Selami Mutlu

Selami Mutlu

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Ekonomik gerçekler

A+A-

Daha yılın ilk yarısında bile cari açık seviyesi, 51,6 milyar dolara ulaşmış durumda. İyimser bir bakış açısı ile bile verilerin doğruluğunu kabul etsek dahi cari açık milli gelirin % 5’ine denk geliyor. 2000’li yıllarda mevcut borç 23 Milyar dolardı. IMF’ye olan borcumuz ödenerek olumlu bir adım atılmıştı. Ancak, israfın-vurdumduymazlığın başladığı dönemden bu yana borç katlanarak bu günlere kadar geldi çattı. Borcu kapatma yolu mal varlıklarını satmaya yan gelip yatarak hazıra konmaya üretmeden ithal yolunu seçmeye varınca, tüm Cumhuriyet döneminin varlıklarını yani milletin varlıklarını satmaya başladık.

Son 15 yılda başta limanlarımız, bakır işletmelerimiz-PETKİM-TÜPRAŞ-TEKEL-SEKA derken sıra şeker fabrikalarımızın satışına kadar uzandı. Gerekçe özelleştireceği, güzelleştireceğiz. Hangi özelleştirilen varlığımız güzelleşti de halkımızın hizmetine girdi. Yapılan sadece yabancıya ve onun işbirlikçilerine kaynak oluşturmaktan öteye gitmedi. Bütün bu satışı yapılan varlıklarımız bir ülkenin stratejik varlıklarıdır. TEDAŞ-PETKİM- TÜRK TELEKOM-SEKA gibi kuruluşlar satılır mı? Şimdi de gözlerimizi Şeker fabrikalarımıza diktik.

Özelleşecek, güzelleşecek dediklerine bakmayın şeker fabrikalarının sonu da diğerleri gibi kapanmak olacak. Maliye Bakanı Sayın Ağbal’ın ifadesiyle özelleştirilen kuruluşlardan gelecek gelir 58,4 milyar dolar. Ancak bu miktarın sadece 2,5 milyar doları devletin kasasına girmiş durumda. İhracatı artıramadığımız müddetçe hep hazır yiyici durumunda olacağız. Satılamayacak bir kuruluşumuz kalmayınca da neyi satacağız bilemiyorum. Bilinen bir şey varsa da ekonomik özgürlüklerini yitiren toplumların önce haysiyet ve şereflerini, sonra da bağımsızlıklarını daha sonrada topraklarını kaybedecekleridir. Daha yılın başındayız iki ay gibi bir zaman geçmiş sadece hükümetin örtülü ödenekten yaptığı harcama 334,5 milyon lira. Bütçe verilerine göre harcama yetkisi Cumhurbaşkanı ve Başbakana ait o da sadece şubat ayında 170 Milyon 604 lira olmuş. Ocak ayı örtülü ödenek harcamasıyla birlikte 334 milyon 505 lira. Vatandaşa, kemer sıkmayı israf etmemeleri gerektiğini önerenlerin, yaptığı örtülü harcamaları da bu. Sadece sarayın 13 günlük harcaması ile şeker fabrikalarının zararı karşılanabilir, 2,5 milyon şeker çalışanı işsizlikten kurtulabilir durumda.

Türk ekonomisi bu tür açmazlarla ve uygulanan yanlış politikaların sonuçları ile karşılaşırken döviz de hiç boş durur mu? Aldı başını gidiyor. Düne kadar “Dövize yatırım yapanlar yanar” diyenler maalesef döviz artışını engelleyememişler ve bu gün yine artış gösteren döviz kurları önünde esas duruş gösterip düğmelerini ilikler durumundadırlar. Siyasi muktedirlerin böyle durumlarda daha dikkatli demeçler vermelerinde yarar vardır. Sadece siyasi geleceklerine zarar vermekten öte siyasete olan güvende maalesef sarsılmaktadır.

