Eflatun Neimetzade

Eflatun Neimetzade

yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

İdlip’te Neler Oluyor ve Rusya’nın Oyunları

A+A-

Türkiye büyük başarıyla “Bahar Kalkanı” harekâtını Suriye topraklarında yürütmeye devam ediyor. Gencecik Mehmetçiklerin haince rejim tarafından öldürülmesi karşılığında Silahlı Kuvvetlerimiz rejimin yerleştiği mekânları nokta atışıyla vurdu ve gereken dersi vermiştir. Öten yazımda bunlar hakkında yazmışımdır. Kahraman Türk Ordusu’nun peş-peşe yok ettiği nokta atışında rejim güçleri darmadağın olmuştur. Rejimin arkasındaki güç Rusya alil-acele konuşma, ikili ve heyetler arası buluşma talebinde bulundu. Elbette, Baş Kumandan, Cumhurbaşkanı, Sayın Tayyip Erdoğan ile ABD ve Rusya Cumhurbaşkanları telefonda konuştular. Dünya devletleri, özellikle NATO ve AB devletleri Türk Silahlı Kuvvetlerinin ezici zaferi önünde şaşırdılar. İster Soçi’deki mutabakat ve Astana’daki protokollere bir kere uyulmamıştır.

BATILI DEVLETLER TÜRKİYE’Yİ YALNIZ BIRAKTILAR

Başta NATO ve AB ülkeleri Türkiye’yi tek bıraktılar, vermiş oldukları sözü tutmadılar. Sonunda Türkiye doğru adımını attı, sınırları geç olsa da, göçmenlere açtı. Fakat komşu Yunanistan devleti Kaçkın ve göçkünler yasasına uymuyor ve sığınmacılar vurularak öldürülüyor, yaralıların sayı her gün artıyor. Yunanistan hiç zaman dürüst davranmamıştır, haince, kalleşçe sığınmacılara karşı sert tutumunu sergiliyor, amansız ve gaddardır. Dünya basını günlerdir onların sert, acımasız davrandıklarını ekrana taşıyordur, fakat Batı devletlerinden tık ses çıkmıyor. Batılı devletler ikili oynuyorlar ve susuyorlar. Sadece Almanya Başbakanı sığınmacılar hakkında Yunanistan’a uyarıda bulunmuştur. Fakat Avrupa Birliği devletleri sahtekârlıklara hala da devam ediyorlar.

Rusya ile masadaki buluşmadan “silahlar sussun” sonucu alınmıştır. Burada Türkiye daha bir zafere imza atmıştır. Eğer rejim tarafı imzalanan protokolü bozmuş olsa, Türkiye hemen saldıracaktır. Türkiye’nin dimdik duruşu, Cumhurbaşkanının büyük zaferi sayılmalıdır. Sayın Erdoğan, dünya devletlerine, özellikle Suriye’nin savunucusu Putin’e açıkça ifade etti: “Hakkımızı saklı tutuyoruz”.

Beni rahatsız eden konu-Putin’in, Yekaterina’nın heykeli bulunan odada Cumhurbaşkanı, Sayın Erdoğan’ı ağırlaması oldu. Yekaterina, bir kere bozuk davranış ve anti etik, bozucu davranışlarıyla Rusya’nın dünyada ayıbıdır, bir kere.

Ayrıca ben 2006-2008 yıllarında sayfa yazılarımda bu fahişe (bunu dünyada her kes biliyordur) kadının çirkin emellerinden “Ankara İl” gazetesine sayfalar yazmışım. Putin’in – Osmanlı ile Rusların savaşına işaret etmesi basit bir davranıştır. Osmanlı’yı devirmek kolay olmamıştır: Almanya, Fransa, İngiltere ve içteki Yahudi ve Ermeni milliyetçileri her yandan saldırdılar; elinde 32 iki devleti bulunduran Osmanlıyı, Batılı devletlerin işbirliği sayesinde borçlara mahkûm ettiler ve elindeki devletler de teker-teker uçmuştur…

eflatun-neimetzade-037.jpg

NADİR ŞAH-YEKATERİNA’YI SERT UYARMIŞTIR

O yıllarda Yekaterina, Rus Ordusunu Kafkas’a, hatta Azerbaycan’ın Kusar yılına dek sokmuştur. Garabağ Hanı Nadir Şah, kendisine mesaj gönderiyor: “Sen ey kahpe, Orduyu geri çek, yoksa gelir seni… ve saire. Yekterina Orduyu hemen geri çekiyor.

