Mahmut Erdemir

Mahmut Erdemir

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Anadolu’muzun güzel bir ilçesi: Kalecik

A+A-

Ülkemizde öyle illerimiz, ilçelerimiz, kasaba ve köylerimiz var ki; İlk gördüğünüz de hayıflanırsınız, neden daha önce gelmedim, görmedim diye.

Kırıkkaleli olmama, yıllardır da Ankara’da yaşamama rağmen, adını çok duyduğum halde gidemediğim yerlerden biridir Kalecik.

2016 yılıydı, Kırıkkale-Ankara arasındaki karayolu bir kaza nedeniyle geçici olarak trafiğe kapatılınca mecburen Kalecik üzerinden Ankara’ya gelmiştik.

İlçenin içinden geçerken; geniş yolları, “Üzüm ezen kadın” heykeli ve uzaktan gördüğüm kale dikkatimi çekmişti.

Kalecik, Ankara’nın 25 ilçesinden biri.

Kalecik denilince ilk aklıma gelen, değerli edebiyat adamı, Türkiye Yazarlar Birliği’nin kurucu ve şeref Başkanı D. Mehmet Doğan geliyor. Çünkü, kendisi bu ilçede doğmuş, ilkokula burada başlamış.

Ankara’yı çok seviyor. Hem de hakkında bir çok makale ve kitabını yazacak kadar seviyor.

Başkentin görünen ve görünmeyen güzelliklerinin yer aldığı “Ömrüm Ankara - Bir Ankara Şehrengizi” kitabını okuduğunuzda; şehrin binlerce yıllık tarihini, kültürünü, gelenek ve göreneklerini, sanatını, dini yaşayışını, ekonomik durumunu ve tarih boyunca stratejik konumuna şahit oluyorsunuz.

Doğrusu, usta bir edebiyatçının kaleminden “Gerçek Ankara’yı” tanımak isteyenler mutlaka bu eseri okumalı.

Mehmet ağabeyi uzun yıllardır tanıyorum. Radyo Televizyon Üst Kurul Üyesi iken röportaj da yapmıştım. Gazete ve dergilerde yayımlanan yazılarını okuyordum, dört beş kez de konferanslarını dinlemiştim.

Ama, etkilendiğim; düşünce dünyamın şekillenmesine de vesile olan eseri; “Batılılaşma İhaneti” kitabıdır. Batının, Türkiye üzerindeki hain planları ve bu planın içerdeki iş birlikçileri bu kitapta ayan beyan açıklanaıyor.

Türkiye Yazarlar Birliği’nin 2014-2016 ve 2018 (halen devam) tarihlerinde yapılan genel kurullarında yönetim kurullarında görev aldım.

Dolayısıyla; yaklaşık sekiz yıldır artık her gün gördüğüm, Ankara’da ve yurt içinde düzenlenen bir çok faaliyette de birlikte olduğumuz, birlikte yolculuklar yaptığımız, tecrübelerinden, sohbetlerinden yararlandığım bir isim oldu Mehmet ağabey.

Kültür, sanat, dil ve edebiyat; bu işlerle uğraşmak elbette zor, emek ve zaman gerektirir. Maddi bir getirisi olmadığı gibi; Yanlışı düzeltmek, doğruyu bilmek-bulmak, kültürün en önemli taşıyıcısı olan dilin anlaşılabilir olması adına bazen bir kelimenin peşine takılıp günlerce arşivlerde iz sürmek elbette kolay değildir.

Ülkemizin zengin ve köklü kültür ve sanat hayatına ciddi katkılar sağlayan Mehmet ağabeyin yayınlanmış onca eserinin yanında iki ciltlik “Osmanlıca Yazılışlı Doğan Büyük Türkçe Sözlük” Türk diline en büyük hizmettir.

O bir Akif dostudur.

Kalecik gezisinden çok sonra gerçekleşen bir olayı da burada özetleyerek paylaşayım.

D. Mehmet Doğan, Âkif’in vaaz verdiği kürsüde konuştu

Mehmet ağabey güzel, etkili ve akıcı konuşur. Yani yazdığı gibi konuşur, konuştuğu gibi de yazar. Kültür, sanat, edebiyat, sosyal hayat, din, tarih konularındaki konuşmalarını yurt içinde yurt dışında, televizyonda, radyoda, salonda bir çok kez dinledim.

Ama, camide vaaz vereceği hiç aklıma gelmemişti doğrusu. Daha önce, imam efendilerin dışında o kürsüde konuşanı görmedim belki de ondan.

Yazarlar Birliği Yönetim kurulu olarak “İstiklal Marşı Yılı” nda yapacağımız faaliyetleri konuşurken iki konu gündeme geldi.