Piyasalarda güven oluşmadıkça ülkeye sıcak para girer mi? Hayır. İşte Türkiye manzarası budur. Dünyada ki gerek siyasi gerekse ekonomik gelişmelere paralel olarak yatırımcıların alacağı kararlar çok bilinmeyenli sorunlar yumağını oluşturmaktadır. Bütün bunlara denk gelecek şekilde ülkenin ekonomik göstergeleri de eklenince ülkede ekonomik bozulma baş göstermiştir. Artık dolar 4000 TL-Euro 5000 TL benzinin litresi 6 TL olma yolundadır. Satın alma değeri her gün biraz daha eriyen Türk lirası da enflasyonun ve cari açık göstergelerinde ki bozulmanın etkisiyle küresel ekonomide ki daha alt sıralara düşürerek yerini almaktadır.

Türkiye’de kronik değerlere ulaşan ekonomik ve siyasi sorunlar sonucunda, bağımlılık arz eden sıcak paranın ülkede kalması sağlanamamıştır. Israrla büyüme konusunda politik gündem oluşturanların durmadan artış gösteren cari açık ve bütçe açığına alınan dış borçlara aldırış etmeden yol almaları zorluklarla doludur. Siyasi irade artık yeni reformist tedbirler alarak hayata geçirmek zorundadır. Türkiye’nin yüksek dış finansman ihtiyacını karşılayabilmek için, kalıcı sermaye girişlerini sağlamak gibi bir çalışmanın içerisine girmesi gerekir.

Bu üretmeyen israfa dayalı ekonomik sistemle ve vurdumduymaz anlayışla en önemlisi var olan OHAL Yasasıyla ekonomide düzelme-ilerleme sağlanamaz. Sadece OHAL Yasasının kaldırılmasıyla bile ülkede bir ilerlemeye neden oluşturacaktır. Ancak bu sermaye girişlerinin hangi oranda olacağı yurt içinde ki ekonomik ve politik dinamiklerin varlığına bağlıdır. Türkiye de kuvvetler ayrılığı ortadan kalkmış durumdadır. Adaletin işleyişi vatandaşta endişe yaratmaktadır. İnsanlar mahkemeye gittiklerinde haklarını savunabileceklerine olan inançlarını kaybetmişlerdir. Yargının vereceği kararlardan ötürü doğacak endişeleri vardır. İnsanlar kamplaştırılmış, partizanlık, yolsuzluk almış başını gitmiştir.

Böyle bir ortamın varlığında elbette ki yatırım olmaz, sermaye girişi olmaz. Ne sağlıklı gelişen ekonomi ne de üretim olur. Medya dersen koro halinde yandaş türküleri söylüyor aynı siyasi görüşe biat etmiş besteler yazıyor. IMF’den borç almadık ama borcu karşılamak amacıyla bütün varlıklarımızı özelleştirme adı altında yabancılara satıyoruz. Ekonomik varlıklarımızın satışı sattığımız yabancı kuruluşlara karşı bağımlılığımızı günden güne artırmaktadır. Bu bağımlılıkla beraber işsizlikte artış göstermektedir. İşsiz sayısının düştüğünü durmadan dile getiren yandaş medya objektif kalarak işsizlik rakamlarının 3 Milyon 250 binlere vardığını söyleyemiyor. İMF’nin borcunu ödedik diyenler neden hala onun programlarını ve politikalarını uyguluyorlar?

Kendi evrensel değerlerini yaratamayanlar milli ve yerli olabilir mi? Milli değerlerini koruyup geliştiremeyenlere milliyetçi ya da vatansever denebilir mi? Milliyetçiliğin ve vatanseverliğin bu devirde orayı-burayı fethetmek değil, ekonomide, bilimde, teknolojide ilerlemek olduğunu görün artık. Siz siz olun artık adaletin, hukukun, ekonominin, üretimin, tarımın, sanayinin, eğitimin ve sağlığın gereken çağdaş reformlarını yaparak ülkeyi aydınlatacak kapıları açın…

Önceki ve Sonraki Yazılar
Yazarın Diğer Yazıları

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.