Bahattin Demiray

Bahattin Demiray

yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Batının üç “F”yi dayatması

A+A-

“Aşk kelimesini oluşturan ayn, şîn ve kaf harflerinden ‘ayn’ harfi göze ve görmeye, ‘şîn’ harfi dolu dolu içilen şevk şarabına, ‘kaf’ harfi ise kalbe işarettir.”

Peygamber Efendimiz s.a.v. buyuruyor: Nerede olursan ol Allah'a karşı gelmekten sakın yaptığın kötülüğün arkasından bir iyilik yap ki bu Onu yok etsin. İnsanlara Karşı Güzel Ahlakın Gereğine Göre Davran. Ne Kadar Yaşarsan Yaşa Sonunda Öleceksin Ne Kadar Seversen Sev Sonunda Ayrılacaksın Dilediğini İşle Muhakkak Karşılığını Görürsün. İnsanları Kıymetini Bilmedikleri İki Tane Nimet Vardır Biri Sağlık Biri de Boş Vakittir. Bana Yakın Olanlar Soyumdan Gelenler Değil Yolumdan Gidenlerdir. Nebi (S.A.V.) Üzerine Salavat Okumak Köle Azat Etmekten Efdaldir Kişi Haksız Olarak Bir Şeye Lanet Ederse O Lanet Kendine Döner Utanmadıktan sonra dilediğini yap!

Söz Taşıyanlar Cezalarını Çekmeden Ya da Affedilmedikçe Cennete Giremezler. Her Gece Rabbimiz Gecenin Son Üçte Biri Girince Dünya Semasına İner Ve Kim Bana Dua Ediyorsa Ona İcabet Edeyim Kim Benden Bir Şey İstemişse Kim Bana İstiğfarda Bulunursa Ona Mağfirette Bulunayım. Kazancın En Hayırlısı İnsanın Kendi Eli ile Olan Ameli, Sanatı, Mesleği ve Her Bir Memur Hileden Uzak İyi Ticaret Muamelesidir. Müslüman'la Alakayı Kesmek Onun Kanını Dökmek Gibidir. İman Sahibi Her Hataya Düşebilir Fakat Hainlik Yapamaz ve Yalan Söyleyemez. Kim Bir Zümreye Benzemeye Çalışırsa o Onlardandır. Saçı Sakalı Ağarmış Yaşlı Müslüman'a Saygı Gösterip İkram Allah'a Saygıdandır. Ezan İle Kamet Arasında Dua Reddolunmaz Dinde Namazın Yeri Vücutta Başın Yeri Gibidir.

Allah'tan Utanmayan İnsanlardan 'da Utanmaz. Yetimlerin Mallarını Haksız Yere Yiyenler, Ancak ve Ancak Karınlarını Doldurasıya Ateş Yemiş Olurlar ve Zaten Onlar Şiddetli Bir Ateşe (Cehenneme) Gireceklerdir. Bu Allah'ın Kullarının Kalplerini Yerleştirdiği Merhamettir Ve Allah Anca Merhametli Kullarına Rahmet Eder. Namaz, Allahü teâlânın hoşnut olduğu bütün amellerin en faziletlisidir. Rızkın bereketi, duanın kabulüdür. Kabirde ışıktır. Sıratı yıldırım gibi geçiricidir. Cennette başa taçtır. İmanın başı, gözün nuru ve Cehennemden kurtarıcıdır. Allahım! Gazabından Rızana, Cezandan Affına Sığınırım. Senden Sana Sığınırım. Senin Üzerinde Övgüyü Bir Bir Saysam Bitiremem. Sen, Kendi Büyük Ve Yüce Zatını Nasıl Övdüysen, Şüphesiz Ki Öylesin. Bir Müslüman’ın Diktiği Ağaç'tan veya Ektiği Ekin'den İnsan, Hayvan ve Kuşların Yedikleri Şeyler, O Müslüman İçin Birer Sadakadır.

