Mustafa ALTINTAŞ

Mustafa ALTINTAŞ

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Bir saniye

A+A-

"Bir saniyesine bile hakim olamadığımız, hükmedemediğimiz bir hayat bir dünya için fırıldak olmaya gerek yok" Muhsin Yazıcıoğlu

Yazıma başlamadan önce bundan tam on yıl önce bir seçim arifesinde kaybettiğimiz Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nu rahmet ve minnetle anıyorum.

Değerli okurlarım, aslında söze Muhsin başkanın bu sözüyle başlamamanın elbette bir anlamı vardır. Yaklaşmakta olan seçimlerin heyecanı, maratonu, ateşi hızla artmaktadır. Dolayısıyla bir kaç aydır seçim çalışmalarında olan siyasi partilerin genel başkanları, parti üyeleri, belediye başkan adayları, diğer alanlardaki adayları ve partilerine gönül bağıyla bağlanmış olan insanlar, seçim gününün yaklaşması ile beraber aşırı bir duygu durumu içerisindedirler. Bu duygu durumlarının bu insanlara vermiş olduğu heyecan ve stres, onları etraflarına bazı zamanlarda öfke ve sinir saçmalarına neden olmaktadır. Hâl böyle iken etrafa saçılan bu öfke ve sinirler, çevrede olumsuz bir hava estirmektedir.

Yeniden başa dönecek olursak, insan hayatı tamamen pamuk ipliğine bağlı bir durumdur. Yani bir insanın ne zaman hayatını kaybedeceğini hiç kimse bilemediği için bu öfkelerin, bu sinirlerin, bu aşırılıkların olması kadar yanlış ve hatalı bir durum daha yoktur. Dolayısıyla merhum Muhsin başkan bunu çok güzel bir sözle ifade ederek durumun ciddiyetini ortaya koymaktadır. Bir saniye sonrasını bile bilmediğimiz bir hayat için insanların kalbini kırmaya, onları üzmeye hatta ve hatta bu durumu ileriye götürerek fiziksel şiddete başvurmaya hiç kimsenin hakkı yoktur.

Genellikle seçim zamanlarında sıklıkla duyduğumuz olayları, bu seçimde yeniden duymaya başladık. Maalesef ki seçimlerin bir araç olduğunu unutan, insanların birlikte yaşam iradesini elinden almaya çalışan bazı kendini bilmez kişiler, makam ve mevkii sevdası uğruna rakiplerine kötü davranışlarda bulunmakta ve Türk toplumuna yakışmayan hareketlerde bulunmaktadırlar. Geçmişte yapılan siyasete ve siyaseti yapan kişilere baktığımızda ahlâk ve nezaket anlayışı çerçevesinde bir durumun ortaya çıktığını görmekteyiz. Fakat günümüz siyasetçilerine baktığımızda ise birbirlerine ağır ithamlarda bulunan, kötü sözler söylemekten çekinmeyen siyasetçilerin fazlalaştığını görüyoruz. Bu A ya da B kişisi olarak değerlendirmek doğru olmaz. Ama siyasetçiler gündemin yoğunluğundan, siyasetin ve seçimin verdiği hareketlilikten dolayı saldırgan tavırlar içine girmektedir. Bu durum da hem siyasetçilerin hem de siyasi partilerin imajını halk nezdinde zedelemektedir.

Bir diğer olumsuz durum ise siyasetçilerden farklı olarak, toplumun içinde yaşayan ve bazı siyasi görüşlere, siyasi partilere ve siyasi kimliklere aşırı tutkun olan kişilerin, sevdikleriyle, arkadaşlarıyla veya tanımadığı fakat farklı siyasi görüşten olduğunu öğrendiği insanlarla genellikle sözlü olarak münakaşa içine girmeleridir. Elbette ki herkesin bir siyasi görüşü olabilir. Ya da bir siyasi partiye gönülden bağlı olabilir. Hatta bazı siyasi partilerin liderlerine aşırı şekilde sevgi duyabilir. Ancak bu durum, içinde yaşanılan topluma olumsuz bir şekilde yansımamalıdır. Sonuçta siyasetçilerin yapması gereken davranışları vatandaşlar üstlenmeye kalkarsa o yerde bir kaos ortamı meydana gelir. Siyasi partilerin yöneticilerinin yakınları elbette onları desteklemek isteyecektir. Fakat bu durumun aşırılıkla yapılması faydadan çok zarara sebep olabilir. Karşıt görüşten olan insanlara onları aşağılayıcı, onurunu kırıcı sözler söylemek, hiçbir siyasetçiye de vatandaşa da yakışmayacak bir harekettir. Herkesin hayat düşüncesine ve yaşantısına saygı duyulması gerekmektedir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti demokratik ve özgür bir devlettir. Kanunlarda belirtilen şekillerde herkes başkalarının özgürlüğünü kısıtlamayacak bir biçimde özgür davranabilir.

Son olarak biz bir Türk vatandaşı olarak elimizden geldiğince hiç kimsenin kalbini kırmamalı ve herkese saygı/hoşgörü düsturu ile yaklaşmalıyız. Bu zamana kadar yapılan seçimler nasıl geçtiyse 31 Mart 2019 Mahalli İdareler seçimi de geçecektir. 1 Nisan sabahı eşimizin, dostumuzun, akrabamızın, arkadaşımızın yüzüne utançla değil saygı ve sevgiyle bakmalıyız. Onlar hiç bir zaman değişmez. Bu "Bir Saniye" faktörünü unutmayarak herkese öyle davranmalı ve seçimden sonra "Geçim"in de olduğunu unutmamalıyız. 31 Mart Mahalli İdareler Seçimi'nin ülkemiz ve milletimiz adına hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Ülkesine, milletine ve şehrine gerçekten hizmet etmek amacıyla yola çıkanların başarıya ulaşmalarını diliyorum. Seçim günü yukarıda bahsettiğimiz olayların ve durumların yaşandığı haberlerini almamak dileğiyle...

Önceki ve Sonraki Yazılar
Yazarın Diğer Yazıları