Her şeyin başı iş bulmaktan geçiyor

Her şeyin başı iş bulmaktan geçiyor

Yazar Avşar Cihan’a göre Kırşehir’in yatırımcı ruhu taşıyan ve öz kaynaklarını bir araya toplayacak insanlara ihtiyacı var. Kırşehir'in değerlerini iyi kullanmak ve ortaklık ruhunu geliştirmek gerekir.

A+A-

İş olanağı sağladığımız takdirde, Kırşehir'den dışarıya göç olmaz. Her şeyin başı, geçinecek kadar iş bulmaktan geçiyor.

Anadolu Gazetesi olarak bu hafta yazar Avşar Cihan’ı konuk ettik. Yazarlığının yanında muhabirlikte yapan Avşar Cihan ile Kırşehir’e dair birçok konuyu ele aldık. Yaşamı ve Kırşehir’e dair birçok konuyu bulacağınız bu güzel röportajı keyifle okuyacağınızı umut ediyorm.

*Duran Erdoğan: Avşar Cihan kimdir? Kısa özgeçmişiniz lütfen!

*Avşar Cihan: 1954 yılında Boztepe’ye bağlı Külhüyük Köyü’nde doğdum. İlkokulun ilk 4 sınıfını köyümde, son yılını ise Kırşehir Cumhuriyet İlkokulu’nda okudum. Kale Ortaokulu ve Kırşehir Öğretmen Okulu’nu bitirdim. Yozgat ve Çiçekdağı’nda 5 yıl ilkokul öğretmenliği yaptım. Konya Selçuklu Eğitim Enstitüsü Sosyal Bilgiler Bölümü’nden mezun oldum. 8 ay Hollanda’da kaldıktan sonra Türkiye’ye döndüm, Kale Ortaokulu’na atandım. 1992 yılında atandığım Hacı Fatma Erdemir Anadolu Lisesi’nden 2000 yılında emekli oldum.

1990 yılında 5 bin adet basılan “Kırşehir ve İlçeleri” kitabını yazdım. “1993 Kırşehir İl Yıllığı”nı hazırlayan komisyonda görev aldım. 1998 yılında Ankara Özgün Yayınları bünyesinde ortaokullarda okutulan “Sosyal Bilgiler 7” kitabını hazırlayan üç kişilik komisyonda bulundum. Aynı yayınevi için “Milli Tarih 6”, “Milli Tarih 7” ve “TC İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük” kitaplarını yazdım. Kitaplar, program değişikliği dönemine denk geldiğinden, Talim ve Terbiye Kurulu’nun incelemesinden döndü.

TRT ve başta Hürriyet gazetesi olmak üzere çok sayıda gazetenin Kırşehir muhabirliğini yaptım. “Anadolu’da Vakit”, “Çağdaş Kırşehir”, “Kervansaray,” “Kırşehir Çiğdem”, “Memleket”, “Aşıkpaşa” ve “Çınar Kırşehir” gazetelerinde güncel ve spor konularında binlerce makale ve incelemelerim yayınlandı. Bir yıl süreyle yayın hayatını sürdüren “Kırşehirmaç” gazetesini sahipliğini yaptım. “Kırşehir’in Günışığı” dergisinde genel koordinatörlük görevinde bulundum. Kırşehir’deki yerel televizyonlarda spor yorumları yaptım. 2 yıl süreyle de Hentbol İl Temsilciliği görevini sürdürdüm. Evli ve 4 çocuk babasıyım.

*Duran Erdoğan: Şiir-edebiyat-güzel sanatlarla ilgili olduğunuz belli. Eserlerinizin isimleri?

*Avşar Cihan:  Okul döneminde karaladığım bazı şiirlerim var. Edebiyatla ilgili bir şeyler yazmaya kalkıştım. Kırşehir ile ilgili bir araştırmamı kitap haline getirip yayınladım. 1990 yılında 5 bin adet basılan kitabım yurdun dört bir yayına dağıldı. Sosyal Bilgiler 7 kitabının yazarıyım. İki yıl süreyle Türkiye genelindeki ortaokullarda okundu. 3 ders kitabı hazırladım. Ancak kabul aşamasında program değiştiği için yayınlanmadı. Bunun dışında çeşitli yerel gazetelerde bini geçen makalelerim yayınlandı. Halen sizinle birlikte Çınar Kırşehir Gazetesi’nde yazılarım yayınlanmaktadır.