Hz.Muhammed (s.a.v) her ne olursa olsun karşıdaki kişiye daima merhametli davranırdı.Kırıcı bir söz söylemezdi. Hz.Muhammed(s.a.v) Taif'e gittiğinde Taifliler tarafından hoş karşılanmamıştı.Mekkelilerin etkisiyle Taifliler taşla saldırmıştı.Bunun üzerine peygamberimiz çok üzülmüş ve Allah'tan onlar için af dilemiştir. "İyilik etmeleri için çocuklarınıza yardımcı olun. Her anne ve baba çocuklarının itaatsizliğine engel olabilir." Mümin) kardeşine tebessüm etmen sadakadır.

İyiliği emredip kötülükten sakındırman sadakadır. Yolunu kaybeden kimseye yol göstermen sadakadır. Yoldan taş, diken, kemik gibi şeyleri kaldırıp atman da senin için sadakadır. "İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez." Mü'minin başka hiç kimsede bulunmayan ilginç bir hali vardır; Onun her işi hayırdır .Eğer bir genişliğe (nimete)kavuşursa şükreder ve bu onun için bir hayır olur. Eğer bir darlığa (musibete)uğrarsa sabreder ve bu da onun için bir hayır olur.

Süfyan-ı Sevrî k.s. hazretleri şöyle buyuruyor: “Sen kendini tanı, hakkında söylenenler sana ne bir zarar verir, ne bir fayda sağlar. Çünkü sen birilerinin söylediği gibi değil, kendini tanıdığın gibisin.”

Zünnûn-i Mısrî k.s. beş şeyde rahatlık olduğunu söyler:

1-Kötü arkadaşları bırakmakta,  2-Dünyaya karşı zühd içinde olmakta, 3- Susmakta (Gereksiz konuşmamakta), 4- Gözlerden uzak bir yerde yapılan ibadetin lezzetinde, 5- İnsanların isyan ve günahını örtmeye gayret edip Allah’ın kullarını utandırmayı bırakmakta.

Zünnûn-i Mısrî k.s. hazretleri bu beş haslete ulaşan kişiden; çekişme, tartışma, gösteriş, süslü görünme ve makam sevdasının gideceğini söyler.

İspanya'yı ziyaret etmek amacı ilke Belçika prensi ispanyaya gelir o zamanların İspanya Kralı Franco’dur Franco zamanında ispanyanın günümüz Türkiye'sinden bir farkı yoktur. İşsizlik ve ekonomik yıkım hat safhadadır. Ancak böyle olmasına rağmen ispanya halkı hayatından son derece memnundur. Belçika prensi bu duruma çok şaşırır ve bu durumu Kral Franco’ya sorar. Sayın kral ülkenizde ekonomik yıkım varken insanlarınız nasıl bu derecede mutlu?

Bizde böyle bir şey olursa kıyamet kopar der Kral Franco gülerek der ki futbol, fantezi, fiesta der tabi ki Belçika prensi bunu anlamaz. Neyse Belçika prensi ülkesine döner ve akil adamlarını toplar der ki Kral Franco “Bana futbol, fiesta, fantezi diye 3 F kuralından bahsetti bu nedir diye sorar akil adamlar sorup soruşturur ama bir şey bulamazlar belçika prensi durumu öğrenmek için Kral Franco’nun yanına tez gider der ki sayın kral ben bu “3 F” kuralını anlayamadım izah edin” der ki Kral franco sana anlatıyım futbol ile milleti uyutuyorum sürekli her hafta birden fazla futbol maçları düzenletiyorum fiesta yani sürekli olarak belediyeler ile festivaller düzenliyorum fantezi ise halkımı cinselliğe sürekli teşvik ediyorum bunların ortak noktası ise halkımı uyutuyorum günümüzde de “Kamu kurum ve kuruluşlarına girmek için bir sürü torpil bulup görev yapanların, orada neme lazımcılığı, bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın zihniyetiyle hareket ettiği, verilen görevi yapmak yerine kendisine vazife olmayan hal ve tutumlarla gününü geçirdiği, ifrad ve tefridle yaşadığı orta yolu bulamadığı, haklar konusunda kendisinin mangalda kül bırakmazken kendisinin görev yaparken haksızlık üzerine haksızlık yaptığı, “Bal tutan parmağını yalar” “Çeşmenin başında helkeni doldur zihniyetiyle hem hal olduğu, kendince, ırkçı, ideolojik, etnik, futbol takımı, siyaset, v.b. düşmanları edindiği…” Üstüne lazım olmayan konularda bilgiçlik de toz kondurmadığı, birde hatır tanımaz insanı saymazlığı da yadsınamaz. Bazı seçilmişlerde, seçim sonucu seçmenlerini de unutup, vatandaşın hak ve menfaatlerini hiçe sayarak mağdur etmektedirler. Tarih boyunca insanlık alemi yaşamımızın ne, nerede, niçin, nasılını, ve kimle olduğumuz hakikatini verirken, bu gerçekleri öğretmek yerine, başka alanlara bakmak niye… Çocuklarda bağımlılıklar sosyal kurum ve kuruluşlarda çaresizlikler evlerde huzursuzluklar hayattan zevk almayışlar, nedeniyle baktığımızda verilecek bilgileri verilememektedir.

