Gülay Ertunç

Gülay Ertunç

yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Böyle karşılama töreni mi olur?

A+A-

2019-2020 Eğitim-öğretim yılı açıldı ve yaklaşık 18 milyon öğrenci ders başı yaptı. Bütün öğrencilerimize zihin açıklığı diliyor başarılı ve güzel bir eğitim dönemi olmasını temenni ediyorum.

Eğitim yılının başlaması münasebetiyle birçok okulda çeşitli karşılama törenleri yapıldı. Yeni gelen öğrencilere “hoş geldin” adı altında çeşitli hediyeler verildi, küçük çaplı şakalar bile yapıldı. Fakat bunların içinde bir karşılama görüntüsü vardı ki izleyince inanın hem üzüldüm hem de yazık dedim.

Ülkemizi emanet edeceğimiz yarının büyükleri ve geleceğimize yön verecek olan çocuklarımızı okula yeni geldikleri gün yapılan karşılama töreni böyle mi olmalıydı diye düşündüm.

Pazartesi günü İstanbul Kadıköy Anadolu Lisesi’ne yeni başlayan öğrencilerin üzerine üst sınıflar tarafından “SİMİT” atılarak karşılanması büyük tepki çekti. Öğrenci velilerinin bazıları bu olaya sessiz kalırken, bazıları tepki gösterdi. Olay sosyal medyaya düşünce yorumlar ardı ardına gelmeye başladı. Okulun ambleminin “MARTI” olmasından dolayı simit atmanın bir gelenek haline geldiği ve atılan simitlerin bayat olduğu belirtilip bunda ne var ki yorumları bile yapıldı. Olayın fazla abartıldığı bile söylendi.

Yani okulların amblemlerine veya logolarına bakarak mı kutlama yapalım? Logodaki sembolü karşılama törenlerinde birbirimize mi atalım. Böyle bir mantık olabilir mi? Böyle bir karşılamayı hangi sözlerle, nasıl izah edeceğiz?

Yani okulun amblemi taş veya kaya ise birbirimize sembolik olarak taş kaya mı atalım? Okulun sembolü kazma veya kürek ise ne yapacağız? Yani sembollere takılıp kalırsak yarınımız inanın bugünden kötü olur.

İnsanların özrü kabahatlerinden büyük. Hem nimeti bayat diye küçümse, hem de onu öğrencilerin üzerine at ayaklar altından çiğnenmesine ses çıkarma. Sonra kalk neden bu kadar tepki veriyorsunuz de. Böyle bir geleneğin çok yanlış olduğunu söylemek yerine, kalkmışlar birde öğrencilerin haklı olduğunu, onlara bu kadar tepki göstermenin biraz ileri gittiğini düşündüler.

Ne hale gelmişiz gerçekten yazık. Daha 15, 16 yaşlarından ana kucağından çıkıp ülkenin savunması için kahramanca çarpışmaya giden gencecik fidanları düşününce gerçekten çok yazık. Çünkü onlar yarım somunla bütün bir günü geçirip gözyaşlarını ve acılarını somunlarına katık etmişlerdi. Yani o nesilden, bu nesile gelirken daha bilinçli, daha aydın çocukların yetişeceğini düşünmek istiyor insan.

Bir tarafta “Çanakkale’de hoşafın yanına ekmek bulup yiyemeyen çocuk yaştaki ŞEHİTLERİMİZ” bir tarafta da yeni başlayan öğrencilere “TÖREN” olsun diye “NİMETİ” atıp ayaklar altında çiğneten “Kadıköy Anadolu Lisesi” öğrencileri. Nereden nereye gelmişiz. Ya orada çocuklarını okulun ilk günü yalnız bırakmak istemeyen velilere ne demeli? Onlarda çocukları simit attıkça alkış tutup kahkahalarla gülüp, yaşa varol diye tempo tutuyorlar.

Şimdi bas bas bağırıp Suriyeliler ülkelerine dönsün diyenler var ya, onlara da bir çift sözüm var. Amerikan askerlerinin attığı bomba sonrası bir çocuk ne demişti hatırlıyor musunuz? “Ölmek istiyorum çünkü cennette ekmek var” diyen bu çocuğun açlığını bu çocuklara anlatmıyorsak bize yazıklar olsun. Bu çocuklara merhameti, nimete saygıyı öğretemezsek geleceğimiz hiç parlak değil ve bu zihniyet devam ederse ne yazık ki çok güzel günler bizleri beklemiyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Yazarın Diğer Yazıları

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.