*Duran Erdoğan: Hiç ödül aldınız mı?

*Avşar Cihan: Öğretmenliğim döneminde Milli Eğitim Bakanlığı Müfettişleri tarafından yapılan denetimlerde, Kırşehir’den teşekkür belgesi alan üç öğretmenin arasında yer aldım. Çağdaş Gazetesi’nin düzenlediği “Yılın Öğretmeni” yarışmasında birinci seçildim. Kırşehir Valiliği ve Kırşehir Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından takdir ve teşekkür belgeleriyle ödüllendirildim.

*Duran Erdoğan: Doğal mısınız? Aynaya bakınca kendinizi nasıl buluyorsunuz?

*Avşar Cihan:  Oldukça doğal olduğuma inanıyorum. Elimden geldiği kadar iyi giyinmeye çalışırım. Temiz giyinmek en büyük arzumdur. Süslenip-püslenmekle karşımdaki kişiye kendimi kabul ettirme yerine, kendime saygı duyulmasını isterim. Bu nedenle aynaya bakarken kendimi genç ve dinç olarak hissederim. Kendimle barışığım. Hayatın her dakikasını dolu dolu yaşamaya çalışırım. İş disiplinine fazla bağlı olduğumu söyleyebilirim. Gerek 26 yıl süren öğretmenlik döneminde, gerekse çeşitli gazetelerdeki yayın danışmanlığı görevlerimde, işime geç geldiğimi hatırlamam.

Devlet memurluğunda da disipline ve kurallara riayet etmeye çalışmışımdır. Mesai kavramına çok dikkat eder ve görevi aksatmamaya çalışırım. Bunu bir örnekle anlatabilirim. Ayak parmağım kırıldı. Doktorların 20 günlük raporunun 11.gününde raporu bozdurarak görevimin başına döndüm. Çalışan herkesin öncelikle iş disiplinine uyması zorunludur. Gelişen bir Kırşehir ve gelişen bir ülke istiyorsak, hepimizin aynı anlayışa sahip olması gerekir.

*Duran Erdoğan: “Mucurluysan Geç yukarı!” deyimini irdeler misiniz?

*Avşar Cihan: Bu deyim günümüzde farklı şekillerde yorumlansa da, ben bu sözü, Mucur yöresinde yaşayanların konuksever olduklarına bağlarım. Türk toplumunun en büyük özelliklerinden biri büyüklere saygı, küçüklere hürmettir Gelen misafirin baş köşeye davet edilmesi bu ifadeyi anlatmaktadır. Tanrı misafirine yer gösterilirken, yukarılarda oturması istenir. Günümüzde geçerli olan konuğun ağırlanması ve misafir odasının üst kısımlarında oturmasının sağlanması bunun bir örneğidir. Her ne kadar günümüzde farklı şekillerde yorumlansa da, misafirlerin ağırlanmasından kaynaklandığına inanıyorum.

*Duran Erdoğan: “Pekmez akıllı Kırşehirli” sözünü duydunuz mu? Ne dersiniz?

*Avşar Cihan: Bu sözün asıl kaynağı hakkında net bir bilgi yok. Çeşitli hikâyelerle bu söz anlatılmaktadır. Ben de size az duyulan bir hikâyeyle sözü anlatayım.

Kayserili Kırşehirliye sataşmış:

“-Yav hemşeri sizin Gırşehirlilere ‘bekmez akıllı’ diyollar, niye böyle diyollar” deyince, Kırşehirli bozuntuya vermeden şu olayı anlatmış:

“Bizim Gırşaarlinin biri Gayseri’ye bekmez satmıya gitmiş. Bekmezi satmış, satamamış orada bir gün galmış. Gecelemek için bir hana gitmiş; hancı, bizim hemşeriye bir oda vermiş, amma, o odada galanlardan, ara ara bir gaç kişi, kene sokmasından mı, başka zehirli böcek sokmasından mıdır, nedir zehirlenmişler, biri de ölmüş. Hancı bu sicili bozuk odayı verirken, bu ölüm olayını anlatınca bizim hemşeri irkilmiş. Hancı, bizim hemşerinin odayı dudup dudmamaktaki tereddüdünü görünce, ‘Bu odayı sana yarı fiyatına veririm’ demiş.  Bizim Gırşahaarli razı olup odayı dutmuş.

