Camiye girerken nelere dikkat etmeliyiz?

Camiye girerken nelere dikkat etmeliyiz?

Adana İl Müftüsü Dr. Hasan Çınar siz değerli okurlarımızdan gelen sorulara cevap vermeye devam ediyor.

A+A-

Adana İl Müftüsü Dr. Hasan Çınar siz değerli okurlarımızdan gelen sorulara cevap vermeye devam ediyor. 

Soru:Namaz kılıyorken zamm-ı surelerden önce besmele okumak gerekir mi?

Cevap:Hayır, gerekmez.  Besmele, her namazda sübhaneke okunan yerlerden sonra ve her rekatta okunan fatihadan önce okumak sünnettir. Ayrıca zamm-ı surelerden önce besmele okunmaz. Yani sübhaneke okunan yerlerde; sübhaneke - euzu- besmele- fatiha-amin-zamm-ı sure ve rüku...  Diğer rekatların hepsindeki ( tabii zamm-ı sure okunan yerlere göre ) sıra; besmele-fatiha-amin-zamm-ı sure ve rüku...

Soru:Camiye girerken nelere dikkat etmeliyiz?

Cevap:Şüphesiz yer yüzündeki her bir camiye “Allah’ın Evi “ denir. Bizler de bu evin misafirleriyiz. Camilere saygı duymalı ve  adaplarına dikkat etmeliyiz. Onlardan bazıları;
- camiye girerken abdestli,temiz elbise ve çoraplarla girmeliyiz. Kokan elbise ve çoraplarla insanları rahatsız etmemeliyiz,
-girerken sağ ayağımızla girmeli ve salavat-ı şerife okumalıyız,
-camide boş bulduğumuz uygun bir yere oturmalıyız. İlerilere geçeceğiz diye cemaati rahatsız etmemeliyiz,
-vaaz ediliyor veya Kur’an-ı Kerim okunuyorsa edep ve saygıyla dinlemeliyiz,
-camilere soğan, sarımsak yiyerek gidip cemaati rahatsız etmemeliyiz,
-çıkarken de sol ayağımızı önden atarak çıkmalıyız. 

Soru:Hapishanedeki mahkumlara cuma namazı farz mıdır?

Cevap: Hayır, farz değildir. Cezaevindeki mahkumlar cuma namazından sorumlu değildirler. Ancak cezaevinde olanlar beş vakit namazdan mesul oldukları gibi cuma namazı kılınamıyorsa mutlaka öğlen namazını kılmaları farzdır. Ayrıca, hapishanede cuma namazı kılmak imkanı varsa kılınabilir. Hatta imamlık yapabilecek bir mahkum da namazı kıldırabilir.

Soru: Caminin önünde hazır olan 3 cenazenin namazını bir defada  kılmak caiz midir? Cenaze namazını acele kılmak için vakit namazının tesbihatı terk edilir mi?

Cevap:  Birden fazla cenazenin namazını bir defada kılmak caizdir. Ancak zaruret yoksa tek tek cenazelerin namazını kılmak daha münasip olur. Cenaze namazını acele kılmak müstehabdır. Namazdan sonra Ayet- el kursi’yi ve tesbihatları okumak sünnettir. Müstehabı yapmak için, zaruret yoksa sünnetler terk edilmemelidir.

Soru:Amcamın oğlu trafik kazasında vefat etti. Hocamız yıkadı ve kefenledi. Ama kefenden dışarıya kan çıkmıştı yeniden yıkamamız şart mıdır?

Cevap: Hayır, şart değildir.Tekrar yıkamaya gerek yoktur. Yani vefat eden merhum yıkandıktan ve kefene de sarıldıktan sonra ölüden çıkacak olan kan, sıvı vb. şeyleri tekrar yıkamak gerekmez. Eğer zaruri ( otopsi gibi ) bir durum yoksa,  bu haliyle cenaze namazı kılınır ve bir an önce kabrine defnedilir.

Soru:Amcamın oğlu trafik kazasında vefat etti. Hocamız yıkadı ve kefenledi. Ama kefenden dışarıya kan çıkmıştı yeniden yıkamamız şart mıdır?

Cevap: Hayır, şart değildir.Tekrar yıkamaya gerek yoktur. Yani vefat eden merhum yıkandıktan ve kefene de sarıldıktan sonra ölüden çıkacak olan kan, sıvı vb. şeyleri tekrar yıkamak gerekmez. Eğer zaruri ( otopsi gibi ) bir durum yoksa,  bu haliyle cenaze namazı kılınır ve bir an önce kabrine defnedilir.

Soru:Bahçeden aldığımız portakal, mandalina vb. mahsülün zekatını vermemiz gerekir mi?

Cevap: Evet, alınan mahsülün öşrünü (zekatını) vermek farzdır. Eğer sulama masrafımız yoksa mahsül alınınca  onda biri (1/10) veya kıymeti ihtiyaç sahiplerine verilir. Eğer masraf mal sahibi tarafından karşılanıyorsa o zaman yirmide bir (1/20)  fakirlere öşür olarak verilir. Üzerinden bir yıl geçmesi gerekmez. Her mahsül alındığında öşrünü (zekatını) vermek farzdır. Ayrıca  öşürle (bağ, bahçe, tarla vb.) zekatın (para, ticaret malı, altın vb. ) farkı; zekatta borçlar düşülür ama öşürde düşülmez.

