Eflatun Neimetzade

Eflatun Neimetzade

yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Ötükencilik nedir?

A+A-

Eski Kültür ve Turizm Bakanı, Türk Dünyasının medari-iftiharı, Azerbaycan Türklerinin en sevimli kardeşi, Sayın, Namık Kemal Zeybek’ten aralıklarla davetler alıyorum, etkinliklerde buluşuyoruz, Türk Dünyasının dertlerini paylaşıyoruz. Onunla konuşmalarımda kendim bizzat arınıyorum, onun muazzam çalışmalarından feyziyap oluyorum.

Azerbaycan’dan beni Opera Rejissörü olarak Türkiye’ye davet eden şahıs Sayın,  Zeybek olmuştur. Türkiye’deki sanat faaliyetimi daima takip ediyor, sergilediğim temsillerimin ilk seyircisi yine aziz kardeşim, can dostum, Sayın Zeybek oluyor. En son Üzeyir Hacıbeyli’nin “Leyla ile Mecnun” operasını Ankara Opera sahnesinde sergilediğimde (2017) tüm temsilleri severek büyük coşkuyla izliyordu. Gurur ve kıvanç hisslerini çöyle ifade ediyordu: “Bu operanın Ankara’da sergilenmesini yıllarca bekledik ve sonunda arzuma çatmışımdır. Bu nefis ve enfes temsilin bütün Türkiye vatandaşlarımın izlemesini arzu ediyorum. Her Türk insanının, Türk Dünyasında ilk defa yazılan, Üzeyir Bey Hacıbeyli’nin bu enfes, şahane, esrarengiz ilk operamızı izlemesi gerekiyor. Çünkü bu opera Türk Dünyasında yazılan ilk opera eseri olarak tarihe yazılmıştır…”

eflatun-neimetzade-072.jpg

Aziz dostum, Sayın, Bakanım bana, Ötükencilik ile ilgili çok kıymetli bir yazı göndermiştir. Bu yazıyı siz kıymetli okurlarıma sunmaktan şeref duyuyorum…

“…Bu deyimi ilk kez kullanıyorum. Bundan sonra iyi anlaşılmasını, yayılmasını, yaygınlaşmasını istiyorum. Yarım yüzyılı aşan okumalarım, uğraşmalarım, uygulamalarım, derin düşünmelerim sonucunda vardığım bir sonuçtur bu durum.

Dokuz yaşımdan başlayarak Türklüğe, Türklük bilgisine, Yeryüzü Türklüğüne ilgi duydum. 18 yaşımdayken ilk yazımın başlığı IRKÇILIK TURANCILIK idi. Irkçı değildim, Turancı'ydım. Turancı, Yeryüzü Türk  lüğü ile ilgilenmek, ilerde bağımsız olacak Türk Ellerinin Birlik kurması demekti.

Şimdi biliyorum ki ÖTÜKENCİLİK Turancılığı da kapsayan daha kapsamlı bir yaklaşımdır.

Türklük bilincinde olanlar için BÜYÜK AMAÇ ÖTÜKEN'İ KURMAK olmalıdır. Türk'ün geçmişinde TÜRKÇÜLÜĞÜN en açık, en keskin dile getirildiği dönem bugün adına GÖKTÜRKLER dediğimiz çağdır.

Ötüken'in güçlü bir biçimde vurgulanması da ORKUN YAZITLARI'ndadır. Orkun yazıtları bir bakın o günün ATATÜRK'ü olan BİLGE KAĞAN'ın söylevidir.

Bu söylev o çağ ile bütün gelecek çağların Türklerine bengi öğütlerdir. Yanlış okumaları düzelterek bu söylevi KUTLU SÖYLEV adıyla yayınladım. Atayurt Yayınlarından çıktı.

Bu yazıtlarda BİLGE KAĞAN atamız Türklerin ÖTÜKEN'e bağlılıktan çıkmamalarını öğütler.

Bu durumda ÖTÜKEN YIŞ, Ötüken ormanı ya da Dağı diye daraltılacak bir kavram olamaz. Nasıl Roma önce bir kalenin bir şehrin adı iken, sonra büyük bir İmparatorluğun adı olmuşsa, ÖTÜKEN de ilk anlamı bir yer adı olsa bile Bilge Kağan'ın dilinde artık bir yanı Talu ( Okyanus) bir yanı Tibet, bir yanı Sibirya, bir yanı Orta Asya olan ULU BİR EL'in (devletin ) adıdır.

Bilge Kağan'ın Söylevi'nin ortaya koyduğu ÖTÜKEN 'in üç ana kuralı vardır: 1.Türk Budunu ulusları ÖTÜKEN'de BİRLİK içinde olacaklardır. 2.ÖTÜKEN 'de TÜRK'ÜN TÖRESİ geçerli olacaktır.

3.ÖTÜKEN Türk başkanlarca yönetilecektir. Türkleri Türkler yönetecektir. Başka ulustan ya da başka ulus bilinci içinde olanlar değil. ÖTÜKEN'de uygulanması gereken Türk'ün Töresinin ana kurallarını da yine BİLGE Kağan'ın SÖYLEVİ ile öteki ana kaynaktan alarak yazıyorum.

Söylemek isterim ki bu yazı sadece geçmişle ilgili bir değerlendirme değil, gelecekle ilgili bir çıkış, yüceliş, yükseliş sunuşudur. Bunu söylüyorum. Bu sunuş benim değil BİLGE KAĞANDAN ATATÜRK'E ULU ATALARIN ortaya koydukları gerçeklerdir.

İşte TÜRK'ÜN TÖRESİ'nin Ana Kuralları:

1-Tanrı Gök’tür, Gök Tanrıdır. Tanrı Başlangıcı Olmayan, Sonu Olmayan Sonsuz Boyutta Sonsuzluktur. Tanrı Sonsuz Bilinçtir.

