Serdar Bozdoğan

Serdar Bozdoğan

YAZAR
Yazarın Tüm Yazıları >

Divan-ı Hikmet Üniversitesi

A+A-

İçerisinde bulunduğumuz zaman diliminde siyaset bilimi, uluslararası ilişkiler ve ülke iç politika stratejisinde daha aktif ve daha güçlü olabilmek adına bir dizi yenilikler gerekiyor. Bunun temelinde bugünün küçüklerini yarının büyükleri olma yolunda ilerlerken onlara nasıl rehberlik yapıldığı konusu ön planda tutulmalıdır. Bunun için de hassas bir çalışma evresinde olarak güçlü bir eğitim sistemine sahip olmak lazım. Bu eğitim sisteminin temelinde;

Milli değerler ve milli duygular

Milli tarih ve milli kültür

Milli şuur ve milli zihin hafızası

Manevi değerler ve manevi zenginliklerimiz ön planda tutulmalıdır.

Bugün ki eğitim sistemimizde daha aktif ve daha verimli bir şekilde şuur aydınlanması için gayret sarf edilmelidir. Bugün bütün Türk dünyasını, yurt dışı Türkler, dost ve akraba toplulukları, Müslüman milletleri geniş bir karede gönülden karşılayan bir eğitim ve milli bir sivil toplum sistemi Türkiye merkezli ve İstanbul eksenli olarak inşa edilmelidir. Bölgesel ve coğrafi dengeleri iri ve diri tutmak adına kurulacak Divan-i Hikmet Üniversitesi köklü ve çok kollu bir akademik araştırma merkezi halinde faaliyet yürütecektir.

1- Türkoloji Enstitüsü

2- Türk Tarihi Araştırmalar Enstitüsü

3- Türk İslam Tarihi Araştırmalar Enstitüsü

4- Türk Bilim Adamları Stratejik Araştırmalar Enstitüsü

5- Türk Halkları ve Medeniyeti Stratejik Araştırmalar Enstitüsü

6- Türk Olgunlaşma Enstitüsü

7- Türk Sanat Enstitüsü

8- Türk Kültür Araştırmalar Enstitüsü

9- Türk dili ve Edebiyatı Araştırmalar Enstitüsü vb. kurumlarını bünyesinde barındırıp İstanbul’ dan da koordine edilerek yurtiçinde Adana, Ankara, Samsun, İzmir, Edirne, Konya, Eskişehir, Kahramanmaraş, Antalya, Bitlis, Bursa, Mersin, Hatay ve Diyarbakır, Mardin ve Van illerinde yerleşkesi olacaktır.

Yurtdışında Balkanlar, Asya, Orta Asya, Afrika, Doğu Avrupa ve Latin Amerika kıtalarından öğrenci kabulü sağlayarak kaynaşma ve bütünleşme oluşturulacaktır. Bu hususta ‘‘Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı’ ve TİKA ile koordineli çalışarak kısa sürede verimli sonuçlar elde edilecektir.

Maarif vakfı aracılığı ile Yurt dışındaki FETÖ okulları Divan-ı Hikmet Üniversitesine yan dal ilk, orta ve lise eğitimi veren, yurtdışında Türk kültürünü, Türk ahlakını Türk medeniyetini temel esas alan Hoca Ahmet Yesevi Kolejleri kontrollü ve sistemli bir şekilde faaliyet göstermelidir.

Ahilik çalışmasını ön planda tutmak adına bütün bu çalışmalar milli bir sivil toplum stratejisi içerisinde ilerlemesi için Divan-ı Hikmet üniversitesi bir vakıf kültürü ile hareket etmelidir. Bu vakfın adı da Divan-ı Hikmet Vakfıdır.  Bünyesinde bölgesel ve uluslararası düzeyde konuları ele alan idealist ve akil akademisyenleri ve stratejistleri barındıran, düşünce Enstitüleri ile fikir Kulüpleri kuran köklü ve eşine az rastlanır başarılı bir çalışma olacaktır.

Bugün Kazakistan, Kırgızistan vb. ülkelerde eğitim hususunda devletlerarasında ikili anlaşmalar ile eğitim çalışmaları devam etmektedir. Stratejik bir açıdan konuyu ele aldığımızda yurt dışında sürdürülen faaliyetlerin kendi ülkemizde bir ana yerleşkesi olmadığı takdirde yapılan çalışmalarda uygulanan politikalar destek olunan ülkeyi kalkındırırken bizim ülkemize aynı oranda kazanım sağlamayabilir.

Bu eksikliğin tedarik edilmesi için İstanbul merkezli bir uluslararası üniversite konseptinin oluşturulması gerekmektedir.

Yıllardır Bu stratejik noktayı sabote etmek üzere kurulan FETÖ/PDY örgütü de etkisiz hale getirilirken ve halen köklerini kurutacak hamleler devletimiz tarafından kararlı bir şekilde devam ederken el konunun Fatih Üniversitesi de düşman çatlatır gibi bu işin merkezi olup devletin kontrolünde Divan-ı hikmet Üniversitesinin Kampüsü haline getirilmelidir. Finans olarak ta FETÖ/PDY örgütünün el konularak kayyum ile işletilen şirketlerinden tedarik sağlanarak milletin malı millet için harcanmalıdır.

Bugün dünya genelinde ülkelerin kendi kültür ve sosyal politikalar çalışmalarını dış dünyaya sunarken iç dünya merkezli strateji kontrol mekanizmaları kurmaktadır.

Ülkemiz olarak bu alanda yetersiz kalındığı sürece şuan hissedilmiyor olsa da 2030’ dan sonra çok büyük sıkıntılı bir dönemi bünyesinde barındırarak memleket meselesi haline gelecektir.

Uluslararası ilişkiler ve siyaset bilimi hususunda sahanın güncel analizini tutan, batı ülkelerinin dış politika etkenleri ve kitlelerin psikolojisi üzerindeki çalışmalarını inceleyen ve olasılık teorisine göre bu zafiyeti görüp sağlamasını yapan bir stratejist olarak ivedilikle bu açık alandaki eksik noktaların kapatılması lazımdır.

Unutulmamalıdır ki vücuda sirayet eden bakteriler mikrop duvarı örmeden gün yüzüne çıkmazlar. Ne zaman mikrop duvarı örülürse kan akışına sekte vurarak bakteriler insanı hastalığa sevk ederler. Batıl balı da aynı politikayı izlemektedir. Şuan hissedilmiyor olması onların yok olduğu anlamına gelmez. Hücrelerinde pusuda beklediğinin bariz örneğidir.

Aksi takdirde şimdi hissedilmeyen ama 15 Temmuz zaferi ile ileriye yönelik olarak batıl batının ana hedefi haline getirilen ‘‘Türk milletinin milli şuur ve şühedaya vefa ilkesi’’ yıpratılmak istenmektedir.

Ülkemiz, milletimiz ve devletimiz açısından düşman ve dost görünümlü düşmanlara karşı her zaman bir adım önde olmak adını bu denli önemli konularda çok hassas olarak devlet aklı ile çözüm politikaları oluşturup önlemler alınmalıdır.

Divan-ı Hikmet Üniversitesi de bunlardan birisidir.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
Yazarın Diğer Yazıları

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.