Geceleyin, bizim hemşeri pinpiriklenmeye başlamış. Aklına Gayseriliyi bile şaşırtan bir gurnazlık gelmiş. Yattığı yatağı odanın ortasına çekmiş; yatağın etrafına fırdoleyin dolanı dolanı bekmez dökmüş, yatağa girmiş. Bizim hemşeri korkusuz uyurken, hancı dışarıda dolanır dururmuş, acaba, bu herif ölür mölür de başım derde mi girer, diye gorharmış.

Ertesi gün bizim Gırşaaharlı, odadan sapasağlam çıhınca, hancı şaşırmış, bizim bekmezci gidince, odaya girip baksa ki, yatağının etrafına bekmez dökülüp dolandırılmış, garıncalar, böcekler çokuşmuş pekmez yillermiş. Gayserili hancı bunu görünce ağzı açık galmış, ‘Vay uyanık bekmez akıllı vay’ diyerek, bizim Gırşaaharliye hayran galmış”.

*Duran Erdoğan: Mûsikî zevkinizi öğrenmek istiyorum: Türkü söyler misiniz?

*Avşar Cihan: İyi bir dinleyiciyim. Öğretmen Okulu’nda iken mandolin çalmaya çalıştıysam da fazla başarılı olamadım. Öğretmenliğim ilk yıllarında bir saz satın aldım. Biraz uğraştıysam da beceremedim. Bir yıl kadar duvarda asılı kaldı. Sonra bir öğretmen arkadaşıma hediye ettim. O arkadaşım, 2-3 ay içerisinde saz çalmayı öğrendi. Bunun da bir yetenek olduğunu biliyorum. Demek ki, benim bu yönde yeteneğim yok. Ayrıca sesim de türkü veya şarkı söylemeye hiç elverişli değil.

Sesim iyi olmadığı gibi, türkü söylemeyi asla beceremem. Ancak iyi bir Türk Halk Müziği dinleyicisiyim. Neşet Ertaş ve onun veliahdı kabul edilen İsmail Altunsaray başta olmak üzere, tüm türkü söyleyenleri canı-ı gönülden dinlerim.

*Duran Erdoğan: Köy kökenli birisiniz. Hayvan ve tabiat, toprak-ağaç-çiçek sevginiz?

*Avşar Cihan:  Çalışma tempomun fazlalığı nedeniyle hayvan besleme alışkanlığım olmadı. Ancak tabiatı çok severim. Fırsat buldukça toprakla içli-dışlı olmaya çalışır ve ağaç dikmeye çalışırım. Tabiata verdiğimiz zararı, tabiat bize ceza olarak ödetiyor. Bu nedenle herkes tabiatı korumalı ve tabiat korumaya yönelik sivil toplum kuruluşlarında görev alarak üzerine düşeni yapmalıdır.

*Duran Erdoğan: Bir fıkra anlat dersem ne anlatırsınız?

*Avşar Cihan:  Fıkraları hafızamda uzun süreli tutamam. Genelde bunları kaleme alır, bir köşeye not tutarım Son okuduğum bir fıkrayı sizlerle paylaşayım.

Taksinin yokuşta frenleri patlamış, müthiş bir hızla aşağı iniyor.

Kayserili müşteri bağırmış.

- "Durdur şu arabayı."

Şoför panik içinde haykırmış.

- "Durduramıyorum!"

- "O zaman taksimetreyi durdur hiç değilse" demiş, Kayserili.

*Duran Erdoğan: Olmazsa olmaz özel zevkleriniz, prensipleriniz, kurallarınız var mı?

*Avşar Cihan:  Çok iyi bir Kırşehirspor ve Beşiktaş taraftarıyım. Kırşehir ile ilgili yayınlanan kitap ve dergileri biriktirmeye çalışırım. Televizyonlarda yayınlanan maç ve spor programlarını izlerim. En büyük prensibim iş disiplinidir. Bundan asla vazgeçemem. Bu nedenle 26 yıl süreyle eğitimin içinde bulunduğum için idarecilik yapmadım. İster istemez disiplin prensibimden vazgeçmeyeceğim için karşımdaki kişiyi kıracağım. Dürüstlüğü aşırı düşkünüm. Deyim yerindeyse devletin beş kuruşunun çarçur edilmesine karşıyım. En büyük kuralım, küçüklerin büyüklere karşı saygısıdır. Türk toplumunun en büyük özelliği budur. Doğru sözlü olmaya çok dikkat ederim. Nokta kadara çıkar için soru işareti kadar eğilenleri asla sevmem. Karşıdaki kişiye farklı gözle bakarak cinlik yapmaya kalkanlar, er geç cezalarını çekecektir. Toplum olarak belli kural ve prensiplere sahip olmalıyız.

