Mustafa Altıntaş: Ülke padişahlıkla yönetilmeyecek

Mustafa Altıntaş: Ülke padişahlıkla yönetilmeyecek

24 Haziran seçimlerinin sona ermesiyle birlikte Türkiye yeni bir döneme girmiş oldu. Peki halkımız bu yeni dönemde ne olacağını ve yeni sistemin neler getireceğinden ne kadar haberdar?

A+A-

CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİNİN TÜM AYRINTILARI

Mustafa Altıntaş “24 Haziran seçimlerinden sonra yeni başkanlık sisteminde rejimi tarif eden ilk dört madde hala yerli yerinde duruyor, yani değişiklik rejimle değil yönetim sistemi ile alakalıdır. Anayasa değişikliği kabul edildi ve hayata geçirildi. Türkiye hala laik, demokratik, sosyal bir hukuk devleti olmaya devam edecek. Parlamento kapanmadı veya seçimler ortadan kaldırılmadı, ülke padişahlıkla yönetilmeyecek” dedi.

24 Haziran seçimlerinin sona ermesiyle birlikte Türkiye yeni bir döneme girmiş oldu. Peki halkımız bu yeni dönemde ne olacağını ve yeni sistemin neler getireceğinden ne kadar haberdar? İşte tüm bu soruların yanıtını, siyasetle yakından ilgilenen, gerek sahada gerekse akademik olarak çalışmaları bulunan Ahi Evran Üniversitesi Türk Dünyası Topluluğu Başkanı ve aynı zamanda İşletme Bölümü Yüksek Lisans Öğrencisi Mustafa Altıntaş gazetemiz aracılığıyla sizlerle paylaştı.

röportaj1.jpgYÖNETİMDE ÇİFT BAŞLILIK ORTADAN KALKACAK

Gülferi: Sizce Türkiye’de neden böyle bir sisteme ihtiyaç duyulmuştur?

Mustafa Altıntaş: Öncelikle geride bıraktığımız 24 Haziran seçimlerinin ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum. Ülkemiz zor ve sıkıntılı dönemleri artık geride bırakmış olup, yoluna emin adımlarla yürümeye devam edecektir. Türkiye, Cumhuriyet'in ilanından bu yana parlamenter sistemle yönetilen bir ülkedir ve 24 Haziran Türkiye için bir milat olmuştur. Öncelikle sistemin ne olduğundan ve gelecekte ülkemize neler getireceğinden bahsetmek istiyorum. Türkiye'de siyasal sistemin anayasal dönüşümü uzun yıllardı tartışılmaktadır. Sistem ve model tartışmaları 1970'lerden bu yana sağ kökenli siyasi partilerin aktörleri tarafından dile getirilmiştir. Değişim talebinin ana nedeni olarak vesayetçi parlamentarizm ve zayıf koalisyon hükümetlerinin yol açmış olduğu sorunlardan kurtulma çabası olarak gösterilebilir. Dolayısıyla Türkiye'de bürokratik vesayeti ortadan kaldırmak, milletin iradesini yönetime aktarmak, siyasal ve ekonomik olarak istikrarı sağlamak, siyasetin demokratik olmasını sağlamak, yönetimde çift başlılığı ortadan kaldırmak için yeni bir hükümet sistemine ihtiyaç o zamanlardan beri ihtiyaç duyulmuştur.

MHP TÜRK MİLLETİNİN YANINDA OLMUŞTUR

Gülferi Özbek: AK Parti ve MHP’nin uzlaşması hakkında neler söylersiniz?

Mustafa Altıntaş: 2017 Yılında Adalet ve Kalkınma Partisi ile Milliyetçi Hareket Partisi'nin uzlaşması ile ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kabul etmesinin ardından halk oylamasıyla getirilmiş olan yeni sistem, Türk tipi parlamenter sistemin kırk yıla yakındır tartışılan krizini aşmaya yönelik bir durum olmuştur. Cumhurbaşkanlığı sistemi her ne kadar AK Parti’nin uzun dönemdir devam eden çabaları sonucunda ortaya çıksa da nihayetinde iki partinin uzlaşmasıyla şekillenmiştir. Milliyetçi Hareket Partisi 49 yıllık tarihiyle her zaman Türk milletinin yanında olmuş ve ülkesine, milletine, devletine faydalı olan ne varsa her koşulda arkasında durmuştur.

