Salih Levent Uğurlu

Salih Levent Uğurlu

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Lascaux ve Altamira’dan Tanju’ya avcılık müessesesi

A+A-

Ayı katleden avcının görüntüleri kamuoyunda ciddi bir rahatsızlığa neden oldu. Oysa Lascaux ve Altamira’dan beri insanlık adına değişen bir şey yok.

Homo sapiens, mağara duvarlarına avladıkları hayvanların resimlerini çizermiş. Dolayısıyla insanlığın ortaya koyduğu ilk sanat eserlerinin bulunduğu mekânlar olması açısından Lascaux ve Altamira mağaralarının sanat tarihindeki yeri önemlidir. Ancak o yüzyıllardan bugüne insanda bir gelişme olmamış ki aynı manzarayla hâlâ karşılaşıyoruz.

Hoş, Asur aslan avı kabartmalarının bile bir sanat ve medeniyet değeri var. Ayı avlayan Tanju fotoğrafının ne değeri var? Medeniyetsizliğimizin fotoğrafını gösteriyor olabilir mi? Belki de…

AVCI TRAVMAM

Bizim kuşağın çocukluk kâbusudur zalim avcı şarkısı…

“Dağlar ardında bir orman varmış.

Orada bütün hayvanlar mutlu yaşarmış.

Bir avcı gelmiş çok da zalimmiş.

Kesmiş bir bir hayvanları,

Yakmış ormanı…

Yağmur yağmamış,

Çiçek açmamış,

O zalimin sonunu gören olmamış...”

Çocuk yaşta okullarda öğrendiğimiz, sözlerini her işittiğimizde bugün bile bunalıma girdiğimiz bu şarkıyla ilgili travmatik anılarım var benim… Anaokulu müsameresinde zalim avcının rolünü üstlenmiştim ben… Çocuklar hep bir ağızdan şarkıyı söylerken soğukkanlılıkla ormana dalıp her şeyi yerle bir etmiştim. Bir de elimde baltayla fotoğrafımı çekmişler o zamanlar. Hâlâ albümde durur…

Neden böyle bir rolde oynatmışlar beni inanın fikrim yok. Mazbut da bir çocuktum oysa…

Şarkının sonunda rolüm gereği diz çöküp üzüldüğümü, baltamı omzuma alıp mahvettiğim ormandan suçluluk psikolojisiyle ayrıldığımı hatırlıyorum. Bir de zürafa rolünde oynayan Samet adında bir arkadaşımın kafasına baltayı biraz fazla vurmuş olacağım ki oyun esnasında çocuğun çıkardığı “ahh” sesini hatırlıyorum.

Nasıl bir kaosun içine sokmuşlar bizi daha o yaşta… İyi mi kötü mü bilemedim. Ancak psikolojimiz epey yıpranmış olsa da doğaya saygılı bireyler olmuşuzdur bundan eminim…

AVCININ NOTLARI

Artvin’in Arhavi ilçesinde yavru ayıyı vurup köpeklere parçalatan şu avcı konusuna geçmeden önce böyle bir anımı paylaştım sizlerle… Zürafa öldürüp bir de üstüne Samet’in kafasını şişirmiş biriyim ne de olsa… Bu suçluluk psikolojisini iyi biliyorum.

Birkaç eski avcı ile görüştüm bu yazı için.

Eski diyorum çünkü avcılığı bırakalı yıllar olmuş kişilerden bahsediyorum. “Avcılığı neden bıraktınız” sorusunu sorduğumda hepsinin verdiği cevap aynıydı: Yaşlarımız ilerledikçe merhamet duygumuz arttı ve hayvanlara kıyamaz olduk… Bazısının rüyalarına bile giriyormuş yıllar önce vurdukları o hayvancağızlar…

Ne kadar da kötü bir durum… Öyle değil mi?

Bu vicdan muhasebesine avcılığı bırakan kişilerde çok rastlıyorsunuz. Dolayısıyla ben de avcılığı sürdüren kişilerle değil avcılığı bırakmış olan kişilerle görüştüm. Çünkü anahtar kelimelerimiz merhamet duygusu ve suçluluk psikolojisi olduğu için… Öyle ki isimlerinin yazılmasını bile istemediler. Mesela bir avcı dedi ki küçük torunuma oyuncak silah bile alamadım bu vicdan azabından…

Aldığı cezalar bir tarafa ayıya işkence eden Tanju adındaki o avcı arkadaşın da bir gün yaptıklarından pişman olacağı aşikar. Ve gün gelecek bugünün bütün acar avcıları ellerine silah dahi almak istemeyecekler… Tıpkı eski avcılarda olduğu gibi…

O halde buradan bütün avcılara çağrımdır: Eski avcılara kulak verin ve yol yakınken silahlarınızı duvara asın. Çünkü vicdan azabı dünyada insanın başına gelebilecek en kötü şeydir. Kendinizi buna maruz bırakmaya değer mi?

Esen kalın…

Önceki ve Sonraki Yazılar
Yazarın Diğer Yazıları