1. YAZARLAR

  2. Ömer Aydos

  3. Milli Takım Pembe Dizisi
Ömer Aydos

Ömer Aydos

yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Milli Takım Pembe Dizisi

A+A-

Makedonya hazırlık maçının hemen ardından uçakta yaşanılan Arda Turan ve Gazeteci Bilal Meşe olayının futbol kamuoyuna bomba gibi düşmesi ve günlerce konuşulması, yazılması çizilmesinin ardından gölgede kalan Kosova Milli maçı Pazar gecesi yine kimsenin ilgisini fazla meşgul etmeden oynandı ve tatsız tuzsuz maçı A milli takımımız deplasmanda 4-1 kazandı.
Aslında yaşanan tüm olumsuzlukların ardından milli takımımız için çok zor bir sınavdı. Milli takımda bulunan tüm futbolcuları, bu olayların etkilememesi mümkün değildi. Konsantrasyonu tamamlamak ve maça hazırlanmak için olağanüstü çaba gerekiyordu. Konsantrasyon tam olmasa da maç esnasında kırılma noktalarını iyi değerlendiren takımımız, rakibin de fazla dirençli olamaması nedeniyle zoru kolaya çevirdi.
Maçtan 1-2 gün önce basın toplantısında “Uçakta yaşanılan olayla ilgili bana herhangi bir soru sormayın, sadece Kosova maçı ile ilgili soru sorun, çünkü o malum olayla ilgili tüm merak edilenleri ve her türlü soruyu maçtan hemen sonra yapacağım basın toplantısında bir bir açıklayacağım” diyen sayın futbol direktörü Fatih Terim’in bu tavrı maçı gölgede bırakarak merak uyandırmış ve tüm futbol kamuoyu heyecanla o anı bekliyordu.
Bu yüzden maç nasıl geçmiş, nasıl oynanmış, kim kazanmış, kim kaybetmiş kimsenin umurunda değildi. Herkes sadece ve sadece Terim’in basın toplantısına odaklanmıştı. Bu yüzden maçın bir önemi kalmamış ve maç da bir “mahalle maçı, antrenman maçı” havasında geçmişti. Hatta ve hatta Kosova Milli Takımı bile maça konsantre olamamış, onlar da tabiri caizse “Terim’in açıklamalarını” heyecanla beklemişlerdi.
Maçtan sonra saat 00.30’da başlayan basın toplantısı 1 saat 28 dakika sürmüş ve Sayın Futbol Direktörü Fatih Terim her zamanki yüz şekli, mimikleri ve ruh haline bürünerek, bilinmeyenlerin üstüne yeni bilinmeyenler eklemiş, bırakın her şeyi bir bir açıklamayı, “gri hiçbir şey kalmasın, her şey şeffaf olsun” cümlesini söylemesine rağmen, grilere yeni griler ekleyerek, çok konuşarak fakat yine hiçbir şeyi açıklamadan, yine her şeyi “hadi geri kalanını kendiniz çözün” tavrı ile ve zaman zaman soru soranlara sert çıkarak, “bu da sorulur mu”, “biz bunu daha önce açıklamadık mı”, “kaç kere söyleyeceğiz, daha önce söyledik ya, o söylediğim geçerli” gibi cevaplar vererek yine her şeyi geçiştirmesi, yine hiç isim kullanmadan, “oyuncu, futbolcu, gazeteci, o, bu, şu, onu yapan” gibi tabirlerle akşama damgasını vurmuştur.
Benim kişisel görüşüm ve Fatih Terim’in basın toplantısından çıkardığım sonuç ise;
Tüm bu yaşananların çıkış noktasının, 2016 Avrupa Futbol Şampiyonası öncesi Antalya kampında yaşanan prim tartışmasının bir bölümünde Arda’nın takım kaptanı olarak Burak’ın alacağı primin az olduğunu savunması, bu esnada Fatih Terim’e sesini yükseltmesi ve bu durumun Sayın Terim tarafından unutulmayıp “bir gün hesabı sorulmak üzere” rafa kaldırılmasına ve o günün bugün olduğu kanaati bende hasıl oldu.
Basın toplantısını canlı izleyen bazı spor programlarının sunucu ve konukları adeta şoke olmuş vaziyette dakikalarca hayretle yerlerinde bir şey demeden kalakalmışlardır. NTVspor’a konuk olan Gazeteci Mehmet Demirkol, yorumunda adeta şoke olduğunu ve Fatih Terim’in basın toplantısından bir tane bile bilgi alamadığını, üstü örtülü imalar yaptığını hatta ve hatta Arda Turan olayını baz alarak sayın Fatih Terim’in, milli takım futbolcularının dışarıdan bazı güçler tarafından yönetildiğini ve bu olayların onlar tarafından (isim vermeden tabi) futbolculara yaptırıldığını ima ettiğini söylemiştir. Demirkol’un ve “dışarıdaki kişilerin” kendisi ve Rıdvan Dilmen olabileceğini tahmin ettiğini de açıklaması geceye ayrı bir damga olmuştur.
Programa telefon aracılığı ile bağlanan Arda Turan’a “seni ve milli takım futbolcularını dışarıdan yönlendiren ve yönetenler kimler” sorusu sorulmasına ise Arda’nın kekeleyerek de olsa böyle bir şeyin olmadığını, milli takım futbolcularının dışarıdan kimse tarafından yönetilmediğini veya etki edilmediğini söylemesi de bilinmeyenlere yeni bilinmeyen eklenmesine sebep olmuştur. 
Arda’nın “ben milli takımı bıraktığımı ve kesinlikle geri dönmeyeceğimi açıklamama ve olayın oluş yeri ve milli takım tişörtü üzerimdeyken olması sebebiyle özür dilediğimi söylememe rağmen neden hala benim arkamdan konuşuluyor. Neden konu kapanmıyor” demesi de ilginçti.
Sevgili Arda, burası Türkiye, burada öyle konular kolayca kapanmaz, biz millet olarak bir olayı uzatmayı, dedikodu yapmayı, birin yanına bin katmayı seven bir milletiz. Öyle kolay kolay konu kapanmaz, kapanabilmesi için benzer bir olayı yaşanması gerekir ki, seninki unutulsun o konuşulsun. Ancak o zaman senin konu kapanır. Bu eskiden beri böyle olmuştur, böyle de olacaktır.
Kısacası farklı kazandığımız ve grubumuzda durumumuzu biraz düzelten ve gelecek maçlar için umutla ayrıldığımız bir milli maçtan haz almamak, bunun yerine 3-5 gün önce yaşanmış çirkin olayları hala konuşmak ve tüm bilinmeyenlerin açıklanacağı anı heyecanla bekleyerek, fakat değil bilinmeyenleri öğrenmek, bu bilinmeyenlere yeni bilinmeyenler eklenerek konuyu ileriki günlere taşımak milli takımımızın, yöneticisi, çalıştırıcısı ve futbolcusuyla top yekün sanki düsturu olmuş gibi.
Görüyoruz ki bizim milli takımımız pembe dizilere taş çıkartır. Zaten geçen yıl dizi ihracatında dünya ikinciliğimiz vardı. Bu yıl da milli takımımızın “pembe dizisini” ihraç edersek dünya birinciliğine oynarız.
Haaa futbol mu? Dünya Kupası elemeleri mi? Boşverin, onlar başka baharlara, başka şampiyonalara…

Bu yazı toplam 913 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar
Yazarın Diğer Yazıları

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.