Selami Mutlu

Selami Mutlu

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Kanal İstanbul aşkı İstanbul’u bitirir!

A+A-

2011 yılından itibaren “Çılgın proje” diye ortaya atılan ve inatla savunması yapılan proje uygulamaya konursa İstanbul’un bitişini hazırlar. Ülkenin böyle uçuk kaçık borç edinerek yapılması düşünülen ve belirli kesime “Rant sağlayacak” projelere ihtiyacı yoktur. Bu tür projeler bilimin, ortak aklın, 16 milyon İstanbullunun kabulü ile yürürlüğe konur. Ülke ekonomisi dibe vurmuşken işsizlik felaket rüzgarlarını estirirken böyle bir “Rant sağlayıcı” girişimde bulunmak İstanbul’a ihanettir.

Siyasi inatlaşma yüzünden ortak akla ve bilimin verilerine uzlaşıya itibar etmeyip, kendi doğruları doğrultusunda hareket etmeleri, daha önce siyasi muktedirin “İstanbul’a ihanet ettik” sözü yeterli kalmaz İstanbul’u felakete hazırladık demelerine neden oluşturur. Bugün için tahminin bütçesi 75 milyar tahmini bütçesi var sayılan meblağ bununla da kalmayıp uzun zaman alçak yapımıyla bir o kadar daha borç getirecektir. Gelecek kuşaklara büyük bir borç yükü bırakacaktır. 150 metre genişliğinde 45 km uzunluğunda 25 metre derinliğinde olacağı düşünülen proje gerçekleşmesi halinde “Bilimsel, Çevresel, Ekolojik, Doğa” verilerinin ışığında olacağı bilinen olumsuzluklar İstanbul’u da çevresini de katledecektir. İstanbul’un ikinci bir beton yığınağının olmasına nüfusun da bir o kadar artmasına neden olacaktır.

Bu projeyle doğa felaketi de başlar. Karadeniz’den Marmara Denizine akan üst akıntı Marmara Denizindeki alt tabakayı baskılayacak Marmara’nın da ölümüne neden olacaktır. Bu ölüm sonrası Marmara Denizinde bulunan çukurların pislikle dolmasına ve hidrojen sülfür üretmesine neden oluşturacaktır. Bu çürük yumurta gibi kokan koku İstanbul’un her yârinden duyulur olmasına neden olacaktır. Projenin hayata geçirilmesi ile ağırlıklı olarak Avrupa yakasında var olan tarımı da bitirir. Bu son derece verimli olan İstanbul’un arka bahçesi olarak nitelendiren ve İstanbul’un besin deposu kabul edilen tarım arazilerinin yerini betona terk etmesine neden oluşturacaktır. Deprem bölgesi kuşağında olacak böyle bir yapılaşmanın gerçekleşmesi halinde risk faktörü oluşacaktır. Karadeniz’in bu gün için iklimsel dengesi oluşmuş durumdadır. Dengenin bozulması durumunda Karadeniz’in iklimsel dinamikleri de bozulacaktır.

Bölgenin tamamını etki altına alacak bu tür projeler uygulamaya konurken ortak akıl-bilim ve doğa koşulları jeopolitik koşullar gözetilir. Tek kişinin inadı ve kendi doğruları “Katar” sevdası ile “Rant” getirisi düşünülerek yola çıkılmaz. Bu tür projeler ülkenin milli menfaatleri gözetilerek yapılır. Kendi milli menfaatlerini savunarak yapılmaz. Yok “İhvanmış” yok “Müslüman Kardeşlermiş” gibi Ortaçağ aklıyla ve hayaliyle proje oluşturulmaz. Ancak bu ülkeye ihanet ve hıyanet içerisinde olanların, ABD önünde biat edenlerin Okyanus ötesi güçlerin art niyetli çıkarlarına alet olanların projesidir bu proje. ABD bu projenin gerçekleşmesini dört gözle beklemektedir. Zira projenin yapımıyla doğacak yeni koşullar MONTRÖ Anlaşmasını tekrar gözden geçirilmesine neden oluşturacaktır. Bu değişikliklerle imtiyaz hakları Türkiye’nin elinden alınmış olacaktır.

Ülke ekonomisi zordayken kimsenin borç vermeye bile gönülsüz baktığı yatırım yapmaya çekindiği bir ülkede böyle bir projeye borç veren kaşınıza gözünüze hayran olduğu için mi borç verecektir. Bu tür projeler ülke bütçesini borca sokacağından vaktiyle rahmetli Bülent Ecevit tarafından da rafa kaldırılmış bir projedir. Şu anda nüfus yoğunluğu ile başı çeken İstanbul mevcut sorunları ile zorlukla mücadele ederken projenin yapılmasıyla daha da büyük su-trafik-demografik-ulaşım sorunları yaşayacaktır. Bulunan yeraltı su rezervlerine Karadeniz den gelen tuzlu su karışacaktır. KÜÇÜKÇEKMECE-TERKOS-SAZLI DERE tuzlu su ile dolacaktır. Karadeniz balıkçılık ve balık ürünleri açısından ekonomik bir havzadır. Balıkçılıkta zarar görecektir.

ABD MONTRÖ anlaşmasını bahane ederek donanmasını Karadeniz’e çıkaracaktır. Buradan füzeleri ile her yönü vurma denetleme hakkına sahip olacaktır. Böyle bir durum ilişkilerimizin tırmandığı bir anda aleyhimize işleyecektir. Bunun farkına varan Çin ise kıyı şeridinde üst edinme gayretine girmiştir. Türkiye’nin güvenliği risk altındadır. Trakya’nın savunulması zorluklara gebe kalacaktır. Projenin yapımıyla ülke güvenliği de eko sistem de büyük olumsuzluklar içermektedir. Avrupa’nın pisliği atıkları zaten Tuna Nehri ile Karadeniz’e karışıp Marmara’ya akmaktadır. Ömrünü tamamlayan siyasi partilerin giderayak böyle bir projeyi başlatmasının aceleye getirmesinin tek açıklaması vardır oda oluşacak “Rant”tır. Gelecekte oluşması beklenen siyasetin sözcüleri oluşacak borcu ödemeyeceklerini açıklamışlardır.

İstanbul benim sevdamdır diyen siyasi muktedirin, bu kadim şehrin yaşam alanlarını, doğal yapısını su havzalarının yok edilmesine karşı bakar-kör olmaması gerekir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Yazarın Diğer Yazıları

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.