Selami Mutlu

Selami Mutlu

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

İçimizde ki Suriye!

A+A-

Türkiye’nin siyasi muktedirleri ülkemizin dış politikalarını yönlendirirken “Kartallar yüksekten uçar havasında hayaller peşindeydiler.” Esat’ı devirip Şam’da kahve içeceklerdi. Ancak öğle olmadı. Kazın ayağı sağlam çıktı. Rusya’nın ve İran’ın desteği ile IŞID’ın aldığı bölgeleri teker-teker geri almayı başardı. Olan sadece on binlerce Suriyelinin ve Suriye bataklığına giden askerimizin ölümüne neden oluşturdu. Yıllarca yaşanan bu Suriye macerasından Türkiye olarak en az Suriye kadar zarar gördük. Hiç bir kazancımızın olduğu da söylenemez. PKK’nın gelişimine engel oluşturduk sadece. Üstelik her gün başarılı bir etkisizleştirme yok edişimize rağmen tam bir sonuca ulaşamadık.

Stratejik derinlik diye gelişen sonrasında stratejik felakete dönüşen program bugün Türkiye’ye bütçe açığı Enflasyon ile adli sorunlarıyla, toplumsal ve kültürel çatışmaları ile önümüze geliyor. Burada öngörüsüz politikaların, iç politikaya malzeme yaratmanın, gündem değiştirmenin, Okyanus ötesi güçlere boyun eğerek biat etmenin getirdiği siyasette ki yetersizliğin büyük payı var. 2011 yılından beri girdiğimiz bu bataklığa PKK/PYD sınırımızda ülkemize tehdit oluşturuyor diyerek adım atmıştık Suriye içlerine kadar.

Suriye savaş alnına döndükten sonra savaştan ve ölüm tarlalarından kaçan Suriyelilere sınırlarımızı açtık. Bu Türk insanının yardımseverliği ve sınır komşumuz olmasından kaynaklıydı. Onları sahiplendik, besledik, maaşa bağladık ev yurt verdik. Bedava sağlık hizmeti verdik. Vatandaşlığa alıp seçmen yaptık seçilme hakkı verdik. Halkımız yokluk ve var olma savaşı verirken onlar sınıf atladı biz ise sınıfta kaldık. Halkımız ekonomik krizle işsizlikle boğuşurken onları koruduk kolladık. Şimdi köşe bucak tehdit oluşturan gruplar halinde fuhuş-uyuşturucu-soygun olayları ile ülkenin sorunu olmuş durumdadırlar.

Suriye’de süren savaştan ve gelişen olaylardan Emperyalist güçler pay kapma yer edinme yarışına girmişlerdir. Başlangıçta terör grubu oluşturup tavşana kaç tazıya tut diyenler yine meydanlardaki yerlerini almış durumdadırlar. Tıpkı Irak’ın-Libya’nın yağmalanması gibi meydanda oyun kurmakla meşguldürler. Türkiye ise Suriye bataklığından kolay-kolay çıkamayacaktır. Barışa dirsek çevirip bakar kör olan siyaset tutumunu barıştan dayanışmadan yana koyamadıkça, Suriye sorunu Türkiye’nin daha uzun yıllarını alacak gibi görünmektedir.Geçmişte siyasetin almış olduğu Suriye tahminleri doğru çıkmamıştır. Bu da Cumhuriyet döneminin dış politikada ki en majör hatalarından biri olarak tarihe geçecektir.

Suriye artık ABD-RUSYA-İRAN-TÜRKİYE gibi oyuncuların askeri güç bulundurarak nüfus mücadelesine girdikleri bir alan haline gelmiş olmasıdır. Kuvvetle muhtemeldir ki yeni bir Suriye tasarımı ortaya çıktığında, bu eskiden olduğu gibi merkezi otoritenin bütün ipleri elinde tuttuğu yekpare bir Suriye olmayacaktır. Hatalı çıkışlarla dış politikada rol oynayan aşırı özgüven, acelece alınan kararlar, dış politikaların kişiselleştirilmesi, geleceği öngörmede bakar körlük, ihtiyatsızlık ve bir iç savaşın tarafı olmak gibi tercihlerin hepsi birer faktör olarak bu gün dış siyasetimizde ki yerini almışlardır.

Yapılan bu öngörüsüz hatalar sonucunda artık gelinen noktada Suriye içimizdedir. Tüm sorunlarıyla Suriyeliler önce yaşam merkezlerimizin gettolarında daha sonra şehirlerin en lüks yerlerinde yer almışlardır. Türk toplumunun olmayan huzuru daha da bozulmuştur. Suriyelilere tanınan haklardaki istisnalar tepkiye dönüşmüştür. Şehir ve ilçe belediyelerinin gelir kaymakları böyle bir kitlesel gücü yönetecek-karşılayacak düzeyde değildir. Suriyeliler yerleştikleri Hatay-Kilis gibi güney bölgelerinde Türk halkının üzerinde bir nüfus oluşturmuşlardır. Bu da bölgenin demografik üstünlüğünü elde etmelerinin sonucunda kendi yöneticilerini seçecek ve sonrasında burası bizimdir siz buradan gidin dedirtecek bir tehdidi beraberinde getirecektir.

Cumhuriyetin ilanından sonra Türkiye’ye katılan Hatay bölgesi okyanus ötesi güdüleme oyun kurma ve batının da tetiklemesiyle tekrar Suriye’ye katılımı istenirse Türkiye zorda kalabilir. Türkiye bu tehlikenin farkında olmalıdır.

Bu yazı toplam 449 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar
Yazarın Diğer Yazıları

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.