Siyasetin gündemi ve dili

Kelâm erbabı vicdanı hür bir yazar gündemi takip ederken mutlaka tarafsız olmak zorundadır. Yazar, özellikle köşe yazarı bilgili, donanımlı, en önemlisi...

Siyasetin gündemi ve dili
Yayınlanma:
Güncelleme:

Kelâm erbabı vicdanı hür bir yazar gündemi takip ederken mutlaka tarafsız olmak zorundadır. Yazar, özellikle köşe yazarı bilgili, donanımlı, en önemlisi de tarafsız olmak mecburiyetindedir. Zira yazar yazdıklarıyla, gündem belirlerken ya da gündemi irdelerken okurun en az bir adım ilerisinde olmalı; okur, yazarı önünde, yanında ve arkasında görmeli. Yoksa, eline kalem alan ve biraz(cık) da bilgisayar kullanarak bir şeyler yazanlar asla yazar olamazlar. Bana göre böyleleri kendilerini yazar sanıp, yazar sayıp, gerilim üretip  -tabir caizse- ancak ‘bozar’ olurlar. Bu mini girizgâhın ve zarurî açıklamanın ardından konumuza dönelim. Son bir hafta içinde ‘siyasetin gündemi çok karmaşık, kullanılan dil ve üslûp da çok çirkin, kaba, ferç ve verilen mesajlar da patavatsızlık içermektedir. Akparti perspektifinden gündeme baktığımızda: Öyle anlaşılıyor ki Cumhurbaşkanı ile Başbakan anlaşmazlığa düşmüş olmalılar ki Başbakan istifa etmek zaruretini yaşadı. Fakat bu ayrılık ve yaşanılan aykırılıklar gündemi kirletmedi. Hele-hele Sayın Davutoğlu, istifasını açıklarken bile ‘Devlet Adamı’ olduğunu kanıtladı. İlmini iz’anla ortaya koyup, mükemmel bir birliktelik mesajı verdi. Piyasalar ‘Allak-bullak’ olmadı. Seçmen milletin idrakinde travma görülmedi, Akparti’ye olan güven sarsılmayıp, partiye duyulan sempatisinde de kayıp yaşanmadı. Ne güzel! Kılıçdaroğlu ve CHP yönünden görülen manzara: Atatürk’ün kurduğu ve tüm maddî ve manevî desteğini vererek milletine armağan ettiği bu CHP ne zaman bu necip milletin temsilcisi olacak? Benim hafızam bu partinin gidişatını düşünürken türbülansa girmektedir. Kılıçdaroğlu bozuk bu davranışlarıyla, patavatsız çıkışlarıyla Akparti’nin alternatifi ya da ‘Anamuhalefet’ asla olamaz. Kılıçdaroğlu’nun ağzından çıkana bir bakar mısınız: “Kan dökmeden asla Başkanlık sistemini getiremezsiniz!” diyor. Ben bu söz karşısında bir ‘Cumhur’ olarak ne deyim!… Cumhur’un Başı, Kılıçdaroğlu için: “Siyasi sapık ve siyasi sapkın!” rozetini takıp, ağzının payını verdi. Gelelim MHP’ye: Akparti daha doğmadan önce MHP vardı. Hepimiz, millî ve manevî değerlerimizin temsilcisi sıfatıyla görüp, peşlerinden koştuk, omuzlarımızda taşıdık. Ne hazindir ki seçmen ve millet olarak bizim kendilerine verdiğimizin farkında olamadılar ve bir adım ileriye gidemediler. Son günlerde MHP arenasında gündem paramparça -tabir caizse- “Ortalık Kel Ali’nin bağına dönmüş” tür. Her yer toz-duman, kimin ne iş yaptığı belli değil. Partinin Genel Başkanı memleketine gitmiş, Genel Merkez de ‘Kayyum’ yöneticilerin elinde. Olağanüstü Kongre isteyenler, bulanık sudan balık avlamaya kalkanlar, parsa kapmaya çalışanlar piyasada fink atıyor. Kısacası: MHP duygusuz ve duyarsızların elinde, tıpkı, üç ileri bir geri hareketle ‘Ça-Ça’ dansı yapıyor. Faturasını da yine bu partinin güzîde sempatizanları ödemektedir. Sözün özü: Siyasî gündemdeki bu karmaşık, karanlık ve bulanık görüntüye rağmen; bana göre tek güzel ve neş’eli görüntü, (6000) Altıbin kişilik davetlinin katıldığı, Cumhurbaşkanımızın kızı  ‘Sümeyye’ hanımefendinin nikâh ve düğün merasimindeki -uluslararası ve ulusal’ nitelikli ‘Siyasetsiz’ buluşma, kaynaşma ve bütünleşmeydi. Bundan böyle ve bundan sonra her günümüz işte böylece ‘düğün tadında ve tavında’ geçsin diyerek yazımı noktalıyorum. Hoşça kalınız…

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.