Mustafa ALTINTAŞ

Mustafa ALTINTAŞ

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Bahtına Ağladığımız Hocalı!

A+A-

Bahtına ağladığımız Hocalı, toplumsal yasımızın yıldönümündeyiz.

Hocalı katliamı, insanlığa karşı işlenmiş bir cinayettir!

Oturup düşünürken bahtı kara Hocalı

Kurşuna dizildiler çocuk, gençli, kocalı

Vahşetin vahşileri andırıyor deccalı

Esir düşmüş Karabağ sargı tutmuyor yara

Ermeni'yiz diyenler ses vermiyor bu ara

Haşim Kalender acısını böyle dile getirmişti... Kara bahtlı Hocalı...

Hocalı sözü anlamını, Türk dillerinde kutsal bir kişi, evliya anlamına gelen kişilerden almaktadır. Hocalı şehri, Karabağ'da dağlık bölgede yer alan kadim bir Türk şehridir. Bakü ile arasındaki mesafe 375 km'dir. Bahtı kara bir kenttir. Birçok acılar görmüştür. Şehrin tek suçu ise Türk şehri olmasıdır...

1992 yılının Şubat ayının 25'ini 26'sına bağlayan gecede Azerbaycan'ın Karabağ bölgesindeki Hocalı şehrindeki sivil Türkler, Ermeniler tarafından soykırıma maruz bırakılmıştır. "Memorial"  İnsan Hakları Müdafaa Merkezi'nin raporuna göre; 613 kişi katledilmiş, 1275 kişi ise rehin alınmıştır. 155'ten fazla insana ise ne olduğu hâlâ bilinmemektedir. Bu saldırılar sonucunda binden fazla insan sakat kalmıştır. Bu katliam sırasında sekiz aile tamamen yok edilmiştir. Katledilenlerden 56 kişi özel gaddarlıkla ve vahşice diri diri yakılmış, kafalarının derisi soyulmuş, başları kesilmiş, gözleri çıkartılmış, gebe kadınların karınları süngü ile delik deşik edilmiş... Rapordaki bilgilere göre Ermeniler, bir gecede kanlı bir vahşet meydana getirmiştir.

Zamanında Çarlık Rusyasının İran Büyükelçisin Rus imparatoruna bir mektup göndermiş ve bu mektupta Ermenilerin yerleşimlerine izin verilmesinin mümkün olmayacağını ve izin verilmesi halinde, Ermenilerin bölgede birkaç yıl yaşadıktan sonra orayı benimseyerek kendi toprakları oldukları iddiasıyla ortaya çıkacaklarını belirtmiştir. Geçmişten günümüze kadar geçen sürede Ermenilerin yaptıklarına bakıldığında Büyükelçi'nin haksız olmadığı ortaya çıkmıştır. 1890'da "Denizden Denize Büyük Ermenistan" fikriyle başlayan haksız toprak iddiaları,  yıllar geçtikçe devam etmiş ve Türkler Ermenilerin zulümlerine uğramaya başlamışlardır. 1905 Ağustos'unda Şuşa'da 17 Türk-Müslüman'a yapılan zalimlikleri, Kasım'da Gence'deki olaylar takip etmiştir. Ermeniler tarihin her döneminde başımıza bela olan bir millettir.

Şamil Sabiroğlu ve Efsane Bayramkızı'nın kitabında belirttiği üzere; 1918'e gelindiğinde olaylar Türkiye'ye uğramaya başlamış ve Kars'ta 671 kişinin yaşadığı Derecik köyünde 660 kişinin öldürüldüğü bir katliam gerçekleştirilmiştir. O dönemde yaşamış Aşık Kahraman, kendince zulme sesini çıkarmaya çalışmış ve şu dizeleri haykırmıştır:

Ey ağalar, nasıl diyem derdimiz:

vardı zulmün sonu arşa dayandı.

Ermeni, İslâm’ı kırdı, taladı,

Mazlumların amani arşa dayandı.

Bütün bu olan olaylar göstermektedir ki Ermeniler hangi yıllarda yaşamış olursa olsun, Türkler üzerindeki emellerinden vazgeçmediler ve vazgeçmeye de niyetleri pek görünmemekte... Ortaya attıkları Ermeni soykırımı yalanları ve destekçileri ile de kamuoyu toplayarak kendileri haklı göstermekte ve bütün insanları da buna inandırmaya çalışmaktadırlar. Hocalı katliamı, tüm insanlığın dersler çıkartması, yaşanan trajediye ilişkin bir vicdan muhasebesi yapması gereken önemli bir olaydır. Hangi milletten olursa olsun, hangi dine mensup olursa olsun insanların doğruyu ve yanlışı ayırt etmeleri gerekiyor... Biz Türkler olarak sesimizi sonuna kadar duyurmaya çalışacağız... Bu Türklük meselesi değil insanlık meselesidir... O yüzden her olaya sesini çıkarabilen insanların böylesi toplumsal olaylarda da sesinin yükseltebilmelerini umut ediyoruz... Allah bizleri inandığımız doğru yollardan ayırmasın...Tüm dünya Türklüğünü ebediyete kadar payidar kılsın...

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
Yazarın Diğer Yazıları