Feyza Dursun

Feyza Dursun

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Bir yazar bin dokunuş

A+A-

Kitaplar derinliklerimiz, yol arkadaşlarımız ve bizi biz eden gönül dostlarımızdır. Yazılarıma ara ara okuduğum kitaplardan ve yazarlardan söz edeceğim. Kaleme alacağım akademi dünyasının öne çıkan psikolog, yazar Kemal Sayar’ın bazı eserlerinden alıntılar olacak.

Yıllar önce uğradığım bir kitapçıda gayri ihtiyari dikkatimi çekmişti “Sufi Psikolojisi” kitabı. Alışkanlıklarım arasında önce yazarına bakarım, ardından arka kapağını okur ve sayfalarını karıştırırım. Yazarını tanımıyorsam araştırma yapar ve bilgi edinmeye çalışırım. “Sufi Psikolojisi” kitabı da titiz bir incelemeden sonar kitaplığımdaki raflar arasında yer aldı. Kitabın son sayfasını kapattığımda düşünce dünyamda farklı kapılar açıldı.

Büyük emek verilerek yazılan bu kitap, çeşitli yazıları biraraya getirmiş oldukça sade bir anlatıyla farklı kapılar açıp düşündüren, tasavvufi anlamak isteyenlere önemli bir rehber niteliğinde. Zaman zaman okuru Yunus Emre, Mevlana gibi büyük düşünürlerle bir araya getiren bir başucu yapıtı.

Kemal Sayar’ın okuduğum her bir eseri gönül dünyama bir yol haritası çizdi. İşte okuduğum kitaplarından altını çizdiğim bazı satırlar:

Diyalog, karşımızdakine kendimizi bütün kalbimizle açmaktır. Tekemmül etmiş sevgi iki insanı birleştirir, ama onlar yine de iki insan olarak kalmaya devam ederler. Bugün yaşadığımız ülkenin kimi insanları birbirine sağır gibi duruyor, her toplumsal kesim kendisine göre bir “öteki” tanımlıyorsa müsamahanın toprağına yabancılaşmışız demektir.( Olmak Cesareti, s:22)

Yaşamaktan ve sevmekten derin bir korkuyla korksak da, aslolan hayattır. Hayata savaş açamayız. Baharda tomurcuklanan ağaca savaş açamayız, bir delikanlının kıpırtılı yüreğine, serinleten yağmura ve ısıtan güneşe savaş açamayız. Ve insanların iç dünyalarına savaş açamayız, onun mucizesi oradadır, her birinin farklı oluşunda …’Şükür ki insandan insana fark var.’ ( Olmak Cesareti, s:38)

Aşk, artık gürültücü, Artık aşkın gürültüsünden durulmuyor. Aşkı ruhunda dinlendiren sevgililer yok. Ortalığı telaşa vermek, yakmak, yıkmak, kırmak istiyor. Eskinin sessiz ve içli aşıkları nerede şimdi? Aşkını içinde bir ateş gibi gezdiren, “Yaktığımdan daha büyük ateşlerde yandım” diyen o mahzun sevgililer? ( Hayat Teselli Bulmaktır, s:55)

Bazen ayrılıklar, kayıplar beni kederle başbaşa bırakır ancak keder bana bu kayıplarla başa çıkabileceğim bir imkan verir. Kayıplarımı ancak kederle özümser ve sindiririm. Keder, adeta ruhumun süzgecidir ve ancak onunla bir şeyleri yerli yerine oturtmaya başlarım. Ancak bu benim aynı zamanda bir depresyon kuyusuna yuvarlanmamı ve sonsuza dek orada kalmamı gerektirmez. Eğer durumu değiştirebileceksem ‘olmak cesareti’ni göstermeli ve gerekli adımları atmalıyım. (Biraz Yağmur Kimseyi İncitmez, s: 184)

Hayata umutla bakmak, yaşadığımız her bir şeyi boşuna yaşamadığımızı bilmekle olur. Yaşadığımız olay bize ne ölçüde acı verdiyse ders de o kadar derin olmuştur. (Kalbin Direnişi, s: 28)

Bir Fransız vatandaşı olmasına rağmen Cezayirli direnişçilerle Fransız işgaline karşı savaşan psikiyatri Frantz Fanon da, ölümünden kısa bir süre önce şöyle yazmıştı: “Size söylemek istediğim, ölümün her zaman bizimle, hep yanıbaşımızda olduğudur. Önemli olan, ondan ne zaman kaçıp kurtulacağımız değil; inandığımız fikirler için elimizden gelenin azamisini yapıp yapmadığımızdır… Eğer en başta bir amacın hizmetkarı değilsek, hakkın, adalet ve özgürlüğün sevdalısı değilsek, yeryüzünde bir hiçiz demektir.” (Kalbin Direnişi, s: 99)

Okuduğumuz kitaplar ve altını çizdiğimiz cümleler bir nevi hayat tecrübemizdir. İnsan bir kitap, okumasını bilene. Ve insanı tanımak için bazen bir bakış, bir dokunuş yetmez mi?

Bu yazı toplam 724 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar
Yazarın Diğer Yazıları