YASAMA VE YÜRÜTME ARASINDAKİ KRİZ ORTADAN KALKMIŞTIR

Gülferi Özbek: Cumhurbaşkanlığı Sistemi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Mustafa Altıntaş: Anayasa değişikliği "Cumhurbaşkanlığı Sistemi" olarak adlandırılmış olsa da, tasarının başkanlık sistemine göre dizayn edildiği görülmektedir. Örneğin başkanlık sisteminin tipik özelliklerinden biri olan yasama ve yürütmenin birbirlerinin görev sürelerine son verememeleri hususu Cumhurbaşkanlığı sisteminde farklı bir şekilde düzenlenmiştir. ABD siyasal sisteminde kilitlenmeleri aşmak için uzun dönemdir tartışılan yasama ile yürütmenin karşılıklı olarak seçimlerini yenileyebilmeleri, Türkiye tipi Cumhurbaşkanlığı sistemine dahil edilmiştir. Böylece yasama ve yürütme arasında oluşacak bir kriz sonucu sistemin kilitlenmesi halinde iki organın karşılıklı olarak seçimleri yenileyebilmesine olanak sağlayan bir düzenleme getirilmiştir. Sistemin fiili olarak yarı başkanlık sistemine dönüşmesiyle parlamenter sisteme yönelik çözümlerin çare olmayacağı, geçmiş değişiklik tecrübelerinin ışığında net olarak anlaşılmıştır. Anayasa değişikliğinin başkanlık sistemine uygun bir modelde hazırlanmasının gerekçesi de bu sebebe dayanmaktadır. Akılcı bir sistem tasarımı olarak sunulan Anayasa değişikliğinin kuşkusuz eksikleri, aksayan yönleri ve tartışmalı yanları olacaktır. Ancak ileriki dönemlerde yaşanacak aksaklıkların sistem içi düzenlemelerle aşılmasının mümkün olduğu da göz önünde bulundurulmalıdır.

YÜRÜTME ORGANI DİREKT HALKA BAĞLIDIR

Gülferi Özbek: Parlamento ile cumhurbaşkanı arasındaki ilişkiden bahseder misiniz?

Mustafa Altıntaş: Burada ele alınacak iki temel konudan birincisi olan meclisin denetimi konusudur. Parlamento ile cumhurbaşkanı arasındaki ilişkiyi belirleyen önemli unsur parlamentonun bilgi edinme ve denetim yollarıdır. Kabul edilen öneride; "meclis araştırması", genel görüşme", "meclis soruşturması" ve "yazılı soru" ifadeleri yer almaktadır. Bu maddeler, "Meclis soruşturması, cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar hakkında 106. maddenin 5, 6 ve 7. fıkraları uyarınca yapılan soruşturmayı; yazılı soru, yazılı olarak en geç on beş gün içinde cevaplanmak üzere milletvekillerinin, cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlara yazılı olarak soru sormaları" konusunu ifade etmektedir. Mevcut sistemdeki "gensoru" parlamenter sistemin doğasından kaynaklanan bir mekanizma olduğu için yeni sistemde Cumhurbaşkanlığı sisteminde yürütme organı doğrudan halka sorumlu olmuştur.

YASAMA ORGANINDA YETKİ PARLAMENTODA

Gülferi Özbek: Bütçe konusu yeni sistemde nasıl işleyecek?

