Öğretmenlikten tuhafiyeciliğe

Öğretmenlikten tuhafiyeciliğe

Dükkanın Kızılay’a yakınlığından dert yanan emekli öğretmen ve tuhafiyeci Nail Çolak “Gençler, Kızılay da hem alışverişlerin yapıyor, hem geziyor. Parası olmayanlar yazdıranlar ve veresiye isteyenler buraya geliyorlar.

A+A-

Anadolu Gazetesi olarak bu hafta farklı bir mesleğin temsilcisini konuk ettik sayfalarımıza. Emekli öğretmen Nail Çolak ile neredeyse kapılarına kilit vurmak üzere olan tuhafiyeci esnafının sorunlarını ve hükümetten beklentilerini konuştuk.

ÖĞRETMENLİKTEN TUHAFİYECİLİĞE

Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu ilk köy enstitülerinin başında gelen Hasanoğlan Öğretmen Okulu’ndan (daha sonra Atatürk Öğretmen Lisesi oldu) mezun olup öğretmenlik okuduktan sonra mesleğe adım atan ve emekli olana kadar mesleğini severek yapan emekli öğretmen Nail Çolak kahvehanelere gitmek yerine kendi tuhafiye dükkânını açmış. Ankara’nın merkezi semtlerinden birinde Kolej’de mütevazi bir dükkanda insanlara hizmet etmeye başlayan Çolak yaptığı işten çok memnun. Bizde bu azimli öğretmen hakkında bilinmeyenleri sizler için gündeme getirip kaleme aldık. Sorularımıza içten ve samimi bir dilden yatın veren emekli öğretmen Çolak esnaflık hayatının zorluklarını ve çözüm önerilerini Anadolu Gazetesi aracılığıyla sizlere anlattı…

Anadolu: Bu göreve nasıl başladınız?

Çolak: Ankara Güdül kazası Yeşilöz Köyü (eski ismiyle Keşanuz) köyündeyim. Ora dağlık bölge olduğu için akrabalar pazarcılık yaparlardı. Esnaflarla içli dışlı olunca esnaflığa da alıştık, buraya geldim yarım gün boşum boş durmayı da sevmem. Denizli’ye gidip nevresim havlu getirip satmaya başladım; derken Sementa marka eşofmanlarını alıp satmaya başladım. Ben 30 yıldır Sementa’nın eşofmanların okullarda sattım. Zaten arkadaşlar beni öğretmen olarak değil “Sementacı” olarak bilirler. O şekilde başlayınca, koyacak yer olmadığından dükkâna koydum, yarım gün açıktı, yarım gün kapalıydı, derken, bu hale geldik. Pişman mısınız? Diye de sormuştunuz. Burası Kızılay’a yakın olduğu için müşteri alışverişini yapıyor, yürüye yürüye geliyor, keşke uzak bir semtten seçseydim, daha başka olurdu diyorum ama kısmet artık burayı aldık burada kaldık.

Anadolu: Kızılay’da alışveriş merkezlerin olması sizin işlerinizi etkiliyor mu?

Çolak: Çok etkiliyor, hem de yüzde yüz etkiliyor. Gençler, Kızılay da hem alışverişlerin yapıyor, hem geziyorlar. Parası olmayanlar yazdıranlar, buraya geliyorlar, veresiye yani mahalle bakkalı gibiydik, mahalle tuhafiyecisi olduk.

roportaj1.jpg

Anadolu: Sektörün durumu geleceği nasıl sizce durum ne?

Çolak: Tuhafiyecilerde, yüncülerde, küçük esnaflar da Türkiye’de yok, bitmiş artık. Türkiye küçük esnaflığı gözden çıkarmış, artık. Ankara’da sıcak parayı 15-20 şirket topluyor. Devlet onlara koyduğu şartları bize de koyuyor, küçük esnaf olarak, tuhafiye odasına kaydolacaksın yılda 300 lira para ödeyeceksin, 100 liraya muhasebeci tutacaksın. Onun muhtasarı oluyor, ben yıllarca kendi muhasebemi kendim yaptım, ama şimdi kanunlar yasak diyor. Haliyle maaşımız olmasa şu dükkan kendini yürütmüyor, ben kesinlikle kapatır giderim; yani kirayla tutup ta geçim yapmak artık mümkün değil küçük esnaf bitmiştir, eskiden 2 haftada bir toptancıya giderdim şimdi 2-3 ayda bir telefon açıyorum alıp geliyor; küçük esnaflık yok artık, bitti.

Anadolu: Piyasa durgun mu sizce? Peki, sizin işlere nasıl yansıyor?

Çolak: Piyasa bu aralar çok durgun. Bizimkisi zaruri ihtiyaç değil keyif veren ihtiyaç olduğu için insanlar önce zaruri ihtiyaçlarını karşılıyor, adam önce doğal gazına 300-400 lira para veriyor, ekmeğini gıdasını alıyor, artarsa bize geliyor.

