Ahmet Sandal

Ahmet Sandal

Yazar / Şair
Yazarın Tüm Yazıları >

Dünyevileşme, konformizm (rahatlık) bataklığındaki Müslümanlar

A+A-

Şurası muhakkak ki, Dünya’yı gereğinden daha çok ve hatta çok çok fazla sevdik ve ötesini düşünmedik. Dünya’yı sevdik ve ölümden korktuk. Dünya’yı sevdik ve rahatlığa düşkün olduk.

Dünyevileşme derken asıl kastımız budur. Dünyevileşme esasında biz Müslümanlar için bu anlama gelirken, genel olarak düşündüğümüzde Dünyevileşme, Dünya’da Dini ve Ahirete ait düşüncelerin insanlığın hayatından ve zihninden kopartılıp atılmasıdır. 

Bir de sekülerizm var. Sekülerizm toplumu ve toplumdaki fertleri dini, ruhani meselelerden uzaklaştırıp ahiret düşüncesini ortadan kaldırmaktır. Bunlar yerine yalnız Dünya’ya odaklanmaktır. Esasında sekülerizm Dünyacılıktır. Zaten Türk Dik Kurumu Sözlüğünde sekülerizm kavramına karşılık olarak dünyacılık sözcüğü önerilmiştir.

Bir de laikleşme var. O da esasında sekülerizm ve dünyacılık ile aynı manaya gelir. Sekülerizm, laikleşme ve Dünyacılık ne getirir? Ya bu üçü insanları nereye götürür?

Hemen cevap vereyim. Sekülerizm, laikleşme ve Dünyacılık insanları konformiz (rahatlık)  bataklığına götürür. Evet, Ülkemizde Müslümanlar da sekülerizm, laikleşme ve Dünyacılık tuzağına düşürülmüş ve en sonunda da konformizm (rahatlık) bataklığına atılmıştır. Bunu bir savaş olarak görürsek, karşımızda asker yok. Karşımızda sekülerizm, laikleşme ve Dünyacılık kavramlarının hepsini temsil eden bir sistem var. Bu sisteme karşı Müslümanlar olarak yenildik. Maalesef.

Bir savaşta yenilen taraf teslim bayrağını çeker ya. Evet, biz Müslümanlar teslim bayrağını çektik. Kime karşı çektik? Esasında şeytana karşı çektik. Çünkü sekülerizm, laikleşme ve Dünyacılık, tam da şeytanın istediği bir sistemdir.

Dünyevileşen bir Müslümanı, şeytan esir almıştır. Biz dünyevileştik. Şeytan’ın karşısında yenildik ve teslim bayrağını çoktan çektik ve buna rağmen dilimizde “Euzü billahi mine'ş-şeytani'r-racim” kelimesi eksik olmuyor. Tamam olmasın. Çünkü, her an Şeytan’dan Allah’a sığınmalıyız. Çünkü o, yani şeytan, bizim en büyük düşmanımızdır.

Ancak, bir taraftan dilimizle şeytana karşı tedbir alıyorsak, hayatın içerisinde ona tam olarak teslim olmuşsak, bu tedbirimiz ne işe yarar ki?

Şeytana karşı dilde tedbir almamız, yanında özde tedbir almalıyız. Özde tedbirin başında da “Dünya’yı alıp da başımızdan atmak gerekir.” Dünya bir hiç olmalı bizim gözümüzde. İslam’ın tam zıttı, Dünyevileşmektir. İslam Dünyevileşmeyi ta en baştan reddeder. Kur’an-ı Kerim’de baştan sona kadar Dünyevileşme kötü görülmüş ve ayetlerin birçoğunda Dünya malı ve mülkü küçük görülmüştür. Aynı şekilde Kur’an’da Dünya zevki ve eğlencesi de hoş görülmemiştir.

Allah’ın küçük ve hor gördüğü Dünya malı ve mülkü, Allah’ın hoş görmediği Dünya’nın zevki ve eğlencesi bir Müslüman’ın hayatının merkezinde yer alıyorsa ve diğer din mensuplarından farkı olmayacak şekilde, mal, mülk, eğlence ve keyif peşinde koşuyorsa, makam ve mevki hırsı ile yanıp tutuşuyorsa bir Müslüman, özde değil, sözde Müslümandır.

Dünya’nın malı ve mülküne aç kurtlar gibi saldıran Müslüman dünyevileşmiştir.

Tek derdi Dünya’dan kâm almak, keyif almak ve zevk peşinde koşmak olan bir Müslüman dünyevileşmiştir.

