Sefer Aşır Eraslan

Sefer Aşır Eraslan

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Birecik evleri

A+A-

Birecik, bir güzel vatan köşesi… İstiklal Savaşı yıllarında, Fransızların işgaline uğramıştır. Bu savaşa taa Zonguldak’ın Eflani ilçesinden Osman Efendi de katılmıştır. ”Ayağımızda ayakkabı yoktu. Elimizde silahımız da yoktu. Başımızdaki çavuşun elindeki çakaralmaz mavzer dışında silahımız yoktu. Ben çavuştum. Diğer askerlerin elinde sopa, yiyecek azığı da yoktu. İlk vurduğumuz Fransız askerinin önce ayaklarındaki potinlere koşuyorduk. Çünkü ayaklarımız taşlardan yara içindeydi. Dikenli dağ başlarında ayaklarımız basamayacak kadar acı veriyordu. Potinlerin birini birimiz diğerini başka birimiz alıyordu. “İstiklal Savaşındaki mücadeleyi anlatan şair”, “Sopayınan vura vura kurtardık” dediği gibi yaptık” diyordu. Birecik manisinde ise durum şöyle anlatılıyordu:

Kaleye çıktım yayan

Oradan attım payam

Tahtadan top yaptırdım

Dayan Fransız dayan

Birecik çok fazla seveni olduğundan ismi de kendisi gibi eskilerin deyimi ile ”ismi ile müsemma” dedikleri gibi bir şehir. Birecik’ten geçip giden Fırat nehri bir başka kahramanın yattığı yer olan sınır dışındaki tek Türk toprağı olan Caber’e selam götürürdü. Şimdi maalesef o da yok. Halep Kalesi ile birbirine bakışan Birecik Kalesi yükseklerden selamlaşır, halleşir, dilleşirdi. Zalimler orayı da harap ederek bu rabıtayı kestiler. Şimdi her ikisi de mahzundur. Birecik Kalesi, kaybettiği kardeşinin yasını tutarken, Halep Kalesi başına gelenlerden muzdariptir. Birecik bunca hengameden sonra huzur şehridir. Fırat can katar. Türkiye’nin en büyük köprüsü yakın zamana kadar Fırat üzerine kurulu olan Birecik Köprüsü’ydü. Kelaynakların vatanı, yetiştirilme merkezi de Birecik şehri. Okur- yazarlığı en yüksek olan yerdir. Birecik fıstığı zenginlik katar şehre. En leziz en değerli fıstıktır burada yetişen fıstıklar. Burada fıstık bunca bol olursa bereket dolarsa şehre elbette fıstık ticareti de revaçtaki bir meslek, bir kazanç çeşidi halini almıştır.

Bu yazımızda hem Birecik şehrini tanıtacağız hem de Birecik evlerinden bahsedeceğiz. Çünkü kaybolmakta olan, kaybetmekte olduğumuz önemli zenginliklerimizden kültürel mirasımızdan birisi de Birecik Evleri”dir. Hem genel olarak Birecik evlerini anlatırken hem de bu güne gelme başarısını göstermiş, bizim diyar olduğunu haykıran bu atalar mirasının örneklerini hatırlayacağız. Modern şehrin bu hale gelmesinde en çok emeği olan bu günkü başkan Faruk Pınarbaşı Beyefendi’ye de elbette teşekkürler etmek gerekir. “Bu şehir benim şehrim, yıllarca burada yaşadım. Bu insanlarla iyi günler kötü günler yaşadık. Hepsi bu şehirde oldu. Allah ömür verdikçe de burada yaşayacağım. Öyleyse bu şehri bir heves uğruna güç elimdeyken tarumar etmemeliyim. Yarın hem şehir hem de şehirde yaşayanlar beni suçlamadan iftiharla anmaları ve gördüklerinde selamlaşmaları için bu şehre kötülük yapmak, bir rant hevesi uğruna eskiyi yok etmek bana yakışmaz. Şehrimin tarihe tanığı, var oluş vesilesi olan bu yapıları korumalıyım, yaşatmalıyım” düşüncesindeki başkan şehrin tarihi ve tabii dokusunu koruyup modernleşmeyi başka sahalarda uygulayarak da örnek olmuştur.

Birecik evleri kesme taştan yapılmıştır. Genellikle üç nesil bir arada yaşandığı için konak tarzında olan evlerin üst katında gençler, alt katta da eskiler yaşar. Sıcak bir bölge olması sebebiyle taşın faydalarından yazın sıcaktan korunmak, kışın da soğuktan korunmak amaçlanmıştır. Yine sıcaklardan korunmak için adeta sırt sırta verilerek, adeta el ele vererek, dar sokaklarda ortak bir savunma mekanizması oluşturulmuştur. İşte bazı Birecik Evleri ve karakteristik özellikleri. Arabanın giremediği bu dar sokaklar gürültüden de uzak asude bir hayat merkezidir. Bu arada elbette şehrin temizliğinin yapanların araba giremeyen bu dar sokakları temizlemek için geliştirdikleri usulle, “kadrolu temizlik eşeği” ile yapmaktadırlar.

BİRECİK EVLERİ.

Birecik evlerinin genel karakteristik özelliklerinden bahsettikten sonra bazı güzel ve bu güne gelebilmiş örneklerinden bahsedeceğiz. Tek katlı olarak kesme taşta inşa edilmişlerdir. Avlulu bir yapıdır. Avluya genellikle basık bir taş kapıdan girilir. Odalar avluya açılır. Üst kata da yine taş merdivenlerden ya bir düz dama çıkılarak geçilir veya küçük balkondan geçilir. Pencereler dikdörtgen şeklindedir. Oda tavanları ahşaptır. Oda tavanları bitkisel ve geometrik şekillerle kalem işçiliğinin en güzel örnekleriyle kendisini gösterir. Odalara avludan geçiş kemerli bir girişten sağlanır. Avlunun ortasında bir geometrik havuz bulunur. “Eşek sırtı” bezemeli açıklıklar dış cepheyi hareketlendirir.

Devamı pazartesi

Önceki ve Sonraki Yazılar
Yazarın Diğer Yazıları

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.