1. HABERLER

  2. YAZARLAR

  3. Vefatının 7. yılında sorularla Muhsin Yazıcıoğlu
Vefatının 7. yılında sorularla Muhsin Yazıcıoğlu

Vefatının 7. yılında sorularla Muhsin Yazıcıoğlu

Kimdi Muhsin Yazıcıoğlu? Milyonların yüreğine nasıl dokundu? Yaz tatillerinde köyde sap saman çığnayan, tarlada ekin toplayan, yüreği yanık, teni...

A+A-
Kimdi Muhsin Yazıcıoğlu? Milyonların yüreğine nasıl dokundu? Yaz tatillerinde köyde sap saman çığnayan, tarlada ekin toplayan, yüreği yanık, teni kavruk Şarkışla'lı bir yiğitti. Beraber gittikleri Hac yolculuğunda anasını Safa ile Merve arasında sırtında taşıyan bir evlattı. Milletin bağrından kopup gelmiş bir siyasetçiydi diyemem; Çünkü o, milletinin bağrından kopamamıştı. Zira kopup gelenlerin değerleri erozyona uğruyordu. O ise değerleri için yaşadı, erozyon söz konusu dahi olamazdı. Değerlerimizi meclise taşıyınca da yüreklerimizde yer buldu. Onun ki nasıl bir siyaset anlayışıydı? Her mitingini şu sözlerle bitiren bir anlayış: Ağaca dayanma kurur, insana dayanma ölür; dayanacaksan Hak’ka dayan, Hak baki kalır'. Kürt Türk karşılaştırmasını hiçbir zaman kullanmayan bir kavrayış: Son zamanların modasıdır bu kıyaslama. Etnik sorunları etnik tavizlerle çözebileceğini iddia edenler hemen Türk, Kürt alevi sünni edebiyatına gireler. Muhsin Yazıcıoğlu'nun düşünce aleminde ise bu anlayış 'Kürt, Türkmen, Alevi, Sünni' şekliyle tezahür etmiştir. O Türk kimliğini kültürel bir çatı olarak kabul etmiş hepimiz bu kilimin desenleriyiz diyerek Kürdün de, Türkmenin de, Çeçenin de, Tatarında birer desen olduğuna ama genel itibarıyla kilimin adının Türk olduğuna işaret etmiştir. Yazıcıoğlu için Türk altında yaşanılan genel bir çatıdır. Bu ayrımı günlük konuşmalarının içine aksettirebilmiş Türk siyasi tarihinde başka bir şahsiyet daha yoktur. Onunkisi önce siyaset yapalım da emekli olunca temizleniriz anlayışı değil, siyaset yaparken temiz kalabilme mücadelesidir. O bir Hazreti Ömer timsali siyasete bulaşarak ta temiz kalınabildiğinin çağımızdaki örneğidir. Muhsin Yazıcıoğlu'nun aramızdan ayrılışına 3 farklı yaklaşım: 1-) Elim bir helikopter kazası sonucunda hayatını kaybeden Yazıcıoğlu… 2-)Şüpheli bir helikopter kazasıyla aramızdan ayrılan Yazıcıoğlu… 3-)Şehadet şerbetini yudumlayan Yazıcıoğlu… İlk iki yaklaşım şöyle açıklanabilir: Türkiye'de 1994-2014 yılları arası toplam 33 helikopter düşmüş. Bunlardan 3 tanesi Emniyet Genel Müdürlüğü'nün helikopteri.27 tanesi Türk Silahlı Kuvvetleri'ne bağlı helikopterler. Kalan 3 taneden 1'i ambulans helikopteri, diğer ikisi ise sivil helikopter. Bu sivillerden biri Trabzon'da tam iniş yaparken yan devriliyor ve iniş yapamadığı için düşmüş sayılıyor. Diğeri ise şu hepimizin bildiği ama maalesef bir türlü aydınlatılamayan 2009 yılındaki Muhsin Yazıcıoğlu'nun helikopteri. Askeri helikopterlerin düşüş nedenleri teknik arıza ve meteoroloji şartlarına bağlanarak kısa vadede aydınlığa kavuşturulmuş. Her kaza şüphelidir ve tedbir takdiri bozmaz ilkelerince bu kazaların teknik bilgilerine girerek yazımı boğmak istemiyorum. Burada sorulması gereken en temel soru şu? 2009 yılında, içerisinde 6 tane cep telefonu bulunan ve 112 acil servis ile 3 küsur dakikalık konuşma yapılmış bir kaza bölgesine devlet ulaşamıyor muydu? Bu teknoloji o zaman ülkemizde yok muydu? - Kazanın ardından tam 3 gün geçtikten sonra kaza bölgesine ulaşıldı, ulaşan da devletin yetkili organları değil Yazıcıoğlu'nu seven bir avuç yöre halkı, birkaç köylüydü. 3.yaklasıma gelince; Bana kalırsa referansı en güçlü olan yaklaşım bu. Zira bu yaklaşım milletin ve kamuoyunun vicdanında yankı bulmuş kabullenilmiş bir yaklaşım. Milletinin çoğu Yazıcıoğlu'nu şehit olarak kabul etti ve bu su götürmez bir gerçekliktir artık. Kendisi ömrü boyunca ulaşılacak makamların en yücesinin şehitlik olduğuna inanarak yaşamış, inanıyoruz ki vefatıyla da şüheda makamına tahtını kurmuştur. Son birkaç şey daha: -Yazıcıoğlu'nun sempati alanı oy oranıyla tamamıyla zıttı. Yaşamı boyunca %1 oyu geçemeyen siyasi başarısının yanında milyonlarca seveni, ardından üzüleni vardı. -Siyaset onun için gömleğin ilk düğmesiydi. O düzgün iliklenirse diğer meseleler de çözüme kavuşurdu. -Devlete küsmemenin, kin gütmemenin, vatan için bedel ödemenin sembolüdür kendisi. Mekanı cennet Makamı âli olsun…
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.