Bahattin Demiray

Bahattin Demiray

yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Kalplerin ilacı

A+A-

İslam dini, karanlıklardan kurtaran, her iki tarafa da, ruhu aydınlatan, içi umutla dolan, kaybettiği yaşama isteği ve sevincini, tüm neşesini ve keyfini yeniden bulan, ferahlık, huzur, esenlik ve mutluluk veren, yaşamın güzelliklerinden, örnekler ile nefes almanın ne kadar kıymetli şükür nimetinin farkına vardırandır. Dini vecibeleri hakkıyla yapmak dış ve içini yaşama isteğiyle doldurur. Bunalımlı ruh halinden kurtulur. Hayatı sorgulayıp durmak yerine ona farklı pencerelerden de olumlu bakmayı ve ötede bekleyenlere olmanın mutluluğu sevincini öğretir. Yaşam felsefesini değiştirerek hayatın her anının keyfini sürer ve üzülerek, yakınarak, şikayet ederek geçirdiği günlerine yanar. Hayatında oluşan sıkıntılara, olumsuzluklara sabır ve namazla duayla yardım dilenir.

İki gram altın için iki ton toprak elenir. Nasıl ki iki gram altın için onca toprağı elekten geçirmek gerekirse, ahrette yapılacak ibadetler, namaz, oruç, zekat, kurban, zikir, dua, yapılacak iyi ameller, ihlaslı ve takvalı olması gerekmektedir. İnsanın niyeti altın gibidir. İbadette, amelde hep niyet aranır, Allah için olan niyete rızaya bakılır. Niyette günahlar, israf, haramlar, düşmanlıklar, menfaat, riya, kibir, kin, kötü alışkanlıklar, haset, cimrilik, v.b. kaçınılmalıdır. İhlas, Rabbimden isterim, Rabbime güvenirim, her şeyi Rabbim için yaparım demektir. Hakkımı ahrette senden alırım dememeli. Dünyada iken tatlılıkla helalleşmeye çalışmalı. Nice alacaklı orada borçlu çıkacaktır. Öfke şeytan ve nefisten, gayret ise rahmandandır. Gayret, bir Müslümanın Dünya ve ahrette zararını önlemek için ona kızmaktır.

Kurandan lezzet almak Havf ve Reca (Allah c.c. sevgisi ve korkusuyla) akıl ve kalpte oturmasıyla anlaşılır. Nimeti verenin sevgisini kaybetmekten ve Ona isyan edip ebedi azaba müstahak olmaktan da korkar. Allah korkusu, sevileni kaybetmekten meydana gelen bir korku olduğu gibi, O’na isyan ederek tehlikelere maruz kalmaktan da meydana gelen bir korkudur. Allahü teâlâdan celal sıfatından korkmak, günahı sebebiyle korkmaktan daha üstündür. Haramı, günahı düşmanlığı sebebi ile korkan kimse bunları terk edince ‘’Allah’tan niçin korkayım?’’ diye gurura ucuba ibadetler ile yaptığı amelleri kibire dönüştürmesine neden olabilir. Öncelikle insan kendi fiziki vücudundaki organlarını, koruma en iyi şekilde kullanmaya, sonra çevresine, haramlardan, günahlardan, düşmanlıklardan İslam’a zarar veren insanlardan, kötülüklerden yanlışlardan kurtulmayı anlatmalıdır. Bizleri yoktan var eden insan diye değer veren, İslam ve çeşitli nimetler ihsan eden, Rabbimizi elbette çok sevmek gerektiği gibi, sevgiyi kaybetmekten de çok korkmamız gerekir.

Allahü teâlânın rızasını kazanmak için, herkesten çok sevmeli, yasakladığı emirleri işleyerek, elçisinin sözlerini dinlemeyerek, herhangi bir yanlış iş yapıp, Onu üzerim diye çok korkmamız gerekir.

İman nimetinin elde kalmasının en önemli şartı, hubbu fillah buğdu fillahtır. Sevdiklerini sırf Allah rızası için sevmek, düşmanlık ettiklerine de sırf Allah rızası için düşmanlık etmek demektir.