İşte Nadir Şah dün de vardı, bu gün de vardır. Ruslar bunu iyi anlamalılar. Sayın Erdoğan ne dedi: “Hakkımızı saklı tutuyoruz…” Yani her an size de saldıracağız, anlamına geliyor.

Ayrıca, ey Putin, senin bizim sınırlarımızda ne işin vardır? Evet, Esat-tıpkı babası gibi hain ve sinsidir. Çünkü kendisi bile Müslüman değildir. Kanında Hıristiyan kanı dolaşıyor-bu kesin kanıttır. Çünkü hiçbir Müslüman kendi kanından olan hakiki Müslümanı öldüremez-bu kuraldır. Hala Yemen’de çalıştığım yıllarda Esad’ın babasının Müslüman olmadığını asistanım (sonra Bakan oldu) Ömer Abdullah Saleh söylemiştir (1981-84). Eğer gerçek erkek ise (?) kanını İsviçre Hastanesinde analiz ettirsin… O zaman kim olduğu kesin anlaşılır…

Evet, Esat, kendi insanlarını varil bombaları ile öldürüyor. Bu adam-cellattır, nokta. Ve Putin bu celladı savunuyor. Bu gün Türkiye olarak kendi topraklarımızda beş milyona yakın sığınmacılara neden ev sahipliği yapıyor, derseniz. Onlara 45 milyar dolar harcanmıştır. Neden? Çünkü Türk halkı dünya tarihinde adil, barışçıl ve onurlu halk olarak biliniyor. Kendi geleneklerimize sadık halk olarak biliniyoruz-buna göre. Bizler Oğuz Kağan’ın torunlarıyız.

Cumhurbaşkanımız hakkında bakın Almanya’nın geçmiş Başbakanı neler diyor. Schoder, Spiegel dergisine vermiş olduğu makalesinde Avrupa Birliğini ve Batılı devletleri suçluyor ve Türkiye devletine övgüler yağdırıyor: “Türkiye dünya çapında en fazla mülteciye sahip ülkedir… Mülteciler burada rahat yaşıyorlar… Türkiye gururlu bir ülkedir ve gururlu bir lidere sahip… Avrupalılar imzaladıkları protokole uymuyorlar, Türkiye’yi yalnız bıraktılar. Batı ülkeleri yalancılar…”

Martın 5’inde Moskova’da, Türkiye-Rusya arasındaki barış protokolünden sonra silahlar İdlib ve etraf bölgelerde susmuştur. Fakat Sayın Erdoğan, protokole ekleme yapmıştır: “Hakkımızı saklı tutuyoruz” nokta. Bu cümle aynı zamanda Yekaterina’nın büstü olan salondaki Putin’e de uyarıdır, diye biliriz. Çünkü uzun adamın sözü de kural gibi eks-seda uyandırıyor etraf ülkelere… Çevre ülkelerine de, özellikle Yunanistan’a da.

 Çünkü Yunanistan ırkçı tutumuyla kendi çirkin yüzünü gösteriyor -bütün Müslüman dünyasına. Fakat kadim bir Atasözü vardır Türklerde: “Sirke ne kadar katı olsa, camına zarar verir”. Bunu iyi idrak etmeleri lazım, çünkü son yıllarda bazı Yunan siyasileri ve içimizdeki hainler dâhil - Türklere karşı sert tutumlarını ekranlarda ifade ediyorlar. CNN TV-de ise bazı beyan gazeteciler, “siyasetçiler”in – “Askerlerimizin İdlib ’de ne işi vardır? Bu haince beyanlara anlam veremiyorum. Ülkemizin beka meselesi var iken, sınırımızın ötesinde PKK devleti kurulmaya başlarken, böyle beyanlar sırtımıza indirilen darbeden de beterdir. Sayın Erdoğan dimdik durmuş – Rus liderine direnirken, içimizdeki düşmanların kalkıp beyanlar vermesi hiçbir ahlaka, kardeşliğimize uymuyor; komşu Yunanistan’a ve başka düşman devletlere sanki çağrı niteliğinde sesleniyor. Öyle ise bu kişi ve satkın ruhlara çağrı yapıyorum: buyurun gidin o ülkelerde yaşayın. İçimizde olup da devletimize, Cumhurbaşkanımıza dil uzatamazsınız. Siz ey, Batı ruhlu satkınlar-merhum Prof. Dr. Necmeddin Erbakan’ın diliyle sesleniyorum sizlere: “Ey, gidi sizi, gidi, gidiniz buradan…”