*Duran Erdoğan: En sevdiğiniz yemek-şair-yazar-coğrafi bölge. vs.?

*Avşar Cihan:  Yemek konusunda sıkıntım yok. Her türlü yemeği ayırt etmeden yerim. Uğur Mumcu başta olmak üzere tüm çağdaş yazarları takip ederim. Türkiye'nin büyük kısmını gezdim. En çok hoşuma giden bölge ise, doğal yapısıyla çok beğendiğim Karadeniz Bölgesi'dir.

*Duran Erdoğan: En son okuduğunuz kitap?

*Avşar Cihan:  Uzun yıllar öğretmenlik yapan ve halen “Çınar Kırşehir” gazetesinde şiirleri yayınlanan Eğitimci-Yazar Çerkez Bozdağ’ın iki ciltten oluşan “Yarasanın Tüyleri” adlı kitabının ilk cildini okuyorum. İkinci cildi elimin altında bulunuyor. Yaşım gereği artık yorulduğumu hissediyorum. Gazetedeki işlerimin bir kısmını evimde gerçekleştirdiğim için eskisi gibi kitap okuyamıyorum.

*Duran Erdoğan: İçki-sigara, alkol ve sair bağımlılıklar var mı? Ne dersiniz?

*Avşar Cihan:  Geçmiş dönemlerde düğünde veya bazı sohbetlerde alkol aldığım olmuştu. Ancak müptelalık cinsinden değil. 30 yıl kadar sigara içtim. 14 yıl önce bıraktım. Gerek alkol, gerek sigara içenlerin bu alışkanlıklarından uzaklaşmalarını tavsiye ederim. Bıraktıktan sonra yeniden doğmuş gibiyim. Elbette yarattığı tahribatı atlatmak zor. İnanın herkes bu alışkanlıklarını terk edebilir. Yeter ki iradesine sahip olabilsin.

*Duran Erdoğan: Sizce internet-akıllı telefon-televizyon nedir ne değildir? Faydalı mı? Zararlı mı?

*Avşar Cihan:  Günümüzde teknolojiden faydalanmamak mümkün değil. Hayatımızın her yerinde varlar. Ancak bunları ihtiyaç olduğu yerde kullanmalıyız. Gece yarılarına kadar bilgisayarın veya akıllı telefonun başını bekleyerek vaktimizi geçirmemeliyiz. Bu yönde olanların sosyal hayatı olmuyor. Bağımlılıktan kendimizi kurtarmalıyız. Türkiye’nin, cep telefonu ile konuşma bakımından dünya üçüncüsü olmasına çok üzülüyorum. Zamanımızı akıllı telefonlarla veya bilgisayar başında geçirme yerine, kitap okumalıyız. Doğayı koruyacak etkinlikler içerisinde yer almalıyız. İnsan isterse, her türlü etkinlikle sosyal hayatın içerisinde yer alır.

*Duran Erdoğan: Sporla aranız nasıl, hangi takıma ilgi duyarsınız?

*Avşar Cihan:  Okul döneminde ve mahalle aralarında futbol oynadım. 20 yaşında öğretmenlik mesleğine atılınca ister istemez uzak kaldım. Dönemimizde siyasal kavgalar olduğu için futbol oynama fırsatı bulamadım. 1969’da kurulan Kırşehirspor’u ilk maçından son maçına kadar izleyen bir kişiyim. Televizyonlardaki yorumlar için Kırşehirspor’un dışarıdaki maçlarını da izlemeye çalışıyordum. Bu sayede, 81 ilin 50’den fazlasını gezme imkânım oldu. İyi bir Beşiktaş taraftarıyım. Televizyondaki maçlarını kaçırmamaya çalışırım. Çevre illerdeki takımlarla maç yaptığı zaman stada koşarak maçı canlı izlemeye çalışırım. Hentbol sporuyla uğraştım. 2 yıl hentbol il temsilciliği ve hentbol hakemliği görevlerinde bulundum.

*Duran Erdoğan: Samimiyet ve öfke denilince ne anlatırsınız?

