Salih Levent Uğurlu

Salih Levent Uğurlu

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Akademisyenler kaygılı: Telafi dersleri koyulsun

A+A-

Uzaktan eğitim meselesini ele aldığım son köşe yazımın yankıları büyük oldu.  ODTÜ Eğitim Bilimleri bölümü Öğretim Üyesi Gökçe Gökalp’in görüşlerine yer verdiğim “Uzaktan eğitim okulu dört duvar arasından çıkarmadı” başlıklı yazım, Whatsapp ve e-posta gruplarında birçok akademisyen ve eğitimci tarafından paylaşılmış.

Doğrusu bu kadarını beklemiyordum. Öyle ki sesimiz Ankara’dan Antalya’ya kadar ulaşmış…

Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Banu Bozkurt’un e-postasını aldığımda “şahsım olarak” çok mutlu oldum. Son günlerin revaçta olan tabiriyle… Ancak bir o kadar da endişelendim. Banu hocanın hakimlik, savcılık, avukatlık yapacak son sınıf öğrencilerinin bu dönemi boş geçerek mezun olacak uyarısını önemsiyorum. Zira doktor, dişçi, eczacı, mühendis ya da öğretmen olacak öğrencilerin de aynı durumda olduğu düşünülünce endişelenmemek için bir sebep yok. Hocamdan onay aldım. Meseleyi fazla uzatmadan düşüncelerini ve önerilerini olduğu gibi aktarıyorum.

“Köşe yazınızı dikkatle ve bir o kadar da keyifle okudum. Eğitim bilimleri alanında uzman olmamama rağmen Gökçe hocamın da izniyle bir iki kelam da ben etmek istedim. Ben de naçizane kendi alanım olan hukuk eğitimi açısından değerlendirmek isterim.

Herkesin malumu olduğu üzere uzaktan eğitim hususunda ilk açıklama YÖK Başkanı Prof. Saraç’tan geldi. Akabinde tüm üniversiteleri bir telaş aldı. Önce tüm üniversiteler uzaktan eğitimde canlı dersi zorunlu kılmak istediler. Ancak maalesef birçok üniversitede aynı anda birden çok fakültede canlı ders yapabilecek altyapı olmadığı gibi öğrencilerin bunları takip edebilme altyapısı ise çok daha içler acısı bir durumdaydı. Sonra slayt / sunum, ses kaydı aşamaları denendi. Bunlar kısmen birçok üniversitede başarılı oldu. Başarılı olamayanlar ders notu yüklemek suretiyle eğitime devam ettiler. Tam sistem oturdu derken bu sefer ara sınavların uzaktan yapılmasına karar verildi. İşte şimdi de çarşı pazar bu sebeple karıştı. Çözüldü mü diye sorarsanız hala çözmeye çalışıyoruz.

Uzaktan eğitime elverişli alanlar / bölümler/fakülteler elbette ki vardır. Gökçe hocamın da altını çizdiği gibi Anadolu Üniversitesinde yıllardır Açıköğretim Fakültesi çok da başarılı biçimde bu eğitimi veriyor. Ancak kendi alanım açısından şunu belirtmem gerek: Hukuk eğitimi alsa ama asla uzaktan eğitime elverişli değildir ki bunun da en önemli kanıtı yıllardır yürütülen Açıköğretim Fakültesi kapsamında Hukuk Fakültesinin kurulmamış olmasıdır.

Hukuk eğitimi sanılanın aksine ezbere yönelik değildir. Yani biz sandığınız gibi o ciltlerce kitabı öğrencilere ezberletmeyiz. Hukuk eğitiminin amacı öğrenciyi düşünmeye, sorgulamaya, olaylar arasındaki sebep - sonuç bağlarını görebilmeye yöneltmek; öğrencinin bu yöndeki becerilerini geliştirmektir. Bu sebeple de teorik dersler kadar pratik çalışma adını verdiğimiz somut, hayattan olayların öğrenilmiş olan teorik bilgiler ışığında çözülmesi de hayati önemdedir. Bu çalışmalar yapılırken öğrencilerin derse katılımı, sorulan sorulara verdikleri ya da veremedikleri cevaplar dersin hocası açısından da yol göstericidir.

Dolayısıyla hukuk eğitiminde şekilde hoca ile öğrenci interaktif biçimde temas etmelidir. Ancak gelinen noktada uzaktan eğitim bizlere bu imkânı vermemekte; verememektedir.

Bunun yanında ara sınavların da uzaktan yapılması tam anlamıyla hem biz hocalar hem de öğrenciler için kâbus haline gelmiştir. Zira hem ölçme değerlendirme yapmamızı hem öğrencilerin kendi aralarında kopya çekmelerini engelleyici hem de tüm öğrencilerimizin fırsat eşitliği içerisinde sınav sorularını çözüp bizlere ulaştırabileceği sağlıklı bir yöntem bulmak adeta imkânsız gibi. Özellikle öğrencilerin ekonomik imkanları da göz önünde bulundurulduğunda durum ciddi biçimde iç acıtıyor. Kendi adıma telefonlu cep telefonu bulunmayan öğrencilerim varken internet üzerinden onlardan ara sınav ödevi beklemek beni kelimelerin kifayetsiz kaldığı bir biçimde üzüyor, kızdırıyor, içimi acıtıyor…

“Evet, dünya olarak olağanüstü bir dönemden geçiyoruz. ‘Eğitime mi takıldın be kadın, bir dönem de böyle geçsin ne olacak’ dediğinizi duyar gibiyim. Ancak unutmayın ki hukuk fakültesinde dördüncü sınıfın son döneminde olup; bir dönemi bu şekilde geçirerek mezun olacak öğrencilerimiz, bu dönemin herhangi bir telafisini almaksızın yarın hakim, savcı, avukat olarak karşınıza çıkacak. Onların dağıtacakları adalete muhtaç olacağız. İşte tam da bu sebeple o bir dönem boş geçmemeli.

Telafisi mi? Ben kendi adıma devlet üniversitesinde hoca olarak gönüllüyüm. Yazın telafi dersleri koyacağız desinler; yaz tatilimden, yazın planladığım çalışmalarımdan fedakarlık edip gerekirse Allah’ın her günü ders vermeye razıyım. Yeter ki bu dönemi boş geçirmeyelim…”

Önceki ve Sonraki Yazılar
Yazarın Diğer Yazıları