Hadis-i şeriflerde:(İbadetlerin en kıymetlisi, Allah için sevmek ve Allah için düşmanlıktır.) [Ebu Davud] (İnsan, dünyada kimi seviyorsa, ahirette onun yanında olacaktır.) [Buhari]

İmanlı kişi, kâfirleri düşman bilip, onların huy ve davranışları ile kâfirlik alameti olan şeyleri yapmamalıdır. İslam ile küfür, birbirinin aksidir. Bunlardan birine kıymet vermek, diğerine hakaret ve kötülemek olur. Allahü teâlâ, habibi olan Muhammed aleyhisselama, İslam düşmanları ile savaşmayı ve onlara sertlik göstermeyi emrediyor. Allahü teâlâ kâfirlerin, düşmanı ve Peygamberinin düşmanı olduğunu bildiriyor. Allah’ın düşmanlarını sevmek ve onlarla kaynaşmak, insanı Allah’a ve peygamberine düşman olmaya sürükler. Kendini Müslüman zanneden, Kelime-i tevhidi söyleyip, inanıyorum der. Namaz kılar ve ibadet yapar. Halbuki, bilmez ki, böyle, [Allah’ın dostlarını yermek veya sevmemek ve Allah’ın düşmanlarını “şu iyilikleri de var” diye sevmek] gibi çirkin hareketleri, onun imanını alır götürür.

İbadetlerin en kıymetlisi namazdır. Çünkü her gün Allahü teâlâyı hatırlatıyor. Namaz kötülüklerden alıkoyan ve Allahü teâlâyı hatırlama  zikretmektir. Allahü teâlâ günde beş defa hatırlanıyor. Abdest alacağım, namaz kılacağım, vakit geliyor, vaktinde kılayım derken, hep hatırlayıp, zikretmeye sebep oluyor.

Yüce kitabımızda; 51/ 17 - Onlar geceleyin pek az uyurlardı. 18 - Onlar seher vakitlerinde Allah'tan bağışlanma dilerlerdi. 19 - Onların mallarında isteyen ve istemeyen yoksullar için bir hak vardı. 20-21 - Kesin olarak inananlar için, yeryüzünde ve kendi nefislerinde nice ibretler vardır. Hiç görmüyor musunuz? Buyurmaktadır. Onun için bu da şöyle açıklanıyor: Geceden pek az uyurlardı. "Birazı hariç geceleri kalk namazı kıl!" (Müzzemmil 73/2) âyetinin mânâsına göre amel ederler, Allah şevki, ahret endişesi ile gözlerine uyku girmez, ibadet eder, vazife yaparlardı. Gece biraz bile uyumazlar, hepsini ihya ederlerdi." Bir rivayette de "Az idiler, geceden uyumazlardı." Ve seher vakitleri onlar istiğfar ederlerdi. Yani geceleri öyle ibadet etmekle birlikte sanki günah ile vakit geçirmiş gibi seher vakitleri de yatmaz, kusurları için af dilerlerdi. Dua ve istiğfarın en güzel zamanı olan seher vakitleri öyle icabet ve kabule şayan istiğfarı onlar, o iyi kimseler yaparlar. Mallarında da dilenci ve mahrumlar, darda kalanlar ile yoksullar yetimler, için bir hak vardı. Buyurmaktadır.

 Gece teheccüde kalkmak sabah erkenden kalkıp nefsini ve şeytanı dinlemeden camiye gitmek elçisinin sözünü dinlemektir. Elçinin sözünü dinlemeyen salebe, Karun, Uhud’daki yetmiş okçular sonucu tarihte nasıl bir sonla karılaştığı bilinmektedir.

Kalplerin ilacı zikirdir. Allah sevgisi, Allah’ın zikri olan kalplerde bulunur. Deyin diyen ayetleri tekrar etmek, Peygamberimizden duaları demek salavat tövbeyle Allah’ı zikreden tohumun toprakta çimlenmesi gibi kalplerde yerleşir, Allah sevgisi.  Başta namaz ile Allah’ı zikretme kalplerden dünya sevgisi çıkar. Dünya muhabbeti kalpten çıkınca, Allah muhabbeti kendiliğinden gelir. Nasıl bir şişenin içinden su çıkınca boş kalmaz hava dolarsa, yani hava kendi gelirse, dünya sevgisi de kapten çıkar

Nefis Allah’ın düşmanıdır. Herkesin en büyük düşmanı. Nefs-i emmaredir.  Hiç kimsenin nefsi yok olmaz. Onunla cihat yapınca insanlar, meleklerden daha yüksek olur. Melekten daha yüksek olmak nefisle yapılan cihat sayesinde olur. Nefsi zayıflatmak ibadet etmekle, cihat etmekle, insan olarak yarattığı kullarını çok sevdiği için namaz kılmayı kul olmayı kendine tam teslim olmayı emretti. Namaz kılmak öyle bir lutf-ü ilâhidir ki, her namazda nefs kahrolur, kalbini aldatamaz kötü huyları ile nefsin hastalıkları bir bir terk edilir. Nefsin şerrinden kurtulur. Ahrete mutmain olarak gitmesi söz konusu olur. Selam ve duayla…

Önceki ve Sonraki Yazılar
Yazarın Diğer Yazıları

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.