*Avşar Cihan:  Kendimi çok samimi buluyorum. İçimdeki duyguları insanların yüzüne söyleyebilen bir özelliğim var. Kırılacaklarını bilsem de, doğruyu söylemekten kaçınmam. Bu nedenle bana kırılanlar olabiliyor. Yapmacılığı sevmediğim için samimi olmaktan kaçınamıyorum. Günümüzde insanlar samimiyetten hoşlanmıyor ve kırılıyorlar. Biraz fazla hırçınım. Hatayı tahammül edemiyorum. Herkesin işini iyi yapması ve hata yapmaması, en büyük arzum. Kendimi bazen dizginlemeye çalışsam da, öfkemi dindiremiyorum.

*Duran Erdoğan: Hobisi olmayan insan düşünemiyorum: Sizin de‘Hobiniz’ vardır mutlaka?

*Avşar Cihan:  Ağırlıklı yerel gazeteler olmak üzere, yayınlanan makaleleri biriktirmeye çalışırım. Kırşehir ile ilgili yayınlanan gazeteleri bulmaya çalışırım. Gerek öğretmenlik, gerekse gazetecilik dönemim çok yoğun geçtiği için, kendime fazla zaman ayırmadığım için hobilerimi gerçekleştiremedim. Daha önce daktilonun, şimdi de bilgisayarın başına geçerek yazı yazmak en büyük zevkim oldu.

*Duran Erdoğan: “İyi ki”de yapmışım dedikleriniz var mı? Meselâ nelerdir?

*Avşar Cihan:  Çok samimiyetimle söyleyeyim, bugün dünyaya yeniden gelsem, öğretmenlik mesleği ile gazetecilik mesleğini yeniden seçerdim. Yaklaşık 26 yıl öğretmen olarak görev yaptım. Kırşehir'in en popüler okullarından olan Kale Ortaokulu ve Hacı Fatma Erdemir Anadolu Lisesi'nde görev yaptım. Binlerce öğrencinin yetişmesinde karınca kaderince katkım olmuştur. Öğrenciler ile kurduğum diyalog sayesinde, sevilen öğretmenlerden oldum. Deyim yerindeyse, geri dönüşüm misali, öğrencilerimden olumlu intibaklar alıyorum. Bu da beni fazlasıyla mutlu ediyor. İnsan yetiştirmenin çok önemli bir olgu olduğuna inanıyorum. Küçüklüğümden beri öğretmen olmayı istiyordum.

Basın içerisinde 36 yıldır yer aldım. İlk yıllarımda gerek TRT, gerekse büyük gazetelerin Kırşehir temsilciliği görevini sürdürdüm. Yerel gazetelerin çoğunun mutfağında yer aldım. Gerek haberlerde, gerekse köşe yazılarında imzam bulunmaktadır. Severek sürdürdüğüm basın görevini profesyonelce yapmayı çok isterdim. Ancak, devlet memurluğu nedeniyle bu görevi sıkıntılarla yerine getirdim. 2000 yılında emekli olduktan sonra basım mesleğinin içerisinde yer aldım. Basın göreviyle de Kırşehir'e hizmet ettiğime inanıyorum.

*Duran Erdoğan: “Keşke”leriniz nelerdir?

*Avşar Cihan:  Elbette bu sorunun cevabını vermek için genç olmak gerekir. Bugüne kadar yapmak istediğim her şeyi gerçekleştirdim. Tek isteğim, emekli olduktan sonra bir matbaamın ve bir gazetemin olmasıydı. Kırşehirmaç gazetesini haftada bir gün olmak üzere bir yıl süreyle yayınladım. Dediğim gibi, sahibi olduğum bir gazete olsaydı, belki de istediğim şekilde çıkarırdım. Yine de görev yaptığım gazetelerde çok özgürce yazdım. Biliyorsunuz ki, sahibi siz olursanız, durum biraz daha farklı olurdu.

*Duran Erdoğan: Pişmanlığınız var mı? Neler?