Makam ve mevki için hoplayıp zıplıyorsa bir Müslüman dünyevileşmiştir. Hırs, kin, nefret, öfke, düşmanlık, ikiyüzlülük, yalancılık, hile, zulüm, adaletsizlik, haksızlık ve benzeri olumsuz tavır ve davranışlar içerisinde olan bir Müslüman dünyevileşmiştir.

Namazı terk etmek, orucu bırakmak, zekatı önemsememek, haccı boş vermek dünyevileşmektir. Bu saydığım İslam’ın beş şartından dördünü kapsıyor. Geriye ne kaldı?

Kelime-i şehadet kaldı. Kelime-i şehadet tek başına, işe yarar mı? Evet, günümüz Müslümanları olarak birçoğumuz ve bu yazının yazarı da (maazallah) dünyevileşme içindedir. Allah (cc) kurtarsın.

Şu ayet-i kerime bize bir ihtardır: “Nihayet onların peşinden öyle bir nesil geldi ki, bunlar namazı bıraktılar, nefislerinin arzularına uydular.” (Meryem Suresi, 59)

Bu ayet-i kerime ile birlikte gelin şu hadis-i şerif’i tefekkür eyleyelim: Sevgili Peygamberimiz (asm) ashabına“Size çullanmak üzere yabancı kavimlerin, tıpkı sofraya çağrışan yiyiciler gibi birbirini çağıracakları zaman yakındır” diye buyurur. Orada bulunanlardan biri:“O gün sayıca azlığımızdan mı?” diye sorar.“Hayır! Bilâkis siz o gün çoksunuz. Fakat sizler bir selin getirdiği çer-çöpler gibi hiçbir ağırlığı olmayan çer-çöp durumunda olacaksınız. Allah düşmanlarınızın kalbinden size karşı korku duygusunu çıkaracak ve sizin kalplerinize zaafı atacak!” cevabını verir.“Zaaf nedir yâ Resulullah?” denildiğinde: “Dünya’yı aşırı sevmek ve ölümü kötü görmek” diye buyurur.

Bu hadis vehn hadisidir. Vehn nedir diye soracak olursanız hemen cevap vereyim: Dünya’ya aşırı ilgi ve sevgi göstermek ve ölümü de en kötü şey olarak görerek, ondan kaçmak.

İşte bu iki tavır ve davranış içerisinde olan bir insan “Dünyevileşme” tuzağına düşmüştür. Allah (cc) bu tuzağa düşmekten bizleri korusun. Amin.

Evet, durum bu kadar açıktır.

Geçen gün sosyal medyada şu sözleri paylaştım:

“Cihad ruhumuz yok.
İlim ufkumuz yok.
İman şuurumuz yok.

Sözde Müslümanız.”

Durum bu kadar net.

Acı ve ancak gerçek.

Bu paylaşımımı 2019 yılında yazdım. Bu hususta daha dün bir paylaşımda daha bulundum. Burada da Suudi Vehhabilere dikkat çektim. Çünkü Suudi Vehhabiler, Filistin konusunda çok duyarsızlar, İsrail’in Filistinli Müslümanlara uyguladığı zulme seyirci kalıyorlar ve bu açıdan salih ve sadık Müslümanların nefretine maruz kalıyorlar. Bir Ramazan Ayı içerisindeyiz yine. Her sene olduğu gibi terör oluşumu İsrail, yine Filistin’deki Müslümanlara zulmediyor. Bir avuç Filistinli Müslüman, zalim İsrail’e, ellerinde ağır silahlarla, bombalarla, füzelerle Filistinli Müslümanlara saldıran terörist İsrail’e karşı koyuyor. Bu ahvalde Suudi Vehhabiler yine seyrediyor. Bu durum benim Suudi Vehhabilere nefretime neden oluyor.  İşte bu nefretle sosyal medyada şunları yazdım:

“Konformizm (rahatlık) bataklığında debelenen korkak Suudi Vehhabilerden ne kadar nefret ediyorsam, İsrail'e kafa tutan ve mücahede eden Filistinli Müslümanları o kadar seviyorum.”

Tabi burada Suudi Vehhabilere çattım ve onlara sitem ettim. Esasında sitemim ve serzenişim Filistin’deki Müslümanları yalnız bırakan ve Filistin sorunuyla ilgilenmeyen tüm Müslümanlaradır. O Müslümanlar ki, sekülerizm, laikleşme ve Dünyacılık bataklığında ve konformizm (rahatlık) tuzağındadır.

Allah kurtarsın. Vesselam.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Yazarın Diğer Yazıları