Mustafa Altıntaş: Ele alınacak iki temel konudan ikincisi olan bütçe konusudur. Hükümet sistemlerinde denge ve denetleme başlığında incelenen önemli bir mekanizma olan bütçe özellikle yasama ile yürütme arasındaki ilişki açısından belirleyici bir karaktere sahiptir. Genellikle bütçenin hazırlanması aşamasında yürütme organı, onaylanması aşamasında ise yasama organı yani parlamentonun yetki sahibi olduğu kabul edilmektedir. Yeni düzenleme ile bütçe konusunda Anayasa'daki bu kanun maddesi "Bütçe kanununun süresinde yürürlüğe konulamaması halinde, geçici bütçe kanunu çıkarılır. Geçici bütçe kanununun da çıkarılamaması durumunda, yeni bütçe kanunu kabul edilinceye kadar bir önceki yılın bütçesi yeniden değerleme oranına göre artırılarak uygulanır." şekliyle düzenlenmiştir. Önerinin getirdiği düzenlemenin yasama-yürütme aksında sıkça tıkanıklıklara yol açma riski taşıyan bütçenin kabulü konusuna oldukça etkili bir çözüm olduğu söylenebilir. Bu sistemde cumhurbaşkanı tarafından hazırlanan bütçenin parlamento tarafından kabul edilmemesi durumunda, bir önceki yılın değerleme oranına göre geçici bir bütçenin hazırlanması tıkanıkları giderici bir çözüm yolu olarak sunulmaktadır.

röportaj2.jpg

DEVLET BAŞKANININ SİYASAL PARTİ İLE İLİŞİĞİ KESİLECEK

Gülferi Özbek: Yeni sistemde anlaşmazlıklar yine ortaya çıkar mı?

Mustafa Altıntaş: Demokratik hükümet sistemlerinde devlet başkanı ve siyasi parti ilişkisine yönelik genellenebilecek bir çerçeve bulunmamaktadır. Başkanlık ve yarı başkanlık sistemlerinde doğrudan halkoyuyla seçilen devlet başkanının mensup olduğu siyasal parti ile ilişiğinin kesileceğine dair anayasal hükümlere veya kriterlere genelde rastlanılmamaktadır. Dolayısıyla başkanlık sistemlerinde başkanın bir parti üyesi hatta çoğu ülke örneklerinde o partinin doğal lideri olması, sistemin olağan karakteri olarak değerlendirilmektedir. Diğer hükümet sistemlerine kıyasla yarı başkanlık sisteminde sağlıklı bir siyasal etkileşimin ve bunun da ötesinde siyasal parti ilişkisinin mevcudiyeti, istikrarlı bir yönetimin sürdürülebilirliği açısından oldukça önem arz etmektedir. Çünkü başkanlık ve parlamenter sistemlere kıyasla yarı başkanlık sisteminde yürütme ve yasama ilişkileri ve dolayısıyla yürütme ve siyasal parti ilişkileri karmaşık bir yapıya sahiptir. Muhtemel anlaşmazlıkların üç farklı organ arasında yani cumhurbaşkanı, yürütme ve parlamento arasında oluşma ihtimali yüksektir.

SİYASETTE YENİ BİR DÖNEM BAŞLIYOR

Gülferi Özbek: MHP’nin 24 Haziran seçimlerine yaklaşımını nasıl buluyorsunuz?

Mustafa Altıntaş: Türkiye'de çok uzun dönemdir tartışılan, siyasal sistemin dönüşümü tartışmalarına yönelik çözüm arayışlarının sonunda AK Parti ve MHP’nin uzlaşması ile Cumhurbaşkanlığı Sistemi olarak adlandırılan hükümet sistemi 24 Haziran 2018 seçimleri ile hayata geçirildi. Bu durumla beraber kırk yıla yakındır siyasetin önemli bir gündemini oluşturan bu meselede yeni bir döneme geçilmiş oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın uzun dönem, Türkiye'nin başkanlık sistemine geçmesi gerektiğine yönelik ısrarı ve MHP hükümetinin de desteğiyle Türkiye’nin geçmişte yaşadığı siyasal problemler ve kriz halleri göz önünde bulundurularak, siyasal sistemin dönüşümünü içeren anayasa değişikleri yapılarak referandumda onaylandı ve 24 Haziran seçimlerinde halk tarafından kabul edilerek yeni bir döneme geçildi. Cumhurbaşkanlığı sistemi, 15 Temmuz FETÖ darbe girişimi sonrasında siyaset sahnesinde ortaya çıkan uzlaşmanın en önemli ürünü olarak görülebilir. MHP ve AK Parti'nin 15 Temmuz gününden bu yana yakınlaşması kimileri tarafından olumsuz karşılansa da atılan adımlar o günden bu yana güçlü görünmüş ve sonuçları 24 Haziran seçimlerinde alınmıştır. Yapılan terör operasyonları, uluslararası verilen net mesajlar ve şimdi ise "Başkanlık Sistemi" için atılan adımlar vatandaş tarafından olumlu karşılanmış, devletin olması gerektiği gibi bir konuma geldiği büyük bir kesimde hem fikir olunan bir tutum haline gelmiştir.

