olarak adlandırılmış.

Bayramların her yıl ay gününe göre on gün önce gelerek bu nedenle yaz kış aylarına gelmesi yazın ve kışın önemine uygun geçirmenin ve mağdurların darda kalan ve yoksullara fitreler verilerek sıkıntılarına cevap vermesi dayanışmanın insanları mutlu etmenin sevindirmenin bir başka boyutudur. Ayrıca Yüce Allah’ın . bu bayram günlerinde iyilik ve bağış yapanları ödüllendireceğini bildirmesidir. Ramazan Bayramı sabahı, Allah (c.c.), Melekleri yeryüzüne indirir. Onlar sokak başlarına dikilerek insanlardan ve cinlerden başka her canlının duyduğu bir sesle söyle seslenirler. ‘Ey Muhammed ümmeti! Büyük günahları affeden ve bol bağışlar sunan kerem sahibi. Rabbinize çıkın.’’

Peygamberimizin kıldığı ilk bayram namazı. Hicretin ikinci yılına rastlayan bir Ramazan Bayramı Namazıdır. Bundan sonra Peygamber imiz Bayram Namazını devamlı kıldığı için, sünnet-i müekkededir. Bayramda erkenden kalkmak, gusül abdesti almak, misvak kullanmak, güzel koku sürünmek, yeni ve temiz elbise giymek, sevindiğini belli etmek, yüzük takmak, karşılaştığı mümin kardeşlerine güler yüzle selam vermek, fakirlere çokça sadaka vermek, dargın olanları barıştırmak, akrabayı, Müslüman kardeşlerini ziyaret etmek, onlara hediye vermek sünnettir.

Peygamberimiz (a.s.) buyuruyor ki “Bayramlarınızı tekbirler ile şenlendiriniz”, “Kim, önemini bilerek bayram gecesini ibadet ile geçirirse, kalplerin öldüğü gün onun kalbi diri kalır.” , “Rahmet kapıları dört gece açılır O gecelerde yapılan dua, edilen tövbe red olunmaz” Ramazan bayramının ve Kurban bayramının birinci geceleri, Berat gecesi ve Arefe gecesi”, “Kim bayram günü üç yüz kere”, “sübhanellahu ve bihamdihi” der ve sevabını ölmüş Müslümanlara bağışlarsa, “her Müslüman ölünün kabrine bir nûr iner ölünce Allah kendi mezarına da bir nur gönderir.” Hadis-i şerifte şöyle geçmektedir:

Müminler namaza katılınca Yüce Allah, meleklere “Vazifesini yapan isçinin karşılığı nedir” diye sorar. Melekler: “Yaptığı işin mükâfatını almaktır” diye cevap verirler. Bunun üzerine Yüce Allah “Sizi şahit tutarım ki, onlara mükâfat olarak rızamı ve mağfiretimi verdim” buyurur.

Vehb Ibni Münebbih buyuruyor ki; «Şeytan her bayram günü öfkesinden inler. Etrafına toplanan yardakçıları “Seni öfkelendiren nedir, efendimiz” diye sorarlar. Şeytanda onlara şu cevabi verir. “Bu gün Allâh c.c. Muhammed (a.s.) ümmetinin günahlarını affetti, onları mutlaka nefsi arzulara ve hazlara daldırarak” oyalamalısınız.’’

Yüce Allah c.c. “Ramazan Bayramı Günü cenneti yarattı. Tûbâ ağacını dikti, Cebrail\'i. (a.s.) vahiy indirmek üzere vazifelendirdi. Firavun büyücülerinin tövbesini kabul etti.”

Peygamber efendimiz (Ölmeden önce ölün hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekin) buyuruyor. Kendimizi hesaba nasıl çekeriz?

Kur'an-ı kerimde: Enbiya 47 de Kıyamet günü terazi kurarız. O gün hiç kimseye zulmedilmez. Herkesin yaptığı zerre kadar iyilik ve kötülüğü meydana çıkarıp teraziye koyarız. Herkesin hesabını yapmaya yetişiriz.

