Salih Levent Uğurlu

Salih Levent Uğurlu

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Koçlar

A+A-

Bir Sherlock Holmes olduğumu iddia edemem. Ancak gözlem yeteneğime her zaman güvenirim. Yazılarımın iskeletini de bu gözlemlere dayandırırım genelde.

Bu aralar dikkatimi koçlar çekmeye başladı… Koçları gözlemliyorum. Kurban Bayramı yaklaşıyor tabii. Yaşam koçu, ilişki koçu, fitness koçu, sanat koçu, yönetici koçu derken ortalık koçlarla dolmuş deyim yerindeyse…

Bazen ağzım açık kalıyor diyebilirim. Birbirinden farklı alanlarda denk geldiğim koçların birçoğunun ortak noktası, iddiasını taşıdığı alanla ilgili bir akademik yeterliliği ya da bir iş tecrübesinin olmaması… “Bu memlekette para kazanmak, etiket sahibi olmak bu kadar kolaysa gençler aylardır neyin stresini yaşıyor da üniversite sınavına girip alan seçiyorlar” diye sorası geliyor insanın…

Ne gereği var şimdi üniversite kazan, maddi manevi yıpran… Sonra da işsizlikten kıvran… Olsunlar ya bir koç… Açsınlar ya bir ofis… Bir masa, bir kasa arkaya da bir Mustafa Kemal Paşa tamamdır bu iş. Alsana iş, al sana ofis… Artık insanlarımızdaki bu kolaycı anlayış, kabak tadı vermeye başlamış. Neden mi?

Bir fitness salonuna gidiyorsun. El kadar çocuklara beslenme programı, ilaç ve kür yazan sahtekar tiplerle karşılaşıyorsun. Sonra gazetelerden okuyoruz. Karaciğeri, böbreği iflas eden ya da kalp krizi geçirip ölen gençler... Yaşları 20-25… Neyim ben? Fitness koçuyum…

Bir dizi setine gidiyorsun. Ortalıkta “sanat koçluğu yapıyorum” diye gezinen, kartvizit dağıtan bir tip… Bakıyorsun yaptığı işe… Çekim boyunca yaptığı tek iş Mercedes marka arabanın amblemini kapatmak için bir kağıt kesip oraya yapıştırmak… Sanatla ilgili iki kelam etmeye kalkıyorsun apışıp kalıyor. Neyim ben? Sanat koçuyum…

Bir mekana kahve içmeye gidiyorsun. Kafenin köşesinde 20 kadın sıra bekliyor. Sevgilisinden ayrılanlara tarot açan biri kurulmuş başköşeye… Neyim ben? İlişki koçuyum. Merhaba ben Medyum Pakize… Memnun oldum ben de cinci hoca Levent. Ne diyeyim şimdi sana…

Elbette işinin hakkını veren koçlar yok mu?  Onlara bir lafım yok. Bu arada koçluk bu anlamda gerekli bir alan… Üzerlerine alınmalarına gerek yok.

***

İşsizliğin had safhada olduğu, liyakatın ayaklar altına alındığı bir dönemde böyle uydurma etiketli insanlarda artış olması normal sayılır aslında. Sistemin açıklarından yararlanarak piyasaya nüfuz edip piyasanın bütün dengelerini iyiden iyiye alt üst eden parazitlerdir bunlar... Bize düşen ise üç maymunu oynamamak…

Dolayısıyla herkes mesleğine sahip çıkmalıdır… Odalar, sendikalar tetikte olmalıdır... Bu konuda ciddi bir denetim mekanizması devreye sokulmalıdır… Sosyal medya biolarına gelişigüzel yazılan etiketlere, sağda solda gelişigüzel dağıtılan kartvizitlere yasal yaptırımlar getirilmelidir.

Asker, polis kıyafetiyle dolaşıp insanları yanıltanlar suç işlemiş oluyor da ait olmadıkları meslekleri orada burada kendine etiket edinenler neden elini kolunu sallayarak geziyorlar? Bunu anlamak mümkün değil… Kanun, meslek tanımlarını açıkça yapmış oysa…

Sonuç olarak iş hayatı “bırakınız yapsınlar bırakınız geçsinler” anlayışını kaldırmaz. Bu kuralsızlık halinin tahribatları büyük olur, oluyor da… Uyarması bizden uygulaması ilgililerden… Esen kalın…

Önceki ve Sonraki Yazılar
Yazarın Diğer Yazıları