Bahattin Demiray

Bahattin Demiray

yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Her günü altın etmek

A+A-

Hikmet ehlinden biri gönderdiği mektubunda: “Ey kardeşim! Ölümü arayıp da bulamayacağın diyara (âhirete) göç etmeden önce bu dünyada iken ondan sakın, hazırlıklı ol.”

Annesiyle birlikte evinin duvarını çamurla sıvayan Abdullah b. Amr’a, “Abdullah, ne yapıyorsunuz?” diye sorar. Abdullah da, “Evimizi tamir ediyoruz ey Allah’ın Resûlü.” diye cevap verir. Bunun üzerine Efendimiz (sav), “Ölüm, bu duvarın yıkılmasından daha hızlıdır.” buyurur.

Peygamberimiz bu sözüyle ölüm anının gizli olduğunu, her insanı ansızın yakalayabileceğini ve Dünya da ahreti tanzim etmede geç kalınmaması için hazırlıklı olunması gerektiğini hatırlatmıştır.

Resûlullahs.a.v. buyurdular ki: “Ölüp de pişman olmayan yoktur, mutlaka herkes nedamet duyar: İyi yolda olan hayrını daha çok artırmadığı için pişman olur, nedamet duyar. Kötü yolda olan da nefsini kötülükten çekip almadığına pişman olur.” Müminlerde mi ya Rasulallah ?” diye soran ashabına; “Evet, onlar da dudaklarının Allah adıyla ıslanmadığı her an için pişman olacaktır” diye cevap veriyordu. Tirmizi, Zühd 59, (2405).

Hz. Enes radıyallahuanh anlatıyor: “Resûlullahaleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Ölüyü, mezara kadar üç şey takip eder: Ailesi, malı ve ameli. Bunlardan ikisi geri döner, biri baki kalır: Ailesi ve malı geri döner, ameli kendisiyle bâki kalır.” Buhâri, Rikâk 42; Müslim, Zühd 5, (2960)

Yapılan ibadet ve amelleri bir bir gözden geçirelim. Her güne başlarken sabah namazından sonra öldüğümüzü kabirde toprağı üstümüze atarlarken, hangi meleklerin karşılayacağını, (Azap mı? Rahmet melekleri mi? İlk günü, ilk geceyi nasıl geçirmek gerektiğini o gün içinde ibadet ve amelimin artması yönünde çaba sarf etmemin bir daha önemini nefsimize diyelim.

Bitmeyecek ve bensiz yürümeyecek olan işleri kim yapar, yoluna koyar? Eş, çocuklar, ev, araba, mal, bankadaki para, tarlalar, eşyalar, kimlere kalır? Ya pişmanlıklar…( Her türlü kötülüğümü tek tek terk ederek takvalı namaz kılamama, gece teheccüde, sabah namazına kalkamama, darda kalanı, yoksulu, öksüzü, doyuramama, Televizyonun  futbolun, filmlerin, dizilerin,karşısında saatlerce zamanı geçirme, oradaki hayatlara imrenme, onun yerine ilmihal kitabından, konu başlıkları ayet hadis ezberlemeyişler, zikir edemeyişler ( 37:3 - Ve o yolda zikir okuyanlara.) fitne fesatlara, haramlara şüphelilere, boş ve faydasız işlere dalamalar, dedi kodu gıybete, kaba ve haşin davranışa, sivir dilliliklere, inatçılıklara, nankörlüklere, kızgınlılara, aç gözlüklere, Sabah ve yatsı namazı ile ilgili peygamber sözüne karşı yan çizmelere, kıskançlıklara, çekememezliklere, şirklere, yalancılılıklara, ayet ve hadislere, günahların geldiği yerlere duyarsızlıklara, kötü alışkanlıklara, dalanlarla dalmalar, dünyadan ahrete imansız gidenlerin sevdiklerimizden olması durumunda onlarla sonsuz olmalara…Nedamet)

İşlerden vakit ayıramadığımız, namaz zikir ve cahillikler ile gafletler ötelerde benimle olmak için can atan sabırsızca bekleyen, Peygamberler, şehitler, veliler ve mümin kardeşlerimle olmama inatçılığım, Yok yok, ebedi arkadaşımın kıymetini hiç bilememiş ve onlara ne çok vefasızlık etmiş isteklerine duyarsız kalmışım.

