1. HABERLER

  2. YAZARLAR

  3. Milli değil magazinsel bir direnç
Milli değil magazinsel bir direnç

Milli değil magazinsel bir direnç

Milletlerde, örgütlerde, şirketlerde, spor kulüplerinde hep bir 100. Yıl merakı; 100. Yıl'a ulaşabilme hedefi ve ulaşmış olmanın verdiği mutluluğu...

A+A-
Milletlerde, örgütlerde, şirketlerde, spor kulüplerinde hep bir 100. Yıl merakı; 100. Yıl'a ulaşabilme hedefi ve ulaşmış olmanın verdiği mutluluğu yaşama güdüsü vardır. Özellikle18. Yüzyıl'dan sonra sürekli dağılma tehlikesiyle yaşamış olan bizim milletimizin 100. Yıl merakı çok daha fazla. Mesela ticaret açısından baktığımızda bizde 100. Yılını geride bırakmak; sektörde bir daha kolay kolay yıkılmamanın alamet-i farikası kabul edilir.
  1. Yıl bir zafer simgesi olarak kabul edilir bizde.
Diğer bir deyişle, "Canım hele bir 100. Yıl'ımıza ulaşalım da gerisi evvel Allah halledilir" kanısı tam da şimdilerde ki ruh halimizi yansıtmıyor mu? Mesela bakın şuan ülkece beklediğimiz bir 100. Yıl tarihi mevcut. Evet, Cumhuriyetimizin 1000. Yılı olacak olan 2023 tarihinden bahsediyorum. Birçoğumuz zannediyor ki 31 Aralık 2022 gecesi saatler 23.59'i gösterdiğinde birden ülkemizdeki ve bölgemizdeki her sorun hallolacak. Dertler bitecek. Varlığımız bu coğrafyada tapusuna kavuşacak. Gidişatın bu yönde olması bizimde temennimiz. Daha güçlü ve bölgesinde lider bir ülke bizimde hedefimiz. Ancak 100. Yıla ulaşmak demek; tüm senetlerini ödeyip müteahhitten evinizin tapusunu almak demek değildir ya da kredilerinizi bitirdikten sonra bankayla ilişkinizi kesmenin rahatlığına da kavuşmuş sayılmazsınız 100. Yılı'nız dolduğunda. Bu yazıda 100. Yıla ulaşmış olabilmenin verdiği rehavet ve101. Yılda örgütleri, şirketleri, devletleri bekleyen direnç kırılmasına vurgu yapmak istedim. 2014 sonlarına doğru Ermeni Meselesi hakkında yayımlanan tez ve makalelerin şöyle ortak bir kanısı vardı: "2015 yılı 1915 olaylarının 100. Yılı olduğundan Ermeniler çok sıkı lobi faaliyetleriyle bizi dünya kamuoyunda sıkıntıya düşürecekler." Evet gerçektende Ermeniler 2015 yılında bugüne kadar aktarmadıkları kaynaklar harcayarak 1915'te bizim kendilerine soykırımda bulunduğumuz yalanını tüm dünyaya haykırdılar. Ve biz her sene 24 Nisan'da olduğu gibi kendi milli tezlerimizi ortaya koyarak kendimizi savunduk ve deyim yerindeyse Ermenilerin 2015 hamlesinde ki şutunu göğsümüzde yumuşatıp dünya kamuoyuna pasladık. Fikir adamlarımız, bizim için zor sayılabilecek 2015 yılını geride bırakmanın rehavetine kapılmadan Ermeni Soykırımı iddiası tarih sahnesinde tamamen çürütülene dek mücadeleyi sürdürmelidir. Unutmayalım ki kişinin en zayıf olduğu an, kendisini en güçlü hissettiği andan bir sonraki andır.
  1. Yıl beklediğimiz bir tarih olduğu için öyle veya böyle bir direnç gösterdik Ermeni iddiaları karşısında. Hatta o güne kadar konuyla alakadar olmayan entelektüel aydınlarımız bile sırf 100. Yılı'nda bir şeyler söylemiş olabilmek için meseleyi kaleme aldılar.
Şimdi 100. Yıl bitti meselenin magazinselliği bir nebze kayboldu. Bundan sonra milletimize dünya kamuoyunda sancı yaşatan bu kişiyi tamamen söküp atmak bu milletin yerli aydınlarına düşmektedir. Artık bu uğurda mücadele edenler 2015 yılına nazaran bir nebze daha yalnız olacaklardır bu kutlu mahkemede. Ermeniler sözde soykırım yalanlarını benimsetmek için 2015'i reklam yılı olarak seçtiler. 2015'te asıl amaçları bizi zorlayıp soykırımı kabul ettirmek değil dünyaya bir reklam vermekti. Başarılı da oldular. Asıl vurucu darbeyi ise bize tehlikeyi atlattığımızı düşündürdükleri anda yapacaklar. Yani reklamlar bitti asıl film ve mücadele taraflar için yeni başlıyor.
  1. Yıl'daki reklamlarının etkisi hafızalardan silinmeden bu işi bitirmek istiyorlar. Bunun için de Türk tarafının direncinin kırılmaya başladığı bir an kolluyorlar. 2015'te milli bir direnç gösterdiğini zanneden milletimiz için tehlikeli zamanlar şimdi başlıyor. Hayır 2015'te gösterdiğimiz işin magazinsel direnci idi. 2015'te yaptıkları reklamın meyvesini en geç 10 yıl içinde toplamayı düşünüyorlar.
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.