Oğuz Acar

Oğuz Acar

Yazarın Tüm Yazıları >

Dünden kalan

A+A-

Dünya nüfusunun büyük bir kısmıyla aynı dertten muzdaribiz. Dert dediysem bu durum belki de adam akıllı bir derdimiz olmayışı dolayısıyla yakalandığımız bir hastalık olarak nitelense daha doğru olur.

Ne dünya hayatını ne de sonrasını layıkıyla kavramış olma durumu bahsettiğim. Yarım yamalak yaşayıp gidiyor oluşumuz. Sorunumuz ne, neden kalbimiz kırık, eksiğimiz nerede ne vakit kaybettik te sürekli arayıp duruyoruz da bir türlü denk getiremiyoruz vaktiyle kaybettiğimiz o kıymetli yaşama sevincini.

Yapmamız gereken işleri vakitlice yapmamış olmanın ağırlığı var belki omuzlarımızda ve sanırım bu durum çoğumuz için geçerli. Topluca, insanoğlu olarak geçmişe duyduğumuz özlem bununla alakalı olsa gerek. Gelecek kaygısı ve geçmişin pişmanlığı arasında elimizden kayıp giden ve aslında sahip olduğumuz en değerli ve aslına bakarsanız tek zaman dilimi bugün yaşanmadan sanki eskimiş gibi bizi terk ediyor. Yaşamanın, hayata karışmanın, çalışmanın güzelliği, cezbediciliği; çalışmadan, hayata karışmadan, yaşamadan anlaşılmıyor. Elindekinin kıymetini nadiren kavrayabilen bir canlı olan insan, hemen hemen her konuda olduğu gibi belki de en kıymetli varlığı olan zaman konusunda da aynı umarsız tutumu kolayca sergileyebiliyor.

Kendini ikna süreci haline getirdiğimiz hayatlarımız; olana - olmayana, gerçeğe - yalana, doğruya - yanlışa, kendi kendimizi ikna etmeye uğraşıp durduğumuz ve sanki yaşamaktan ziyade maruz kaldığımız bir süreç gibi.

 Neden ve ne ara bu hislerle dolduk bilmiyorum, ne vakit; yaşamak, hissetmek, idrak etmek önemsiz hale geldi? Kalbimiz ve aklımız neden ve ne şekilde bizden uzaklaştı? Babalarımıza olan sevgimizi kendileriyle değild e sosyal medya hesaplarındaki sanal kimlikleriyle paylaşmak nasıl ve neden bizleri tatmin eder hale gelmeye başladı? Hayatlarımız ne zamandan beri başkalarıyla paylaşabildiğimiz oranda kıymetli oldu? Bilmiyorum.

Ancak bildiğim bir şey varsa o da; bilgi ve eğitimin insanın kültürüne saldırabildiğidir.

Bilgi ve eğitim (örgün eğitim kurumlarında yapıldığı şekliyle formal eğitimden bahsediyorum) birçokları için zihin bulanıklığı, karmaşa, faydasızlık, zaman kaybı vesilesi oluyor ve belki de daha önemlisi ve en zararlı şekliyle maruz kalınan enformasyon bombardımanı ve eğitim anlayışımız “Artık yeterince biliyorum ben oldum” sanrısına sebep oluyor.

Üzücü bir durum sanki her şeyden haberdar olan, her konuda az buçuk fikri bulunan ancak hissiz, amaçsız, gayesiz, dertsiz ve aslında gereksiz yığınlar haline gelişimiz.

Başlarken söylediğim gibi, dünya nüfusunun büyük bir kısmıyla aynı dertten muzdaribiz. Belkide sorunumuz aklı başında, gerçek, gerekli, faydalı bir derdimizin olmayışı…

Bu yazı toplam 2536 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar
Yazarın Diğer Yazıları