Salih Levent Uğurlu

Salih Levent Uğurlu

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Nefes almak zorundayız

A+A-

Boğalar tarih bilse yüzyıllardır akıbetleri böyle olur muydu? İsyan ederler, matadorlara başkaldırırlar, o arenalara çıkmazlardı… Zira tarih, hafızası güçlü olanlar için tekerrür etmez.

Yeryüzünde en güçlü hafıza, hayvanlara değil insana bahşedilmiştir. Ancak ben insan hafızasının hayvan hafızasından daha zayıf olduğunu düşünmeye başladım artık. Sosyal medyada kullanılan popüler ifadeyle, eminim ama ispatlayamıyorum... Çünkü dünyada yüzyıllardır savaşın, şiddetin, ötekileştirmenin devam etmesinin başka bir açıklamasını bulamıyorum… Bunlardan kimsenin çıkarı olmamasına rağmen hep tekerrür ediyor. 70 bin yıllık insanlık tarihini anlatan “genel kültürümüzü arşa çıkaran” Andrew Marr’ın Büyük Dünya Tarihi belgeseli bile Kurtlar Vadisi tadında… Baltalarla, kılıçlarla, istilâlarla başlayan belgesel giyotinle devam edip atom bombasıyla son buluyor.

Askerde eğitim amaçlı çıktığımız dağda tarih mezunu bir arkadaşla savaş sohbeti yapmıştık gecenin karanlığında… Yüzler boyalı, biceps kaslarımız eğitim yapmaktan patlamış, silahlarımız yanımızda beklerken “aga” dedi, savaş gerekli bir şey… Dönüp “neden?” diye sordum kendisine. “Düşünsene” dedi, Almanlar Rusların kapısına dayandığında bütün tanklar soğuktan donmuş ve antifrizi bulmak zorunda kalmışlar… Bu sayede kışın araba kullanabiliyormuşuz. Böyle medeniyet teorisyenleri de yok değil savaşların insanlığı ileriye götürdüğüne inanan… Belki de haklılardır… “Sanırım ben romantik adamım dostum, komando da olsam savaş kötü bir şey” diye cevaplamıştım, Zweig karakteri gibi…

Neyse… Konumuz askerlik anılarım değil…

Efendim, Amerikan polisinin bir siyahı öldürmesi sonucu yine bir ayaklanma çıktı ülkede. Yine diyorum çünkü ortada tekerrür eden bir durum var. Yakın tarihe ufak bir yolculuk yaptığınızda, ABD tarihinin polis şiddetiyle birlikte çıkan siyah ayaklanmalarıyla dolu olduğunu göreceksiniz. 1957'de müslüman bir siyahın polis şiddetine maruz kalması sonucu Harlem'deki camisinden çıkan Malcolm X’in dört bin kişiyle karakol basması olayı en bilinenidir… ABD’de bunun gibi o kadar ayaklanma var ki hepsi de polis şiddetinden sonra yaşanmış. Binlerce km ötedeki devletleri dizayn etmeye çalışan, on binlerce km ötedeki gezegenlere roketler gönderen bir devletin bu kadar zayıf hafızalı olması, ısrarla siyahlara şiddet uygulaması gerçekten de düşündürücü…

Belki de Machiavelli’nin Prens’inde ifade ettiği gibidir:

“Tarih her zaman mı tekerrür eder? Kesinlikle, eder… İnsanlar o kadar safdildirler ve anın gereklerine göre öyle kölece boyun eğerler ki aldatan kişi her zaman aldatılmaya hazır birisini bulacaktır.”

SİYAH TÜRKLERİ TEKRAR HATIRLAYALIM

Basında epey yer almıştı “Siyah Türkler.”

Evet, siyah yurttaşlarımız onlar… Yüzyıllar önce Afrika’dan göç etmişler. İzmir ve Manisa çevresinde yaşıyorlar.

Hatta bir belgeseli de var. Ege ağzıyla konuşan minnoş siyah teyzeye bayılmıştım şahsen…

Bunu neden hatırlatıyorum? Çünkü yaşadığımız topraklarda ne olup bittiğinden habersiz turist edasıyla yaşayan ciddi bir kitle var. Bir özeleştiri yapalım. Kendimi de katayım buna… Lafa geldi mi mangalda kül bırakmayıp ama bu topraklara dair birçok konuya yabancı değil miyiz? Mansur Ark’ın, Esmeray’ın, Defne Joy Foster’in, Safiye Ayla’nın neden siyah olduğunu anlamadan bu topraklardan göçüp gidecek olan birçok insan yok mu bu ülkede? Diyeceğim o ki ABD’de gündem olan bu mesele, hiçbir dünya ülkesine o kadar da uzak bir mesele değil aslında.

Ne diyordu Martin Luther King? Kuşlar gibi uçmayı, balıklar gibi yüzmeyi öğrendik ancak kardeşçe yaşamayı unuttuk.

Bizler bu dünyada George Floydlar için nefes almak zorundayız… Kardeşçe kalın…

Önceki ve Sonraki Yazılar
Yazarın Diğer Yazıları