*Avşar Cihan:  Çok samimi söylüyorum, hiç pişmanlığım yok. 45 yıllık bir evliliğim var. Bu süre içerisinde hanımımla çok iyi anlaştım. Allah herkese nasip etsin. 4 çocuğum var. İkisi baba mesleği olan öğretmenliği seçti. Oğlum daha sonra üniversitede öğretim üyesi olarak görevine devam etti. Büyük kızım Antalya'da mühendis. Çevre Mühendisliği okumasına rağmen, farklı görevlerde bulunuyor. 4 çocuğum da şu anda çalışıyor. 6 torunum var. Torun sevgisi anlatılmaz, ancak yaşanır. Deriz ya, “Hiçbir çiçek torun kadar kokmaz.” Tıbbın henüz sırrını çözemediği en kuvvetli ağrı kesici; Torun sevgisidir. Yan etkisi yok. Torunlar; paranın faizi ve cennet kokularımız. Bizim gibi nene ve dedeleri hayata bağlayan torunlardır. Derler ya; “Evlat kemikmiş, torun ilik.” “Torunlar gonca güller, dünyanın en güzel çiçekleri. “Yavrularımızın cennet meyvelerini Allah herkese kısmet etsin.

*Duran Erdoğan:  Zengin misiniz? Cimri misiniz?

*Avşar Cihan:  Çok zenginim diyemem. Ancak, birkaç birikimim yanında, gelir getirecek gayrimenkullerim var. Hanımın maaşı ile birlikte bize yetiyor. Maddi zenginlik yanında, manevi zenginlik olarak nitelendirilen gönül zenginliği de olmalı.  Samimi söylersem çok bonkör değilim. Tasarruftan yana bir anlayışım var. Öğrencilerime tasarruf konusunu anlatırken, yılandan örnek verirdim. Biliyorsunuz, yılan toprağı yalamak suretiyle yermiş. Geleceğimizi çok iyi düşünerek belli birikimlerimiz olmalı. Belli yaşa geldikten sona, eskilerin deyimiyle ele avuca düşmeyi de hesap ederek, bir kenara üç-beş kuruşu koymak gerekir. Emekli olduktan sonra aldığınız maaş size yetmeyebilir. O zaman, birikimlerinizin getirisi ile yaşamınızı sürdürebilirsiniz.

*Duran Erdoğan: Neden korkarsınız?

*Avşar Cihan:  En büyük korkum, kul hakkını yemektir. Buna çok dikkat etmeye çalıştım. Kimse çıkıp bu konuda beni eleştiremez. Deyim yerindeyse, köşenizde bunu yüksek sesle ilan ediyorum. Bilerek veya bilmeyerek, kimsenin hakkını yemedim. Çoluk çocuğumun boğazında haram geçmedi. Allah da bu konuda yüzüme güldü ve beklediğimden dürüst çocuklar nasip etti. Benden bir kuruş alacağı olan varsa, karşıma çıksın bin katıyla ödemeye hazırım. Vermeyeceğim hesabım olmaz. Bu yaşa geldim, hâlâ çalışıyorum ve evime helal lokma götürmeye çalışıyorum. Dünyalar güzeli torunlarımın boğazından haram geçtiğini hissettiğim an, dünyanın en bahtsız insanı olurum.

*Duran Erdoğan: Sizce mutlu ve mükemmel yaşantının formülü var mı,  nedir?

*Avşar Cihan:  Dürüst olmak. Allah korkusuna sahip olmak. Yetim hakkı başta olmak üzere insan hakkı yememek. Doğru sözlü olmak ve gerçekleri iyi görmek. Mutlu bir evlilik yapmak ve iyi evlâtlar yetiştirmek.

*Duran Erdoğan: Dindar mısınız?

*Avşar Cihan:  Dini vecibeleri yerine getirmeye çalışırım. Her şeyin aşırılığı gibi, dini vecibelerdeki aşırılık, insanı farklı yönlere götürür. Bağnaz olmadığım gibi, dini çıkarlarına alet edenlere tepkim büyüktür. Din kisvesi altında, çağdaş bir ülke olmamız engelleniyorsa, şiddetle karşı gelirim. Dinin Allah ile kul arasında bir ilişki olduğuna inanıyor ve kimsenin araya giremeyeceğini savunuyorum. Cemaat gibi teşkilatların her türlüsüne karşıyım.

*Duran Erdoğan: Kaza ve kader sizce ne anlama gelir?

İnsanın hayatının anlamıdır. İnancımıza göre kaza; Cenab-ı Hakk'ın takdir buyurduğu şeylerin zamanı gelince, takdirine uygun biçimde meydana getirmesi ve yaratmasıdır. Kader, Yüce Allah'ın, ezelden ebede kadar olacak bütün şeyleri takdir etmesidir. İnancımıza göre, Kaza ve Kadere İman; Allah'ın ilmi, dilemesi, takdiri ve yaratması ile olur.