Günümüz Müslümanlarında bir kısmı, şans oyunları oynayarak rızkı Allahın verdiğini bilemediğini ve mirastan ayete göre paylaşmadığından haram yediklerini, akrabalık, arkadaşlık ve komşuluk bağlarını kopardıklarını, defalarca israf ve aşırı işlerden vaz geçemediklerini, oysa kutlu peygamber: "Nefsimi elinde tutan Allah'a yemin ederim ki, bir kişi hayırdan kendisi için istediğini, Müslüman kardeşi için de istemedikçe mükemmel bir şekilde îman etmiş olmaz."(İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned.) Verilen ömrü nasıl heba etime yerine ayet ve hadislerde ışığa göre yapabilecek ne çok şeyler vardı…

Oysa fatır suresinde Yüce yaratıcımız : 37 - Onlar, orada şöyle feryad ederler: ahrete imansız gidenlerin "Ey Rabbimiz! Bizleri çıkar, yaptığımızdan başka salih bir amelde bulunalım. " (Size orda (dünyada), öğüt alabilecek olanın öğüt alabileceği kadar ömür vermedik mi? Hem size uyarıp-korkutan gelmişti. Öyleyse azabı tadın. Çünkü zalimleri kurtaracak yoktur." (denir). İçinde onlar (şöyle) çığlık atarlar: "Rabbimiz, bizi çıkar, yaptığımızdan başka salih bir amelde bulunalım." Size orda (dünyada), öğüt alabilecek olanın öğüt alabileceği kadar ömür vermedik mi? Size uyarıp-korkutan da gelmişti. Öyleyse (azabı) tadın; artık zalimler için bir yardımcı yoktur. " Buyrulmaktadır.

İnsana verilen ömür içinde, iyi ve kötü arasını ayırabilmesi için cüzi iradesiyle akıl ve kalple mümkün olduğu ve hesaba çekilmeyi hak edici bir yaş limiti verildiğini, bu yaştan sonra insana, doğru yola girmesi için ne kadar fırsat tanınmışsa, sorumluluğu da o derecede artacaktır. Uzun bir süre yaşamış olmasına rağmen Allah'a inanmamış ise eğer, kendisinin hiç özrü bulunmayacaktır.

Hadiste; "Şayet bir kimse kısa bir ömür yaşamışsa onun için küçük bir özür söz konusudur. Ancak 60 sene ve daha fazla yaşamışsa artık onun için hiçbir özür ileri sürme imkanı yoktur." (Buhari, Nesei, İbnCerir, İbnEbi Hatim)

Hasan-ı Basrî der ki: “Ölüm dünyanın bütün rezilliklerini ortaya çıkardı da akıl sahipleri için onda zevk alınacak bir şey bırakmadı.”, “Ne kadar akıllı insan gördüysem, muhakkak onun üzerinde ölüm korkusunu ve üzüntüsünü hissetmişimdir.” EbûHânîEş’as anlatıyor: “Hasan-ı Basrî’nin sohbetlerine devam ederdik. Onun sohbetlerinin konusu daima cehennem, âhiret olayları azap ayetleri ve ölümü anmak oluyordu.”

Ömer b. Abdülaziz her gece âlimleri bir araya toplar; beraberce ölümden, kıyametten ve âhiretten bahseder, sonra da sanki önlerinde cenaze varmışçasına ağlarlardı. Ömer b. Abdülaziz, Anbese’ye şunları söylemiştir: “Ölümü çokça an, eğer rahat içinde yaşıyorsan onu sana daraltır; darlıkta isen onu sana genişletir, teselli eder.”