CUMHURBAŞKANLIĞI EN FAZLA 2 DÖNEM YAPABİLECEK

Gülferi Özbek: Yeni sistemde cumhurbaşkanı kaç dönem başkanlık yapabilecek?

Mustafa Altıntaş: Bu sistemin sonuçları açısından bakacak olursak; Cumhurbaşkanının yüzde 50 oyla seçilme zorunluluğu, siyasetin merkezinin genişlemesi ve güçlenmesine imkân sağlayan bir siyasal kültürü mümkün kılacaktır. Bu anlamda getirilen seçim sistemi ile siyasette uzlaşma ve ortaklaşma seçimlerde milletin desteğini almak için gerek şart olacaktır. Cumhurbaşkanının doğrudan millet tarafından "5+5" olarak en fazla iki dönem seçilecek olması, “tek adam yönetimi” eleştirilerini en baştan anlamsızlaştırmaktadır. Buradaki Anayasa değişikliği Cumhurbaşkanı Erdoğan değil, diğer aday olan veya gelecekteki seçimlerde aday olabilecek kişilerin tamamını kapsamaktadır.

YENİ DÖNEM ÜLKENİN GELİŞMİŞLİK SEVİYESİNİ ARTTIRACAK

Gülferi Özbek: Yeni sistemde işleyiş nasıl olacak?

Mustafa Altıntaş: Diğer taraftan yürütmenin başının doğrudan halk tarafından seçilmesi, yürütmenin ağırlık merkezini atanmış bürokrasiden seçilmiş yürütmeye doğru kaydıracaktır. Cumhurbaşkanlığı sisteminde yasama ve yürütme birlikte güçlü bir yapıya kavuşacaktır. Bu anlamda yasama ve yürütme arasındaki iç içe geçmişlik, belirsizlik, çift başlılık ve ikbal beklentileri üzerinden ortaya çıkabilecek dizayn siyasetinden kaynaklanan hükümet krizlerinin yaşanma ihtimali azalmaktadır. En nihayetinde yeni sistemde siyasal istikrarın sürekliliği, ekonomik istikrarı beraberinde getirecektir. Her iki alanda ortaya çıkan istikrar ise demokrasinin derinleşmesi ve pekişmesini sürekli kılacaktır. Ayrıca ülkemizin, rejim değişikliği, siyaset ve üst akıl oyunları, kamuda her konuda yavaşlatılma gibi konuları aşmış olması Türkiye için bir avantaj haline gelmiştir. Türkiye'nin böyle konuları aşmış olması, ülkenin gelişmişlik seviyesini arttırmak için diğer konulara önem vermesi açısından da olumlu bir sonuç olmuştur.

ÜLKE PADİŞAHLIKLA YÖNETİLMEYECEK

Gülferi Özbek: Son olarak neler söylemek istersiniz?

Mustafa Altıntaş: Şunu da belirtmeliyim ki; rejimi tarif eden ilk dört madde hala yerli yerinde duruyor, yani değişiklik rejimle değil yönetim sistemi ile alakalıdır. Anayasa değişikliği kabul edildi ve hayata geçirildi. Türkiye hala laik, demokratik, sosyal bir hukuk devleti olmaya devam edecek. Parlamento kapanmadı veya seçimler ortadan kaldırılmadı, ülke padişahlıkla yönetilmeyecek. Ülkemiz bu gelişmeler ışığında bundan sonra geleceğe güvenle bakacak, sahip oldukları değerlere önem verecek ve muhasır medeniyetler seviyesine ulaşmaya gün geçtikçe yaklaşacaktır. Ayrıca Türk Devleti tamamen özüne dönmüştür. Özünü anlamak isteyenler Orhun Abideleri'ni okuyup anlayabilirler.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.