Soru:Hastanede yatan oğlum için “Allah’ım adağım olsun oğlum iyileşir, sağlığına kavuşursa üç gün oruç tutacağım.“ dedim ve iyileşmeden üç gün oruç tuttum. Adağım yerine gelmiş oldu mu?

Cevap: Hayır, adağınız yerine gelmiş olmadı. Çünkü şart meydana gelmeden önce adak (nezir) eda edilmez. 
Şart meydana geldikten sonra yine üç gün oruç tutmak gerekir. Tabi ki şart yerine gelmeden tutulan oruçtan sevap alınır. Ama adağı, şartın gerçekleşmesinden sonra eda etmek (yerine getirmek) vacibdir. Yani hasta iyileştikten sonra adağı yerine getirmek Allah Teala’nın adayan üzerinde hakkıdır.

Soru: Besmele ve Ayet-i Kerime'ler müzik aletleriyle söylenir mi?

Cevap: Allah’ın (cc) ayetlerini okumak ibadettir.  Allah’ın (cc) ayetlerini müzik aletleriyle beraber okumak kesinlikle caiz değildir. Allah (cc) Kuran’da, ayetlerini eğlence konusu yapmayı, küçümsemeyi ve insan sözleri gibi değerlendirmeyi bütün Müslümanlara yasaklamıştır. Dinin kutsallarını korumak farzdır. Bazı düğün/nikah merasimlerinde, damat/gelin salona girerken besmeleyi müzik aletleri eşliğinde söylüyorlar. 
Besmele de Allah’ın (cc) ayetlerinden bir ayettir. Bu işi kim icad ettiyse “kötü bir adet geriye bırakan kimse” sınıfına girer. (من سن سنة سيئة)
Her okundukca bunu ilk ihdas eden kimseye de günahı yazılır. Güzel ve hoş görenler de vebal altındadırlar. Bu durumda olan kimseler hemen bu yanlıştan dönmeli ve tevbe etmeliler.
Allah’ın ayetleri insanların seslerinin eğlencesi değildirler. 
Kur’an tercümesini de müzik eşliğinde okumak caiz değildir.
Kuran ayetlerini halk karşısında iki kişinin düet yaparak okuması da uygun değildir. Ancak talim maksadıyla 2, 3, 4... kişi beraber (müzik aletleri olmadan) okuyabilirler.

Soru: Çocuğuma kadir ismini koyabilir miyim?

Cevap: Doğrusu koymamak lazım. Evet,kıyamet günü hesap yerine herkes ismiyle çağrılacaktır. Hz. Peygamber’imiz (sav) de çocuklarımıza güzel isimler koymamızı emir buyurmuş ve bazı yanlış isimleri de değiştirmiştir. 
Örneğin;Abduluzza’yı Abdullah yapmıştır. Ehl i beytin sultanlarının ismini “harb” değil “Hasan, Hüseyin “ koymuştur. 
Ana/Baba’nın evlatları üzerinde hakları olduğu gibi çocukların da onların üzerinde hakları vardır ve başında güzel isim koymaları gelmektedir.  İsimlerin çocuklar üzerindeki etkisi unutulmamalıdır. Kızımıza Meryem,Fatıma vb. ,Oğlumuza Ahmed, Muhammed,Mustafa,Ali Ömer,İbrahim vb. isimler koyunca çocuklarımız büyüyünce, onların hayatlarını öğrenince, kendi hayatlarında tesirini görürüz.  Ailelerin “benim dedemin,babamın,ninemin,annemin” ismini koyalım gibi israrlar iyi değildir.  Dinimizin güzel gördüğü o yüce isimler,çocuklarımızın üsve i haseneleri (idolleri, rol modelleri ) olacaktır. Allah’a (cc) ait olan isimleri koymamak doğru olanıdır. Rahim,Rahman,Kerim, Kadir vb. değil de başlarına “Abd” ekini getirerek ; Abdurrahim, Abdurrahman, Abdülkadir, Abdussamet vb. koymak en doğrusudur.

Soru:Bir tüccara kullanmak üzere şartlı olarak yüz bin türk lirası verebilir miyim? Şartım; verdiğim paramın tamamını  bana geri verinceye kadar her ay bin türk lirası bana vermesidir. Bu parayı almam caiz midir? 

Cevap: Hayır, böyle bir şartla parayı kullanması için tüccara vermek caiz değildir. Bu faizli bir muameledir ve helal olmaz. Fakat,  dinimizin helal kabul ettiği bir işle meşgul olan tüccara, kâr-zarar ortaklığı şartıyla para verebilir.  Şöyle ki; “ Sana, bu ticari işte kullanmak üzere şu kadar para vereceğim, her ay veya her yıl kârın yüzde onbeşini bana ödeyeceksin.” diyen birisi,  hissesi oranında zarara da ortak olmak şartıyla, bu parayı alabilir, caizdir. Bu bir şirket ortaklığıdır. Ortak olduğu nisbette zarara da ortak olması muameleyi faizli olmaktan çıkarmaktadır.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.