Mustafa ALTINTAŞ

Mustafa ALTINTAŞ

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Aile bağlarımız

A+A-

Günümüzde aile bağları denildiğinde akla ilk gelen şey, kişilerin akrabalık bağı ile bağlı olduğu kişiler arasındaki ilişkilerdir. Geçmişten günümüze herkesin yakındığı durum, kişiler arası iletişim zayıflığı ve hatta kopukluğu, birbirlerini sıkça akla getirmeme, önemli günler dışında görüşmeme veya konuşmama olarak sıralamak mümkündür. Bu durum, hemen herkesin yaşadığı bir durumdur. Genellikle bu gibi durumlardan, yaşları orta yaş veya yaşlı olarak tabir ettiğimiz kitle yakınmaktadır. Çünkü onlar, geçmişi tecrübe ederek içinde bulunduğumuz durumları kıyaslamakta ve çeşitli analizlerde bulunmaktadırlar.

Peki bunun asıl sebebi nedir? Bu durumu birçok faktöre dayandırmak mümkündür. Bunların başında teknoloji çağında yaşayarak artık herkesin sosyal medya kullanmasına bağlayabiliriz. Bu durum, kişiler arasında geçmişte olan bağları zayıflatmakta ve günden güne yok etmektedir. İnsanlar sosyal medyadan doğum günü kutlamaları, dinî bayram kutlamaları, cenaze veya düğün tebriklerini yaparak gönüllerini rahatlatmakta; akraba, eş-dost diye tanımlanan yakınlarının yanlarında bulunmaktan kaçınmaktadır. Burada öz eleştiri yaparsak birçoğunu kendimiz de yapıyoruz. Ne kadar eleştirsek de işlerimizin yoğunluğunu bahane ederek insanlardan uzaklaştığımız farkına varamıyoruz. Doğal olarak bu kopukluk kısır döngüye dönerek alışkanlıklarımız haline geliyor.

Bir diğer faktör ise kişiler arasındaki çıkar ilişkileri... Çevremizden duyduklarımıza elbette araştırmadan itimat etmememiz gerekiyor fakat tecrübe ettiğimiz konular maalesef ki yaşadığımız şeylerden ibaret... İnsanların tecrübeleri sonucunda aktardıkları şu ki; "İnsana uzağından zarar gelmiyor" veya "Sen kazan dostunu, anan doğurur düşmanını"... Bu sözler, geçmişten günümüze atalarımızın tecrübelerini, düşüncelerini, yaşadıklarını anlatan sözlerdir. Doğal olarak çevremizdeki insanlar, bu sözleri birer öğüt niteliğinde alarak benimsemektedirler. Kısacası insanlar yakınlarından görmüş oldukları olumsuz davranışlardan dolayı, onlardan uzaklaşmak istiyor. İnsanlar, bu gibi durumları genellikle en yakınlarındaki insanlardan gördükleri zaman, daha çok hayal kırıklıklarına uğruyorlar. Bunun sonucunda ise aile bağları günden güne kopmaya başlıyor. Pamuk ipliğine bağlı ilişkiler bir anda son bulabiliyor.

Bu faktörlerin üzerine bir de yeni yetişen neslin bu gibi kültürel, geleneksel olgulara önem vermemesi süreci hızlandırıyor. Artık akrabalarını tanımayan bir nesil yetişmeye başlıyor. Neredeyse yüz gençten sekseni bu şekilde yetişmeye devam ediyor. Gençlerin hızla akıp giden dünyanın akışına kendilerini bırakmaları, eskiden var olan değerleri bilmemeleri ve bunları ebeveynlerinden görmemelerinden dolayı aile bağları dediğimiz kavramlar yok olmaya devam ediyor. Ayrıca başlı başına incelenmesi gereken bir konu olan evlilik konusu, insanları aile bağlarından uzaklaştırabiliyor. Eşler arasındaki uyuşmazlıklar, bazı isteklerin ön plana çıkması, kıskançlıklar, karşı tarafın ailesini uzaklaştırma girişimleri gibi konular aile bağlarını zedeleyebilmektedir. Bu durumun sosyolojik, psikolojik veya kültürel birçok yönü bulunmaktadır. Her şeyden önce hangi konu olursa olsun insanlar, aralarındaki konuları iletişim yoluyla halletmeye çalışmalı ve değerlerine sahip çıkmalıdır.

Burada bizlere düşen görev; içinde yaşadığımızın toplumun geleneklerine, göreneklerine bağlı kalarak bunu çağa entegre ederek devam ettirmek olmalıdır. İnsanların birbirlerine olan güvenlerini tekrar kazanmalarını sağlanarak toplum bilinçlenmeli ve ona göre hareket etmelidir. Toplumun temelini oluşturan ailenin, içerisindeki ilişkilerin iyi olması topluma da olumlu bir şekilde yansıyacaktır. Bunları iyi idrak edebilmek için Türk aile yapısının, bölgeden bölgeye, aileden aileye, kişiden kişiye olan değişkenleri araştırılabilir. Aile bağlarımızın sımsıkı ve sağlam bir temele oturtulması ve gelecekte de böyle olması dileğiyle...

Önceki ve Sonraki Yazılar
Yazarın Diğer Yazıları