Cemal Kayı

Cemal Kayı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Hatay da neler oluyor?

A+A-

Hatay Dörtyol Ticaret Lisesi’nde öğretmenlik yaptım. İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün Hatay merkezde olması nedeniyle özlük işlerimden dolayı bir kaç kez Hatay Merkez'e gittim.

Samimi, candan, konuksever insanlarıyla arkadaş oldum dost oldum.

Asi Nehri kenarındaki çay bahçelerinde çay kahve içtim. Çarşı aralarında mütevazı künefeci dükkânlarında tatlarını hiç bir zaman unutamadığım künefelerinden yedim. Aynı dükkânda Temmuz sıcağında iri göbekli amcaların içinin künefesini yedikten sonra yetinmeyip künefe tabağını başlarına dikişlerini gülümseyerek izledim...

Tarihinde hep dinsel çekişmelerin, dinsel çatışmaların merkezi olmuş Hatay. Çeşitli devletlerce defalarca el değiştirmiştir. Kiliseleri, camileri, surları, köprüleri, kaleleri, tarihi yapıları yıkımlara katliamlara, yağmalara yok edilişlere tanıklık etmiştir...

Yakılan, yıkılan, katledilen işkence gören insanların ağıtlarını çığlıklarını, umutsuzca yakarışlarını, tarihi kalıntıları gezerken kendinizle baş başa kaldığınızda duyar gibi olursunuz!

MÖ 300 yılında kurulduğu belirtilen şehir daha sonra MÖ 64 yılında Roma imparatorluğuna katılmış, Roma İmparatorluğu'nun Suriye Eyaleti'nin başkenti olmuştur. Daha sonra İslamlığın yayılma döneminde Araplar tarafında alınmış, Abbasi ve Emevi Devletlerinin egemenliğinde kalmış, 877'de Tolunoğulları, 969'da Hamdanoğulları'nın egemenliğine geçen Hatay'ı 12. yüzyılın başlarında Haçlılar zaptetmiştir.

1516 yılında Yavuz Sultan Selim'in Mısır seferi sırasında Osmanlı İmparatorluğuna geçen Hatay, 30 Ekim 1918 yılında imzalanan Mondros Mütarekesiyle Osmanlı'dan alınarak Fransızlara verilmiştir.

4 Temmuz 1938' kadar Fransızlarda kalan şehir, 4 Temmuz 1938'de, Bağımsız Hatay Devleti olmuş,  Atatürk'ün üstün dehası akıllı diplomasisi sayesinde 23 haziran 1939' da yapılan Referandumla Türkiye Cumhuriyeti topraklarına katılmıştır.

Hani derler ya; "Başıma gelen pişmiş tavuğun başına gelmedi!"

Tarihte Hatay'ın başına gelenler de pişmiş tavuğun başına gelmemiştir. Çeşitli devletler ve uluslar tarafından onlarca kez el değiştiren Hatay, her el değişiminde yıkımları, zulümleri, acıları, ayrılıkları, gözyaşlarını, katliamları görmüş, artık yıpranıp yorulmuştur...

Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı CHP'li Doç. Dr. Lütfi Savaş adeta yalvarıyor: "Hatay elden gidiyor, şehre yerleştirilen Suriyeli sayısı yakın bir gelecekte Türk nüfusunu geçecek" diyor.

"Hatay'da doğan her dört çocuktan üçü Suriyeli. Suriye'li kadınlar her yıl bir çocuk doğuruyorlar, her Suriyeli erkeğin üç dört tane karısı var. Hatay'da ticareti ele geçirdiler, hızla zenginleşip toprak, ev bark sahibi oluyorlar. Mülk edinmeleri yasak olduğundan kendilerine Türk ortaklar buluyorlar, Türk ortaklar üzerinden emellerini gerçekleştiriyorlar. Bu böyle devam ederse yakın bir gelecekte Hatay'ı kaybedeceğiz!" diyor, adeta feryat ediyor sesini tüm Türkiye'ye duyurmaya çalışıyor...

Türkiye'nin toprak bütünlüğü Irak'tan, Suriye'den, İran'dan geçer. Yakılmış, yıkılmış, parçalanmış bir Irak, yakılıp yıkılıp parçalanmış bir Suriye Büyük Ortadoğu Projesinin uygulama alanı içindedir.

Suriye ile, Irak ile, Mısır ile, İran ile diğer komşu ülkelerle bizim düşmanlığımız neden?

Ya da, bu ülkelerin parçalanıp dağılmasından bizim ne kârımız oldu? İçte neden ayrıştırıldık?

“Üniter laik sosyal bir hukuk devleti” olmamızın bugüne kadar ne zararını gördük?

Tüm sektörlerde üretimden neden vaz geçtik?

Üreten ülkemiz neden üretmeden tüketen ülke konumuna getirildi?

Daha yirmi yıl öncesine kadar dünyada kendi kendine yeten dokuz ülkeden biri olan Türkiye, bugün neden samanını dışardan alıyor? Neden devlet üretme çiftlikleri kapatılırken Afrika ülkelerinden tarım! Adına toprak kiralanıyor, çiftlikler kurulduğu söyleniyor?

Bizim coğrafyamızda sırada hangi ülke var, parçalanıp yakılıp yıkılacak? İnsanları ayrıştırılıp birbirine düşürülecek küçük küçük devletçiklere ayrılacak?

Üstad Yılmaz Özdil bugünkü yazısında Hollywood yıldızı! Angelina Jolie'nin tüm İslam ülkelerini dolaşıp yardımlarını! dağıttıktan sonra “Yemen Ellerinde” kara çarşafla donanıp Husilerle poz verdiğini yazıyor. Haklı olarak soruyor:

"Halbuki şu anda Polonya'ya, Macaristan'a Slovakya'ya sığınan Ukrayna'lıları ziyaret etmesi gerekmez mi?"

Büyük Ortadoğu Projesi tıkır tıkır işliyor. Bu projede görevli herkes proje çerçevesinde üzerine düşen görevi bir eksiksiz yerine getiriyor...

Saygılarımla...

Önceki ve Sonraki Yazılar
Yazarın Diğer Yazıları