Mustafa ALTINTAŞ

Mustafa ALTINTAŞ

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

15 Temmuz'un Türkiye için anlamı

A+A-

Türkiye Cumhuriyeti devleti, çok partili hayatında, demokrasinin yerleşme eğilimindeyken darbelerle kesintiye uğradığı bir ülke konumunda olmuştur. Darbeler konusundaki geçmişin artık geride kaldığı düşünülürken devlet içerisinde kadrolaşan bir terör örgütü tarafından yapılan darbe girişimi, insanların aklına “geriye mi dönülüyor?” sorusunu getirmiştir. Ancak Türk halkı birlik içerisinde darbeye karşı olduğunu vurgulamıştır. Bütün bunlar demokrasimize direnme gücü ve halkımıza demokrasi bilinci katma anlamında bir ilerlemeyi beraberinde getirmiştir. Hem politikacılar hem de halk için ve dahası dünya siyaseti için 15 Temmuz önemli bir kilometre taşı olmuştur.

Siyaset var olduğundan bu yana insanlar geliştirdikleri değerleri ve sistemleri uygulamaya ve uygularken de bu sistemlere yeni değerler katmaya devam etmişlerdir. Bu değerler bir ucunda gücün egemenliği, diğer ucunda ise mutlak adaletin bulunduğu hayâlî bir çıta üzerinde gidip gelmiştir. Bu bağlamda demokrasi yaygın algı nezdinde insanlığın sahip olduğu değerler sistemini yansıtır. Şüphesiz her demokrasi anlayışının aynı olmadığı ve mekândan mekâna demokrasi sisteminin farklı uygulamalar getirebileceği açık bir gerçektir.

Yaklaşık yüz yıldır demokrasi ile idare edilmeye çalışılan Türkiye’nin bu yolda karşılaşmış olduğu problemlerden en önemlileri demokrasiyi sekteye uğratan askerî darbelerdir. Cumhuriyet tarihimizde darbe olarak anılan olayların sayısı yazardan yazara farklılık gösterse de üzerinde uzlaşılan darbe olayı sayısı en az 3’tür (1960-1980-1997). Bu acı darbe hatıraları demokrasimizin gelişim sürecini durdurmuş ve ülkemizde insan hakları ve özgürlükler bağlamında derin yaralar açmıştır. Türkiye 15 Temmuz gecesi, uzun bir aradan sonra ilk defa fiilî bir darbe girişimi ile karşı karşıya kalmıştır. Bir takım yollarla Türkiye bürokrasisine ve ordusuna sızan FETÖ yapılanması Türkiye’de demokrasiyi askıya almak ve halkın seçmiş olduğu iradeyi illegal bir yol olan darbe ile sistem dışına itmek istemiştir.

Türk milleti tarihinde olduğu gibi yine bir zafer örneği göstererek darbe girişimine karşı olmuştur. Türk milleti boyun eğmemiştir. Bu durum demokrasimiz açısından oldukça önemli bir gelişmedir. 15 Temmuz’un demokrasi anlayışımıza kattığı yeniliklere bakacak olursak; 15 temmuz gecesi meydanlarda toplanan halk, aslında temsili demokrasinin kendisinden ibaret olduğunu ve demokrasinin sahibinin kendisi olduğunu yaşayarak görmüştür. Bu ise Türkiye’deki demokrasi algısında yönetimin bir gruba teslim edilmesine karşı çıkan ve çoğunluk ilkesinin tatbikini önemli kılan bir anlayışın yerleşmesine sebep olmuştur. Demokraside uzlaşı kültürünün önemli olduğu anlaşılmıştır. 15 Temmuz öncesi darbe girişimlerinde ve belki de başarılı olmasının sebeplerinden, siyaset kurumu ve halk gruplarında kendi içlerinde çatışma durumunun ileri boyutlara varmış olduğudur. 15 Temmuz günü böyle bir kaosun olmamasına veya en ileri tabirle düşük seviyede olmasına rağmen birilerinin darbe girişiminde bulunması hem yönetenleri hem de yönetilenleri böyle bir kaos ortamını oluşturmamak için çaba göstermeye sevk etmiştir. Duruma siyasetçiler açısından, meşruluk sorunu bağlamında bakıldığında, iktidara gelen güç; kendisini emniyette hissetmek için, kendisine hükmetme yetki ve görevini veren halkı devreye sokarak, temsilcilerini kurtaran ve böylece demokrasiyi tekrar yürürlüğe sokan bir halk gücünün varlığının farkına varmıştır. Bu ise Türkiye demokrasisinde önemli bir kilometre taşı olmaktadır.

Türkiye demokrasi serüveninde darbeyi püskürtme kabiliyetine sahip bir halka sahip olmaktadır. Ayrıca yönetimin bir grup seçkin tarafından gasp edilmesi olayının tarihe karışması fikri bütün kurumlarımızın demokrasiyi koruma görevinin daha iyi anlaşılmasına hem de demokratik güçlerimizin kendilerini daha rahat hissedeceği bir ortamda siyaset yapma imkânına sahip olmasına sebep olacaktır. Ayrıca bir Türk vatandaşı, ülkesini seven, milliyetçi bir insan olarak da her türlü darbe girişiminin ve demokrasiye zarar verecek her unsurun karşısında olmakla birlikte gerekirse bu vatan için şehadet şerbetini aslanlar gibi içebileceğimizi ifade etmek isterim.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Yazarın Diğer Yazıları