*Duran Erdoğan: Ölüm ve Ölümsüzlüğü tarif eder misiniz?

*Avşar Cihan:  Ölüm insanların hayatlarını sona ermesidir.  Genellikle ruhun bendenden ayrılması suretiyle kişinin maddi hayat kaynağını yitirmesidir. Ölümsüzlük ise, dünyaya gelen insanları arzularından biridir. Ben, ölümsüzlüğü, öldükten sonra bırakılan eserlerle sağlanacağına inanan biriyim. Tüm insanların taşıdığı bu arzunun gerçek olması mümkün olmadığına göre, ölümsüzlük diye bir arzum yok.

*Duran Erdoğan: Hedefleriniz?

*Avşar Cihan:  Belli bir yaşa geldim. Büyük hedefim yok. Sağlıklı bir ömür diliyorum. Hani deriz ya, ele-avuca düşürmeden, üç gün yatak, ertesi gün toprak düşüncesine sahibim. Arkamdan kötü konuşacak insanın bulunmadığına inanıyorum. İstediğim çoğu şeyi gerçekleştirdiğim için bir hedefim yok diyorum.

*Duran Erdoğan: Eğer yetkili birisi olsaydım Kırşehir’e ya da yaşadığım yöreme şunları mutlaka yapardım dediğiniz olur mu? Meselâ neler?

*Avşar Cihan:  Bunlar çok genç yaşta iken cevap vermem gereken sorulardır. Şimdi, yılların verdiği tecrübeyle duruma farklı şekilde bakabilirim. Yetkili olsaydım, kentin ağaçlandırılması konusunda büyük çabam olurdu. Ayrıca, ortaklık düşüncesinin yayınlaşmasına katkım olurdu. Bana göre Kırşehir'de birlik ve beraberlik yok. Örneğin, bir kişinin işi kötü gittiğinde sadece seyretmekle yetiniyoruz. Ona destek verip zor gününde kurtarma düşüncesi taşımıyoruz.

Kırşehir eğitimde marka kent. Son 20 yıldır ilk sıralarda yer alıyor. Ancak okuyanlar Kırşehir'i terk ediyor. Bunun en büyük nedeni de iş alanlarının olmamasıdır. Tarım ve hayvancılığa dayalı iş alanları kurulmalı. Sanayi ise, tarım ve hayvancılığın hammaddesine dayanmalı.

*Duran Erdoğan: Kırşehir devamlı göç veriyor. Bu göç nasıl durdurulur?

*Avşar Cihan:  Kırşehir gelişmiş olan Ankara, Kayseri ve Konya gibi illeri kendimize örnek alacağımıza, o illerin arasında sıkışıp kalma deyimini kullanıyoruz. Bu görüşe katılmıyorum. Yatırımcı ruhu taşıyan ve öz kaynaklarını bir araya toplayacak insanlara ihtiyacımız var. Kırşehir'in değerlerini iyi kullanmak ve ortaklık ruhunu geliştirmek gerekir. Ayrıca, demiryolları ve havayolları başta olmak üzere, sanayileşmenin alt yapısını iyi kurmak gerekir. İş olanağı sağladığımız takdirde, Kırşehir'den dışarıya göç olmaz. Her şeyin başı, geçinecek kadar iş bulmaktan geçiyor.

duran-erdogan1.jpg

*Duran Erdoğan: Sizce Kırşehir’in eksiği-fazlası neler?

*Avşar Cihan: Kırşehir, tanıtımını yapamayan ve öz değerlerini kullanamayan bir il. Anadolu Selçuklu Devleti döneminde kalkınan bir il olmasına rağmen, maalesef, günümüzde bunu kullanamıyor. Kırşehir, havası, suyu ve sahip olduğu kaynaklarıyla memur kentidir. Memur kentidir. Hızla kalkınması gerekir.

*Duran Erdoğan: Unuttuklarım, soramadıklarım olabilir. Son mesajınızı alabilir miyim?

*Avşar Cihan: İyi bir sohbet olduğuna inanıyorum. İnsanca yaşayabilmek için başkalarının hakkını korumamız gerekir. Bu imkânı verdiğiniz için gerek size, gerekse gazeteniz çalışanlarına teşekkür ederim.

*Duran Erdoğan: Büyük bir keyif alarak bu röportajımı gerçekleştirdim. Asıl Ben zat-ı alînize çok teşekkür ediyorum üstadım hocam.

 

 

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.