Cemal Kayı

Cemal Kayı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Kazakistan

A+A-

"...Büyükbaba Grişka, tam atmış dokuz yıldır bu dünyanın çilesini çekiyordu. 1877 Türk savaşına katılmış, General Gurko'nun emirerliğini yapmıştı. Gözden düşünce alaya geri gönderilmişti. İki Sen Jorj haçı, bir de Sen Jorj madalyası vardı. Plevne ve Rositz'deki yararlılığından ötürü...

Yaşlı adam feri kaçmış gözlerle Grişka'ya baktı. Yarım kalmış lokmasını dişsiz ağzında yuvarladı, başını salladı.

"Kafkas seferinde bulundun öyleyse?"

"Baklanof'un yanında hizmet gördüm. Kafkasya’nın fethinde beraberdik. Alayda ne kıyak Kazaklar vardı! Adamı boyunu ölçerler öyle askere alırlardı o zaman. Çam yarması gibi adamlar, ama biraz kamburca, kolları uzun geniş omuzlu adamlar... Ya evladım ne adamlardı onlar! General hazretleri nur içinde yatsın, beni bir gün falakaya yatırmıştı halı çaldığım için..."

"Ben de Türk seferine katıldım. Ha, evet ordaydım."

Grişka sıska göğsünü şişirip madalyalarını şıkırdattı.

Gün doğarken bir köyü ele geçirdik... Öğlen alârm borusu çaldı..."

"Rositz dolaylarında savaşıyorduk. Bizim alay, On İkinci Don Kazak Alayı *Yeniçerilerle* savaşa tutuşmuştu."

"Alârm borusu çaldı..."

"Evet dedi Grişka. Kızmaya başlamıştı. Ellerini öfkeyle sallayarak, "Türklerin Yeniçerileri de kendi çarlarına hizmet ederler" dedi.

"Kafalarına beyaz çuval geçirirler. Ne?

 Kafalarında beyaz çuval vardı diyorum!"

"...alârm borusu çaldı. Yoldaşıma dedim ki, "Geri çekileceğiz çaresiz, Timofey, dedim. Ama, önce şu halıyı alacağız duvardan!"

"İki Jorj Nişanı verdiler bana. Ateş altında gösterdiğim yararlıktan nişan aldım. Bir Türk Binbaşısını canlı canlı tutsak ettim." Büyükbaba Grişka birden ağlamaya başladı. Zayıf yumruğunu yanındakinin bel kemiğine vurup duruyordu..."

(Şolohov, ve durgun akardı don kitabından)

Yüzölçümü 2 milyon 717 bin km kare olan Kazakistan, Sovyet Topluluğu içinde Rusya'dan sonra en büyük yüz ölçüme sahip ülkedir. Nüfusu 17 milyon, resmi dili Kazakça başkenti Astana'dır.

Bugünkü Kazakistan devletinin üzerinde bulunan topraklar, tarihte önemli: Saka, Hun, Göktürk, Kıpçak, Karahanlı gibi Türk devletlerin merkez üssü, Kıpçak, Oğuz, Karluk gibi Türk boylarının at oynattığı meydan olmuştur...

Kazakistan'ın Kuzeyinde Rusya, güneyde Türkmenistan Özbekistan ve Kırgızistan doğusunda Çin yer alır.

2018 yılı nüfus sayımı itibari ile nüfusun: % 67 sini Kazaklar, % 19'unu Ruslar, meydana getirir. Bunların dışında ülkede, Ukraynalılar, Özbekler, Almanlar, Tatarlar, Uygurlar, Koreliler, Ahıska Türkleri olmak üzere çok çeşitli etnik kimlikler yaşamaktadır.

OrtaAasya Türk boylarından olan Kazakların tarihte ilk kurdukları devlet Nogay Hanlığıdır. Daha sonra Kazak Hanlığı adını alan bu devlet, 1847 yılına dek Orta Asya'da tüm Türk boylarının birlikte yaşadıkları sığınak olmuştur. 1847'de Çarlık Rusya'nın egemenliği altına girmişler, 1917 de Çarlık Rusya’nın devrilmesinden sonra kısa bir süre bağımsız kalmışlar ancak, 1920'de Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliğine katılmışlardır.

1991 de ise SSCB'nin dağılmasından sonra, Rusya Topluluğu içinde bağımsız Kazakistan Cumhuriyeti olmuştur...

Ben gerçekleri öğrenmek için hep geçmişin, geçmiş dönemin olaylarına bakarım. Dönemin tarihini, dönemin öykülerini, şiirlerini, romanlarını okurum. Resimlerine bakar, müziğini dinlerim...Romanlarla, öykülerle, şiirle müzikle halkın arasına girerim...Onlarda yaşarım...Gerçekleri orada bulurum...Bugünden geçmişin gerçeğine yolculuk yapar bugünün gerçeğini, tarihin izini sürerek bulurum...