Birincisi, İstiklal Marşının TBMM de kabul edildiği gün olan; 12 Mart Cuma gününe denk geliyor. O gün, ülkemizdeki tüm camilerde hutbe konusunun “İstiklal Marşı” olması.

 İkincisi ise; Mehmet abinin, Mehmet Âkif Ersoy’un İstiklal Marşını yazdığı Tacettin Dergâhı’nın yanındaki Sultan Camisi'nde kürsüye çıkıp konuşması, vaaz vermesi.

Yıllardır Âkif’le ilgili yazma ve konuşma tekliflerini geri çevirmeyen Mehmet ağabey, TYB Genel Başkanı Pof. Dr. Musa Kazım Arıcan’ın bu teklifini de kabul etti.

Dünyada ve ülkemizde etkisini sürdüren Covid-19 salgını nedeniyle, gerekli tedbirleri alarak 12 Mart 2021 Cuma günü Tacettin Sultan Camisi'ndeyiz.

Âkif şiirlerini, imanının ve fikrinin emrine veren şairdir

Tarihi bir ana şahitlik yapacağız.

Âkif’in daha önce vaaz verdiği kürsüde o’nun hayatını, mücadelesini, İstiklal Marşı'nın yazılış ve kabul ediliş sürecini anlatan Mehmet ağabey; Türkiye'de birçok şairin bulunduğunu ancak Ersoy'un kuvvetli bir iman sahibi olarak şiirlerini, imanının ve fikrinin emrine verdiğini milletimizin de, Ersoy'u "İslam Şairi" olarak benimsediğini aktardı.

Anlamlı bir günde anlamlı bir vaaz oldu. Allah, Mehmet ağabeye sağlıklı ömürler versin inşallah.

Cuma hutbesinde "İstiklal Marşı" konusu işlendi. "İstiklal Marşı: Hakkıdır Hakka Tapan Milletimin İstiklal" konulu hutbe, cuma vakti Türkiye genelindeki camilerde okundu.

Mehmet ağabey, Ankara dışında olmadığı sürece her zaman Yazarlar Birliğine gelir.

Ankara’dan, Anadolu’nun farklı şehirlerden gelen misafirlerini kabul eder; odası her meslekten her yaştan insanların bulunduğu, edebiyatın, sanatın, kültürün konuşulduğu bir mekana dönüşür.

Kendisine verilen- gelen hediyeleri; tabloları, plaketleri, bibloları Birlikteki uygun odalara koyarız. Eğer gelen, yenilecek ya da içilecek bir şeyse açar önce orada bulunanlara  o gün ve sonraki günlerde gelenlere kendi eliyle ikram eder.

Bilenler bilir; Özellikle akşam saatlerinde de mutlaka bisküvi ve çay ikramı vardır.

Önce çayı söyler, masasının çekmecesinden bisküvileri çıkarır sonra da koridorun sonundaki odada oturan İbrahim Ulvi Yavuz ağabeye telefon eder “çay-bisküvi zamanı, haydi gelin” der. Önde İbrahim ağabey, arkasında merhum Ferhat Koç ağabey ve bazen de ben onun arkasında peş peşe gireriz odasına.

Mehmet ağabeyin en büyük özelliği nedir diye sorsanız, edebi kişiliği zaten tartışılmaz. Ama aynı zamanda; “hoşgörülü, paylaşır, ikramda bulunur, yardım eder, vefakâr, önemser ve değer verir” diye özetleye bilirim.

Bu arada protokolden, seremoniden de çok hoşlanmaz.

Özellikle Ankara dışına gittiğimiz faaliyetlerde bir çok kez şahit oldum; Organizasyonu düzenleyenler 25-30 kişinin içinden davet edip, O’nu ayrı, özel bir araçla gideceğimiz yere götürmek isterler.

Elbette, kişiliğine, edebiyat, dil ve kültür hayatımıza yaptığı hizmetler nedeniyle Mehmet ağabeyi tanıyan, ismini duyan herkes ona büyük saygı ve sevgi gösteriyor.

O, bu daveti kabul etmez, yumuşak bir dille teşekkür eder ve “arkadaşlarımın olduğu otobüsle gideyim.” der.

Zaman zaman, Türkiye Yazarlar Birliği yönetimini, vakıf mütevelli heyetini, dostlarını, arkadaşlarını yemeğe de davet eder.

İşte, o davetlerinden birisi ile 13.10.2019 tarihinde Kalecik’e gideceğiz.

Kafilenin toplanma yeri; Macunköy Metro durağı.

 Araç 10.30 da hareket edecek.