1. HABERLER

  2. SPOR

  3. Kanıksamakla bıkmak arasında
Kanıksamakla bıkmak arasında

Kanıksamakla bıkmak arasında

"Türk Dil Kurumu sözlüğünde kanıksamak kelimesi şöyle açıklanıyor; Çok tekrarlama sebebiyle etkilenmez olmak, alışmak. İşin uzmanları ise şöyle...

A+A-
"Türk Dil Kurumu sözlüğünde kanıksamak kelimesi şöyle açıklanıyor; Çok tekrarlama sebebiyle etkilenmez olmak, alışmak. İşin uzmanları ise şöyle diyor; Kanıksamak dediğimiz şey aslında hazzın temelinde olan duygu. Bağımlılık dediğimiz şey de bu yolla oluşuyor. Bize haz veren bir uyaranla karşılaştığımız zaman beyinde dopamin salgılanıyor. Uyaranlar arka arkaya geldiğinde ise duyarlılık azalıyor ve her defasında daha fazla dopamine ihtiyaç duyuluyor. Daha az haz, daha yüksek dozda uyaran gerektiriyor. Bu da bağımlılık demek. Ancak maddi hazlar için şiddeti ve sıklığı artırmak mümkünken manevi hazlar için böyle bir durum yok. Dolayısıyla da haz veren şeyler bir süre sonra alışkanlık hâline dönüşüyor. Alışkanlıklar da eskisi kadar zevk vermiyor. Neleri kanıksadığınızı hiç düşündünüz mü? Saksıda açan çiçeği mesela, Ya da güzel mekânlarda yaşamayı, İşlerin hep yolunda gitmesini, Başarmayı, Akşam üzerleri evlerden yükselen o mis gibi yemek kokularını, Yeni bir giysi almayı, Ya da ve belki de en önemlisi, sağlıklı olmayı... Hayatın her anının mutlu geçmesi mümkün değil elbette. Ama mutlu anları ve sahip olunan şeyleri görmek, görebilmek ve alışkanlık hâline dönüşmesine izin vermemek gerekiyor. Ne kadar başarabilirsek..." Gülistan Sinanoğlu'nun kanıksamak üzerine notlarını görünce ben başka şeyleri hatırladım. ... Yatırımlar ve büyük projeler kanıksandı. Artık düşmanı hedef alan heybetli nutuklar da heyecan vermiyor. Düşmanlar hep aynı, söylemler hep aynı.. Reçete hep aynı: Milli irade. Yeni şeyler söylemek lazım. Hatırlayanınız kaldı mı bilmiyorum. Eskiden iç ve dış düşmanlarımız vardı. Kimlerdi, ne yaparlardı ne zarar verirlerdi bilmezdik. Sadece olduklarını bilirdik. Devir teslimde kürsüye çıkan generallerin konuşma metinlerine irticadan sonra bir ara paragraf olarak mutlaka sıkıştırılırdı: İç ve dış düşmanlarımız. Kimin düşmanı? Bu vatanın. Düşmanın nüfus kağıdı var, vergi kaydı var, çocuğu okula gidiyor, sağlık hizmeti alıyor, kırmızı ışıkta duruyor ama düşman. Ne zamandan beri? İma edilen tarihe bakılırsa taaaa 920'den beri. Sene kaç? 2000'ler. Kaç sene geçmiş? 80 sene... Siz ne yaptınız o arada? PKK musallat olunca iç düşman vurgusu azaldı PKK'nın adı bölücü oldu, öbürünün adı baki kaldı: İrticai. Bölücü-irticai marşıyla meslekte 30 yılını dolduran, emekli olana sorsunlar: Paşam kim kimi kandırdı? Yani her seferinde (dönemde) 7 düvelin düşmanlığına rağmen ayakta kalıyoruz Bu ülke düşman korkusuyla yönetilmekten hoşlanıyor, çoğu zaman işe de yarıyor ama bana göre tam da bugünlerde bıkkınlık testi yaptırmakta fayda var. AKP'nin elinin altında o kadar çok araştırma şirketi var ki, seçmen bu söyleme nasıl bakıyor, hâlâ hoşuna gidiyor mu, bıkan sadece biz miyiz? Ne olacak ekrandan oraya buraya ayar verince.. Oy toplama işine yarıyorsa ona bir şey diyemem. Seçime kadar böyle gider seçimden sonra ya şartlar değişir ya da üslup. Beni mutlu edecek tek gerekçe "hâlâ bu yolla oy toplanabiliyor" gerekçesi olur. Türkiye Gazetesi 18 Şubat 2015
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.