Bugün bizim Türk deyip bağrımıza bastığımız, Orta Asyadaki kandaşlarımız, kendilerine Türk demezler! Ben Kazak'ım, ben Kırgız'ım, ben Özbek'im, vb. derler...

Avrupa'daki Macaristan ben Hun'um der...

Olaylara, yazılara programlara konu olan Kazakistan,1847 yılına kadar yani, Çarlık Rus işgaline kadar, o bölgede yaşayan çeşitli Türk gruplarına sığınak olmuş, birlikte yaşamış, çeşitli Türk gruplarıyla birlikte etnik kimliğini korumuştur.

1847 Çarlık Rusya işgalinden sonra Kazaklar büyük ölçüde kimliğini, dini inancını, Kazak kültürünü yitirmiş, kimliğini Rus sanacak kadar asimile edilmişlerdir. Bölgeye yani Kazak topraklarına gerek Çarlık Rusya gerekse SSCB döneminde, Rusya'dan Ruslar yerleştirilerek nüfusun demografik yapısı bozulmuştur.

1991 SSCB'nin yıkıldığı tarihte Kazakistan’da yaşayan Rusların sayısı ülkenin sahibi Kazaklardan daha fazla idi...1991'den sonra Rus, Alman gibi etnik grupların birçoğu ülkeyi terk ettiklerinden Kazakistan’da yaşayan Kazak sayısı günümüzde Rus sayısını geçmiştir.

Aynı oyun bugün bizim ülkemizde de oynanmakta, başta Araplar olmak üzere her etnikten milyonlarca insana kapılar açılmış, hatta milyona yakın Suriyeliye vatandaşlık verilerek demografik yapının Türkler aleyhine bozulmasına çalışılmaktadır! 

Çarlık Rusya döneminde Kazakları bilhassa Türklere karşı savaştırmışlar, bilinçli bir politika izleyerek önceleri Osmanlı daha sonra Cumhuriyet Türkiyesi ile bağ kurmalarını engelleyerek Cumhuriyet Türkiyesinin bölgeden uzak tutulması amaçlanmıştır!

Herkes, lider olamaz. Hasbel kader de olsa belki en üst seviyelere kadar gelebilirler. Ancak liderlik bir olağanüstülüktür. O da Atatürk gibi seçkin insanlara mahsustur... Liderlik: Öngörü, cesaret, bilgi, birikim, basiret, disiplin, planlı olmayı gerektirir...

Günümüzün Kazakistan’ı bağımsızlığını yeni kazanmış bir ülkedir. Toprak altında henüz el değmemiş, enerji depoları mevcuttur... İpek yolunun kilit taşıdır...

Herkes lider olamaz!

Kazakistan'ın Yüzölçümü; 2 milyon 700 bin km kare, nüfusu 19 milyondur. Topraklarının altından gazlar, enerjiler kaynamakta, madenler çıkarılmakta çıkarılmayı beklemektedir. Yine topraklarının üstünde milyon dönüm büyüklüğünde arazi tarıma hayvancılığa elverişlidir... Gazlar, madenler, topraklar işlenmekte, büyük bir kısmı ise işlenmeyi beklemektedir...

Bu kadar büyüklükte, bu kadar çok zenginliğe sahip bir ülkede 19 milyon gibi bir nüfusu hoşnut edememek, gelir dağılımını adil şekilde düzenleyemeyip ülkeyi, ülkenin gelirlerini bir avuç yerli işbirlikçiye bırakmak, (Oligarşi) bırakın basiretsizliği, bilgisizliği, birikimsizliği, art niyeti, sıradanlığı gerektirir...

Gaz fiyatlarının yüksekliği “bardağı taşıran son damla olmuştur” olayların çıkması bir günde olmayıp, belli bir süreçteki hoşnutsuzluğun patlamasına, patlamanın sonucu “AKBABA”ların pay kapmak için ülkeye üşüşmelerine neden olmuştur!

Dileğim, Kazakistan'da fazla kan dökülmeden, olayların sonlanması, “TEK ADAM VE YANDAŞLARI” yönetiminden demokrasiye geçilmesi, gelir dağılımının adilleştirilmesi yönündedir!

Ben yine de ŞOLOHOV'a bakarım...

Kazakistanı, emperyalistlerin kolay kolay bırakmayacakları bir gerçektir. Daha doğrusu,”ATLARLA KATIRLARIN TEPİŞİP, ARADA TEKMEYİ EŞEKLERİN YİYECEĞİ” bir ülke konumundadır şu an...

Not: Yeniçeri Ocağı, 15 Haziran 1826 yılında 2. Mahmut tarafından kaldırılmıştır. Yazar, Grişka'ya 1877 Türk Rus savaşında yeniçerilerle savaştığını söyletmektedir! Bu savaş, bizim tarihimizde Rumi takvime göre 1293 yılında olduğu için, 93 harbi olarak geçer.

Saygılarımla...

Önceki ve Sonraki Yazılar
Yazarın Diğer Yazıları