Uğur Böceği

Uğur Böceği

yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Çivisiz tahtayı yel alır, sahipsiz tarlayı sel

A+A-

Geçtiğimiz bir kaç gün içerisinde İstanbul'da bir sel felaketi daha yaşadık. Bu durum İstanbul'da birtakım tedbirlerin alınması mutlaka yapılması gerekiyor. Bunu söylerken diğer şehirlerimizde de bu sorunumuz maalesef var.

Selin açtığı bu zararlara teknik bir bakış yapacak olursak. Öncelikle küçük bir alana daha çok bina yapmak uğruna her yerin betonlaşmasını seli emecek toprağın olmadığını görürüz. Binaların yapımı için yok edilen ormanlar, yeşil alanlar. Bir başka sebep olarak karşımıza çıkar.

Bir başka sıkıntı ise altyapı hizmetlerinin yetersizliğidir. Özellikle yolları yaparken suyu drene edecek yapıların ya hiç olmadığı ya da çok yetersiz olduğunu görürüz.

Selin oluştuğu sağanak yağmurdan sonra suyun drene edilememesinden dolayı; sürat kazanıp evleri sel bastığı ortamların drenaj sistemi yeterliği değildir. Bunun en güzel örneğini rögar kapaklarından taşan sularda görüyoruz. Bunu sebebi ise ya! Sistemin yetersiz olduğu ya da tıkanıklar meydana geldiği gerçeğidir. Dere yataklarına ev yapılmaması da en önemli konudur. Dere yatakları tamamen imara kapatılmalıdır.

Öncelikle drenaj sistemlerinin tamamen değiştirilip, galeri sistemine dönüştürülmeli. O zaman kanalizasyon, su hatları, doğal gaz ve elektrik hatları tamamen yer altına alınarak sitemin revize edilmesi şart.

Bu gözlemlerimin yanı sıra olayın bir başka boyutu da, Türkiye'mizin neredeyse 1/5'i İstanbul'da yaşıyor. Bunun önüne geçmek için birçok tedbirlerin alınması şarttır. Yatırımların İstanbul ve çevresine yapılmasını engellemek şart. Bunu engellemek amacı ile bazı vilayetlerde yatırıma desteklemeler yapılması desteklendi. Ancak yine de yatırımların İstanbul'a yapılması engellenemiyor. O zaman İstanbul'da yatırım yapanlara ek vergiler getirmek olmalıdır. Bu suretle yeni yatırımların önüne geçilmeli. Mevcut yatırımlarını artırmak isteyenlere de ek vergi getirilmeli. O zaman üretilen malın maliyetinin yükselmesi Anadolu'da yatırım yapma maliyetini cazip hale getirdiğinden dolayı yatırımların İstanbul'un dışına itecektir. O zaman iş imkanları kısıtlanan İstanbul'un dışına yönlenecektir. Ayrıca İstanbul'un üzerindeki binaların fiziksel yükünü de düşünürsek İstanbul'un riskleri çok yüksek olduğunu görürüz.

Bir atasözümüz der ki! Çivisiz tahtayı yel alır, sahipsiz tarlayı sel. Şehirlerimize lütfen sahip çıkalım.

Memleketimizdeki çarpık yapılaşmayı önlemek lazım. Birçok fabrika, mandıra kişilerin kendi mülkiyetleri üzerine yapımı sırasında dağınık bir yapılaşma olduğunu hepimiz sanırım görüyoruz. Bu gibi tesislere su, elektrik ve diğer hizmetler için ayrı ayrı masrafların yapılmasını gerektiriyor. Kesinlikle bunun önüne geçilmeli belirli bölgeler, belirli işler için ayrılmalı. Elektrik, su, doğal gaz, kanalizasyon, yol gibi hizmetlerin hazırlandığı organize bölgelere yaptırılmalı. Bu durumda masraflar % 70 oranında azalacaktır. Öbür türlü bir yatırımcı suyunu elektriğini ve diğer alt yapı hizmetlerini tek başına yüklenmek zorunda kalıyor. Plansız büyüyoruz. Bu sebeple çok yere hizmet ederek çok dağılıyoruz. Hiç bir yere yetişemiyoruz. İsterseniz dünyada en iyi planmış şehirler diye bilgisayarınızda görsellerde arama yapınız; o zaman farklılığı göreceksiniz.

Tarım ve hayvancılık ürünleri bir bölgeye sınıflandırılmalı Mandıra yem fabrikaları, süt paketleme ve süt ürünleri fabrikaları A bölgeye, Tahıl bakliyat alanlar ile paketleyenler B bölgeye gibi sınıflandırmaları yapılmalı. Sanayi ürünleri de kendi aralarında sınıflandırılarak organize bölgeleri zaten var. Ancak harici bölgelere yapılan işletmelere izin verilmemeli. Yetkili kurumlarımızın dikkatine.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Yazarın Diğer Yazıları

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.