Peygamber efendimiz de buyurdu ki:Akıllı kimse günü dörde ayırır birincisinde yaptıklarını ve yapacaklarını hesap eder. İkincisinde Allahü teâlâya münacat eder yalvarır. Üçüncüsünde bir işte çalışıp helal para kazanır. Dördüncüsünde istirahat eder ve mubahlarla kendini eğlendirir haramlardan kaçar

Hz. Ömer. oğullarından birini bayram günü sadece yırtık bir gömlek içinde görünce ağlamaya baslar. Oğlu ona “Niye ağlıyorsun” diye sorar. “Yavrum, bayram günü seni çocuklar bu yırtık gömlekle görünce hayal kırıklığına düşeceğinden çekiniyorum” diye cevap verir. Oğlu da: “Ancak Allah’ın rızasından mahrum kalan veya ana-babasına asi olanlar hayal kırıklığına düşerler. Ben ise senin hoşnutluğun sayesinde Allah’ın rızasını kazanacağımı umuyorum” diye cevap verir. Bunun üzerine Hz. Ömer gözyaşları içinde oğlunu bağrına basar ve ona duâ eder.

İslam’ı Türkler aracılığıyla öğrenen bazı toplumlarda da bu bayram için şeker veya tatlı bayramı olarak adlandırıyor. Çocukların şeker topladığı, küslerin, barışmasına komşuların, büyüklerin ziyaretine önem verilmemesi yerine seküler kesimde bir seyahat ve tatil olarak görmektedir. Muhafazakar kesimde eski bayramların ruhu anlayışı nostaljisini anlatarak, feyzinden ve faziletinden mahrum olarak günümüzü geçirmektedir.

Diyanet görevlileri, cemaat ve tarikatlarda inanç olarak bir empati sorunuyla iç içe yaşadığını inkâr edemeyiz. Kendimizi fert ve topluluklar açısından, “ötekinin” yerine koyamayışımız, hayatımızı körler ve sağırlar birbirini ağırlar diyaloguna çevirmiş. Toplulukların söyledikleri her zaman güzel ve doğru olurken, “öteki”nin söyledikleri batıl ve yanlış olmuş. Kendi kusurları fazilete dönüşürken, muhataplarının fazileti kusur olarak algılanır olmuş. Oysa birbirlerine ziyaret etmeleri inançsal farklılıklarının olmadığını üst yöneticilerinin de Müslümanların sıkıntıları olan Haramlara, günahlara ve düşmanlıklara karşı ortak kararlar almaları gerekmez mi? Nasıl anayasal suçlar bölümü hukukumuzda adliyede varsa kuranda işlenmesi uygun olmayan suçları bu kuruluşlarda insanımıza anlatılması gerekmez mi? Böylece insanımız ve çocuklarımız gaflet ve cahil olarak günlerini geçirmezler. Hepimiz bir gün ölüm gerçeğiyle karşılaşacağız ve kabire gülerek gitmenin yoları ancak burada yapacağımız, davranış, ibadet, salih amellerle, gerçekleşir. İslam tek bir paket gibi algılanamaz full pakettir. Organların konuşacağı, fitne-fesattan uzak, haramlardan, günahlardan, düşmanlıklardan, duygu ve nefsi ilahtan, boş faydasız işlerden, israftan kötü zan ve sözden, kötülük etmekten, tutkulardan ve inatçılıktan uzak durmak gerekir. Namaz kıldım, oruç tuttum, kurban kestim, hacca gittim ile yetinilemez.

Ben şucuyum bucuyum deme yerine sadece Fussilet suresinde 33 - Allah'a davet eden, salih amel işleyen ve: "Ben gerçekten Müslümanlardanım" diyen kimseden daha güzel sözlü kim olabilir? Yaklaşımı hepimizde ön plana çıkmalıdır. Bu vesile ile Heyecan ve özlemle beklenen fıtır bayramı ulusumuza, sevdiklerinizle birlikte hayır, sağlık, huzur, mutluluk, bolluk ve bereket getirsin. İnanan yürekler sevinçle dolsun, umutlar gerçek olsun, acılar unutulsun, dualar kabul ve bayramınız mübarek olsun. Hayırlı bayramlar dileğiyle. Selam ve duayla…

Bu yazı toplam 1453 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar
Yazarın Diğer Yazıları

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.