2-Tanrı Varlığı, kendinden yaratmıştır. Yarattıklarında açığa çıkmış, onların içinde de kendisini gizlemiştir. Görünen bütün nesneler Tanrı’nın görüntüsüdür. Bütün nesnelerde Tanrı’nın sonsuz tini vardır.

3-Kadın Erkek kişioğulları Tanrı’nın yeryüzündeki en üstün görüntüleridir. Kişilerin başta kişioğulları olmak üzere bütün yaratılanlara sevgiyle, saygıyla bakmaları, iyilik yapmaları, kötülük yapmamaları gerekir.

4-İyilik yapanlar da, kötülük yapanlar da yeryüzünde yaşarken karşılığını görürler. Ölüm tinin tenden ayrılmasıdır. İyiliği çok olanlar Uçmağa, kötülüğü çok olanlar Tamu’ya giderler.

5-Yedi Atamızın yükünü taşır, yedi torunlarımıza aktarırız. Bu yüzden çok iyilik yaparsak, atalarımızdan gelen yazıkları sileriz. Torunlarımıza yük yüklemeyiz.

6-Tanrı’nın yasaları böyledir: Tanrı’ya yakaracaksak, doğaya, kişioğullarına iyilik yapmalıyız. Doğayı güzelleştirmek, ağaç dikmek Tanrı’ya tapınmaktır.

7-Tanrı’ya yakarmak için doğayla iç içe yerler seçmek iyidir. Bunun için yapı yapmak gerekmez.

8-Tanrı’ya yakarmak için aracıya gerek yoktur.

9-Tanrı’yı bilmenin yolu bilimdir. Tanrı bilgisini geliştirenler önce bilgin sonra da bilge olurlar.

10-Bireyler yedi atalarını bilmeli, bu atalardan gelen yakınlarını da bilmelidirler. Yedi ata çocuklarının birbiriyle evlenmesi yasaktır, büyük yazıktır.

11-Kadın ile Erkek yasalar önünde eşittir. Ölen büyüklerinden eşit kalıt alırlar. Yargı önünde eşittirler.

12-Bir erkek bir kadınla, bir kadın bir erkekle evlenebilir. Evlilikler de kız ile erkeğin özgür seçimi gerekir. Onlar adına başkaları seçim yapamaz. Yeni bir evlilik için boşanmış olmaları gerekir. Boşanma yargıçla olur.

13-Analar ile atalar çocuklarına iyi bakmakla, iyi örnek olmakla, töreyi, erdemi, iyiliği öğretmekle yükümlüdür. Çocuklara Budun, Yurt, Doğa bilinci aşılanmalıdır.

14-Çocuklara Türkçe adlar konulmalı, yabancı dillerden adlar koymaktan kaçınılmalıdır.

15-Türk Türkçe konuşmalıdır. Eğitim, iletişim, bilim, tapınç dili Türkçe olmalıdır.

16-Türkler birlik içinde olmalıdırlar. Ötükende en yüksek yetkiler kurultayındır.

Kurultay bir Başkan seçer. Kurultay Başkanı değiştirebilir. Kurultaydan üstün olan Töre’dir.

Başkan, Başbakan’ı, Başbakan Bakanları seçer.

17-Türkler Ötüken’e bağlı olmalıdırlar.

Ötüken, Türklerin birlik içinde güçlü oldukları, bağımsız yaşadıkları, Türk Töresinin geçerli olduğu, Türk Başkanların yönettiği ülke demektir.

18-Türk Başkanları, Başbakanları, Bakanları Bilge, Alp kişiler olmalıdır.

19-Ötüken bütün dinler karşısında eşit uzaklıkta olmalıdır. Ötükenin dini yoktur. Kimsenin dinine karışılmaz.

20-Ötüken’i yönetenler budunun, dinçliğini, esenliğini, gönencini sağlamakla yükümlüdürler. Yönetenlerin kamu gücünden yararlanarak varsıllaşmaları büyük suçtur. Karşılığı çok ağır verilir.

21-Ötüken’in en büyük kuralı köniliktir. Yargı önünde bütün yurttaşlar eşittir. Varlıklar dengeli dağıtılır.

22-Yargıçları Kurultay atar, Başkanlar da kimse de onların işlerine karışamazlar. Ötüken’de yaşayanlar birbirlerinin dirliğine, varlığına karşı davranış içinde olamazlar. Bunu yapanlar kim olduklarına bakılmaksızın yargı önünde gerekli karşılığı alırlar.

23-Türk Yurdu, Yurttaşları, göğü, yeri, suyu ile bir bütündür. Yurttaşlar yurdu korumak, geliştirmek, güzelleştirmekle yükümlüdürler. Doğayı kirletmek büyük yazıklardandır.

24-Ötüken’de yaşayan kadın-erkek bütün yurttaşlar savaşçı olarak da eğitilirler. Bununla birlikte tek işleri savaşmak olan Erlerden, Alplerden, Alpagutlardan oluşan düzenli bir ordu vardır.

25-Ötüken’de Başkan, Başbakan, Bakanlar, Bütün kamu görevlileri, bütün yurttaşlar düzgün kişiler olmalıdırlar. Düzgün olmayan kamu akçasına ya da başkalarının akçasına el uzatanlara karşılığı çok ağır olur.

26-Ocakbaşı Ana Atalardan hangisi yaşıyorsa onun yönetimindedir. O kişi Töre’yi sık sık Ocakbaşı bireylerine anlatır. O ölünce görev kendisinden sonra gelen yaşlınındır.

NAMIK KEMAL ZEYBEK.

Tanrı sizi korusun, aziz kardeşim. İyi ki varsınız!

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
Yazarın Diğer Yazıları

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.