Salih Levent Uğurlu

Salih Levent Uğurlu

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Bu ülkeye yazık etmeyin efendiler

A+A-

İnsan 12 yaşına kadar babasını kahraman olarak görür, onun her şeyin en iyisini bildiğini düşünürmüş. 12 yaşına geldiğinde yavaş yavaş kendi bakış açısı oluşmaya başlayan insan evladı 18 yaşına kadar, “babam da her şeyi bildiğini sanıyor yaa” dermiş. 18 yaşından 40 yaşına kadar ki süreç enteresan. Bu süreç, “Babam hiçbir şey bilmiyor” süreciymiş. Peki, 40 yaşından sonra ne olur? İşte o dönem de, “babam ne çok şey biliyormuş, anlamamışım” dönemiymiş.

Bu hikâye çok anlatılır. Muhtemelen siz de duymuşsunuzdur, okumuşsunuzdur bir yerlerden.  

Paternalist bir toplum vurgusu yapacak değilim. 21. yüzyılda baba figürüne muhtaç olan toplumlar yol alamazlar.

Ben bu hikâyeyi, “Tecrübe hayatta yediğim kazıkların bileşkesidir” diyenlerin hikâyesi olarak görüyorum. Ve bizim ülkenin hikâyesini de son dönemde böyle değerlendiriyorum.

Çünkü geçmişin tecrübelerini koparıp atıp, bütün kurumları yerle yeksan edip, doğan olumsuz sonuçlar karşısında da ne yapacağını bilmeyen bir ülke konumuna düştük.

Her gelen “ben yeni bir iktidarım” dedi, vurdu balyozu.

Her gelen “yeni bir ülke inşa edeceğiz” dedi, vurdu balyozu.

Her gelen “Hoop birader mekanın yeni sahibi geldi” dedi, vurdu balyozu.

Her gelen “En iyisini ben bilirim” dedi, vurdu balyozu.

Böyle olmadı mı?

“Kurucu irade”yi görmezden gelen, onların bütün tecrübelerini tarihsel bağlamıyla birlikte çöpe atmaya çalışan bir “kurulu iktidar” anlayışı yok mu bu ülkede?

Sağı da böyle, solu da böyle...

Kurucu irade olarak adlandırdığımız kişiler başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere hepsi birer Osmanlı paşası aslında. Sadece savaşmamış bu Osmanlı paşaları… Eğitimde, sağlıkta, dış politikada doğruyu yanlışı görmüşler, tecrübe etmişler, analiz etmişler, bunun sonucunda bir ülke inşa ederek bizlere büyük bir miras bırakmışlar. Çok yaygın bir ifadedir, adeta bize “altın tepsiyle sunmuşlar.”

Bize düşen bu mirası çağın gerekliliklerine uygun bir şekilde daha yukarıya taşımak…

Katı bir tabuya da dönüştürmemek, balyoz vurulacak bir tabu olarak da görmemek…

Mesele bu kadar basit…

SURİYE MESELESİNE KURUCU İRADE FELSEFESİYLE YAKLAŞMAK

Yurtta barış dünyada barış en temel felsefemiz. Bu bakış açısını zekâ ve stratejiyle taçlandırdığında şu oluyor:

Bir nesil düşünün…

Trump’ı ne yapacağı belli olmayan bir psikopat olarak görüyor, Putin’i deli olarak adlandırıyor, İran’a “her an bir nükleer sallayabilir” gözüyle bakıyor. Hatta bu figürlerin üçüncü dünya savaşı çıkarabileceğine bile inanıyor. Nasıl baş edilir bunlarla? Öyle değil mi?

Bir nesil düşünün…

Hitler’in, Stalin’in, Churchill’in “yanımızda yer alın yoksa savaş açarız” tehditlerine maruz kalmış, bu kurnazların hepsini suya götürüp susuz getirmiş, bugünün dünyasında “manyak” olarak adlandırılan liderlerden 10 kat daha manyaklarıyla dans etmiş ve sonucunda dünyada sayılı olan bir diplomatik başarıyla bu ülkeyi ikinci dünya savaşına sokmamış…

Ben bu bakış açısının hayranıyım.

İsmet Paşa’nın “ben size demedim mi eşek sıpaları” diye bizi izlediğini düşünüyorum şu an.

Yapmayın etmeyin, bu ülkeye kıymayın efendiler…

Bize bırakılan bu mirasa yazık etmeyin…

Önceki ve Sonraki Yazılar
Yazarın Diğer Yazıları