“Kadının biri, Hz. Âi-şe’ye (r.anh) kalbinin katılığından yakındı. Hz. Âişe (r.anh) ona, ‘Öyleyse ölümü çokça an; kalbin yumuşar’ dedi. Kadın Hz. Âişe’nin dediğini yaptı; kalbi yumuşadı. Sonra ona gelip teşekkür etti.”

Rebî’ b. Huseym evinde bir kabir kazmıştı. Her gün birkaç kez buraya girer, içinde ölümü zikreder ve, “Bir an olsun kalbimden ölümü hatırlamak çıksa kalbim bozulur” derdi.

Mutarrif b. Abdullah b. Şıhhîr şöyle diyordu: “Şu ölüm var ya, servet sahiplerine hayatı zehir etti. Öyleyse ölüm olmayan yer için servetler hazırlayınız.”

Ebû Süleyman Dârânî (rah) anlatıyor: Ümmü Harun’a (rah), “Ölümden hoşlanır mısın?” diye sordum. O, “Hayır, hoşlanmam” dedi. “Niçin?” diye sordum, “Çünkü bir adama karşı koysam, bir daha onunla karşılaşmak istemem. Allah’a isyan eden biri olarak, beni ona ulaştıracak olan ölümü nasıl isteyebilirim ki!” diye cevap verdi.

Yüce Yaratıcımız ; Öylesine çok güzellikler yaratır ki, hayranlığımız methine yetmez. Seni,Senin öğrettiğin ayetlerle deki gibi dilimle ve kalbimle övüyorum;SUBHANALLAH, öyle hoş lütuflarda bulunu ki,ne kadar minnettarlığımızı göstersek lütfünü karşılayamayız; Sana,Senin öğrettiğin sözle minnetimi ifade ediyorum;BAREKALLAH Öyle güzel işleri ne kadar düşünsek hikmetine aklımız ermez. Sana hayranlığımı Senin öğrettiğin sözle ifade ediyorum; MAŞAALLAH. Bir işe Başlamadan önce İnşallah, Kulluğumuz için Abdullah, Çocuklarımız için Emanetullah, Namazlarımız için Huzurullah, Dünyamız için Arzullah, Mağlubiyetimiz için Kadderallah, llahi kelimesinin yücelmesi için İ’la y-ı kelimetullah, Bir işe Başlamadan önce İnşallah, Şaşırırsak Allah Allah, Düşmana karşı veya coşku ve heyecanla bir işe sarılırsak (mehterle hücumunda Olduğu gibi) Allah AllahAllah, Kendimize güvenirsek EvelAllah, Azmedersek AlimAllah, Vazgeçersek EyvAllah, Sonuna Kadar gitmek istersek YaAllah, Pes edersek İllAllah, Tahahhüt edersek Vallah Billah, Canımız Sıkılırsa Fesubhanallah, tekrar denemek istermisin Maazallah, İşler Zorlaşırsa HasbünALLAH, Eğer Başaramazsak HayaLLAH ile dili alıştıralım.

Öğrenelim dinimizin güzelliklerini ve inceliklerini, Biat et zamanın sahibi Allah’a, Her işinde söyle;Bismillah. Düşürme dilinden Lâ ilâhe illâllah. Başlayalım, namazla kulluğa, sarılalım kurana ve hadislere, helal lokma kul hakkına dikkat edelim. Varsa kırdıklarımız hiç durmadan alalım gönülleri Salih amel işlemede yarış edelim. Dindarlığımızın en belirgin özelliğini temsil eden Allah’ın evi olan Kabe’nin devamı olan kutsal mekan olan camileri bayram namazı gibi dolduralım. En büyük zenginlik Allah’a olan aşktır. Selam ve Duayla…

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
Yazarın Diğer Yazıları

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.