Koca Yusuf’un hazin sonunu baktığımızda: “Avrupa ve Amerika’daki güreşlerinden 800 altın kazanmıştı Koca Yusuf. Bunları kemerine yerleştirip Fransız bandıralı La Buorgogne varupu ile yurda dönerken bindiği gemi Atlas Okyanusu’nda sis yüzünden İrlanda bandıralı Cromartyshre gemisiyle çarpıştı. 721 yolcunun bulunduğu La Buorgogne, kaşla göz arasında sulara gömülü vermişti. Bu kez denizin içinde bir panik başlamıştı. Denize dökülenler, filikalara atlayıp canlarını kurtarmak istiyorlardı. Koca Yusuf da can havliyle bir filikanın kenarına yapışmıştı. Filika’da bulunanlar onun heybetli vücudu ile sandalı devirmesinden korktular.

Önce yüzüne, kafasına kürekle vurmayı denediler. Fakat dev yapılı adamın çelik pençeleri sanki filikaya kilitlenmişti. Yarılan kafasından ve suratından akan kanlar posbıyıklarının üzerine doğru iniyordu. Onun bu hali filikada bulunanlara daha büyük bir dehşet vermişti. İçlerinden canavar ruhlu bir tanesi filika içinde bulunan ve ipleri kesmek için kullanılan ufak bir baltayı kaptığı gibi o çelik pençelere vahşi bir ihtiras içinde rastgele indirmeye başladı. Bileklerinden kesilip kopan o çelik pençeler gevşedi ve Koca Yusuf’un o dev vücudu Atlantik Okyanus’unun derinliklerine doğru gömülüp gitti.”

Balta koca Yusuf’un bileklerini kesti ama bizimde sonsuz yaşamımız olan ahiret yurdumuzu kazanmamızı sağlayan (Gerçek ilim, kanaat, itaat, fazilet, iman, ihlas, şükür, sabır, sekinet, vefa, doğruluk, adalet, sevgi, edep, tevhid, tevazu, ağzı sıkılık, hakikat ve cömertlik, duygularımızı, filmlerle malayaniliklerle boş faydasız, işlerle batılıların televizyonla internetle, her türlü oyunlarla, futbol, kötü alışkanlıkları, filmlerdeki ahlaksızlıkları ve hayat hikayeleriyle model olarak bizlere dayattığı jakoben yaşam biçimiyle, çocuklarında internette yaşına uygun olmayan filmleri seyretmeleri ve televizyonda 25 kare ile ahlaksızlığa düşmeleri ve günahların gözle kulakla  dille gelmesi sonucu kalpte kara noktalar artarak kap kara kalp oluşturarak ahret kazancımızın önünü kesmeye devam ediyor. Selam ve duayla…

Önceki ve Sonraki Yazılar
Yazarın Diğer Yazıları

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.