KORONAVİRÜS–BİYOLOJİK SİLAHTIR. AMAN DİKKAT…

Türkiye TV-de izledim. Çin devleti açıkladı; Koronavirüs füze ile ülkemize atılmıştır, denildi. Füze atılan bölgede füze kalıkları toplanmış, sanayide, laboratuvarda analize edilmiştir. Amerikan menşeli füze olduğu anlaşılmıştır. Amerika – zaten başı belalı ülkedir. Tarihten bellidir ki bu toprakların sahibi Kırmızı derili Müslümanlar olmuştur. Bu beyaz topluluğu, hain cellatlar-55 milyon Müslümanı öldürmüşler. Bunu sayfa yazılarımda yazmışım. Hatta 2007 yılında, ABD Büyükelçisi, Ricardson, Gazi Üniversitesine makamıma dek geldi, karşımda oturdu ve sorularıma cevap veremedi... Sadece, “Evet, tarihte pek çok yanlışlıklar olmuştur…”, demekle yetindi.

Bu gaddar ülke şimdi de bu tacizlerine devam etmektedir. Fakat şimdi sadece biyolojik silahları kullanırlar, bu mikropları ise İsrail devleti üretiyor, İngiltere ve Amerika’ya ihraç ediyordur.

Koronavirüs çok tehlikeli virüs türüdür, yüzden çok ülkeyi abluka altına almıştır. İran dâhil 104 dünya devletlerinde bu gün 3689 insan ölmüştür. ABD-de de virüsten ölenler vardır. Bu gün Dünyayı yöneten bu üçlü devletlerin hedefinde sadece Müslüman devletler-başta Türkiye duruyordur. Fakat Türkiye ne Filistin’dir, ne de Suriye ve ya Irak’tır. Amerika’nın ilk hedefi-büyük İsrail devletini kurmaktır. Bunu da Irak, Suriye ve Türkiye’nin Güney bölgeleri hedef alınıyor. Önce Filistin topraklarına İsrail yerleşmiş durumda ve her gün parsel-parsel Müslüman topraklarına el atıyor ve zalim dünya susuyordur… Filistin ağlıyor…

Saddam Varil bombaları atıyor, diye ipe asıldı. Fakat oğul Bush açıkladı: ”Irak’ta Varil bomba kullanılmamıştır…”. Öyle ise neden Saddam asıldı? Sonra sıra Libya’ya geldi ve Kaddafi zalimce ipe asıldı. Katliamı yine Amerika yaptı… Şimdi ise Suriye dağıtılır. İsrail iş başında… Esat, baş belasıdır, bunları görüyordur. Aynı zamanda ABD, Rusya ile de işbirliği yapıyordur. Pisliğin ve zalimin tekidir Esat. Ülkemizde bazı azınlıklar kendisine sempati duyuyorlar. Buyurup gitsinler Suriye’ye, neden gitmiyorlar?

Fakat bu ülkede PKK ve ABD desteklediği kuvveler sınırlarımızın tam dibinde devlet kurmaya kalktılar ve Cumhurbaşkanımız, Sayın Erdoğan onların hayallerini eritmiş oldu… Şanlı Ordumuz oradadır, İdlib’de ve ülkemizin bekasını korumaya devam ediyordur. Orada da oturacağız ve sınırlarımızın, insanlarımızın güvenliği namına Suriye’de aralıksız oturmamız gerekiyor. Çünkü bu Esat denilen şahıs kendi halkını öldürüyor ve ülkemizin sınırları tehdit altında olduğu zaman diliminde o topraklarda oturacağız. Bu arada Rusya güvenilmez devlettir. Kırım, tarih boyunca Osmanlının kenti olmuştur. Oraya el attı. Rusya işgalci tutumunu devam etmekte, topraklarına güç katmaktadır.

Türkiye dünya devletidir ve daima güçleniyor. Ama Rusya ile iyi komşuluğumuza devam edeceğiz ve çok ama çok dikkatli olacağız. Çünkü “Ayı” her zaman harekete geçebilir…

Önceki ve Sonraki Yazılar
Yazarın Diğer Yazıları

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.