Anadolu: Sizin geliriniz giderinizi karşılıyor mu nasıl durumunuz?

Çolak: Valla dediğim gibi; buranın geliri ile geçim yapmak çok zor benim durumumda başkası olsa kapatır gider, ama ben kira vermiyorum, yer kendimin, eğer burada dükkan açmak isteyen varsa hiç düşünmesin, böyle bir şeyi, ben elaman çalıştıramıyorum, ondan sonra bütün ihtiyaçlarımı kendi cebimden karşılıyorum dükkan kendini çeviremiyor çoğu zaman öyle olduğu halde hani derler ya “gıdım, gıdım” diye aynen o şekil de ayakta kalabiliyoruz. Küçük esnafın hepsi öyle şu karşıdaki dükkân 2 yıl içinde en az 4-5 kez el değiştirdi. Adam 15-20 bin lira para var, getiriyor; adam 2-3 ay bile dayanamıyor. Bir gün bakmışsın malı toplayıp kaçmış adam kirayı veremiyor.

Anadolu: Tabi kazandığı para giderin karşılamaya yetmeyince değil mi?

Çolak: Yetmez adam şurada 1300-1400 kirası var bir eleman çalışıyor elektrik su bir, iki her gün böyle bu para toplanmaz ki; Bizim örgü yünü iplik üzerine artık, hanımlar ellerinde örgü örmüyorlar, örgü ören sayısı da çok az, adam 5 liraya kazak alıyor; bizim yünün tanesi 5lira bir kazak 35-40 lira ama ben şöyle söylüyorum nasıl erkekler oturup okey oynar ya bayanlara bedava ipi ver; oturur örerler, bu şekil, birde hobi gibi yazın pek işimiz olmaz. Kışın evden çıkamayan bayanlar gelir vakit geçirmek için stres atmak için örgü örerler, erkeklerde okey oynar, kahvede o şekil de düşünüyorum ben.

Anadolu: Size bir indirim - teşvik filan olmuyor mu?

Çolak: Hayır büyük marketlere neyse bize de o uygulanıyor. Yani ben en azından kendi muhasebemi tutsam yeter ama yok izin verilmiyor. Şimdi indirim olmadığı gibi bizi büyük marketlerle işletmelerle bir tutuyorlar. Bu hangi mantığa adalete sığar ben size soruyorum. Devletimizin bu işe el atmasını ve küçük esnafı ezdirmemesini istiyoruz. Yoksa böyle giderse küçük esnaf giderek yok olmayla karşı karşıya kalacak.

roportaj2.jpg

Anadolu: Sizde veresiye nasıl şimdi?

Çolak: Ben şöyle örnek vereyim vatandaş markete gidiyor, torbasını doldurmuş geliyor uğruyor bir şeyler alıyor 2-3 lira eksik veriyor yazdırıyor; diyecek bir şey yok. Gelenlerinde çoğunu yıllardan tanıyorum, torbasından ipi geri mi alıyım. Yani anlayacağınız vatandaşı geldiği zaman boş çevirmek olmuyor. Bir şekilde birbirimizi yıllardan beri tanıyoruz. Yani bizde onların isteğini geri çevirmek istemiyoruz. Vatandaş geldiği zaman üçe beşe bakmadan ister istemez veresiye yazıyoruz. Yani çarkı döndürmeye çalışıyoruz bu şekilde.

Anadolu: Çok yazdıran oluyor mu böyle?

Çolak: Çok veresiye verip deftere aşırı yazdırmıyorum çünkü biz bakkal mantığı ile bu işi yürütemeyiz. Öyle, bakkallar yaparsak bu işi yarın bırakmış oluruz ve buna bizim gibi küçük esnaf dayanamaz. Bakkalın da sattığı zaten ekmek, su, sigara ama çoğu da marketten ucuz mallara gidiyor; bide Ankara’da şöyle bir şey var; hafta sonu insanlar AVM gidiyor. Bir yemek yiyor; çoluk çocuk, orda oynuyorsa oynuyor akşam evine dönüyor. Ankara’da yaşam bu. Yani anlayacağınız Ankaralıların yaşamı büyük alış veriş merkezlerinde geçiyor neredeyse. Bu çok bir durum. Çocuklarını alıp gitseler, gezseler temiz havaya çıksalar çok iyi olur. Oradan da geçerken bize uğrayıp belki bir ihtiyacını karşılar. Fakat bu olmuyor büyük marketlerde zaten her şey var zaten gelmişken alıp gidelim diyorlar mantık bu.

Anadolu: 15 Temmuz yaşadık, sizi ekonomik olarak, nasıl etkiledi?

Çolak: Türkiye sinsi sinsi gelişen çok büyük bir kaos ortamını çok ucuz atlattı diyorum, şanslı olarak, atlattı. Yoksa bütün illerin komutanları valileri garnizon komutanları o ortamdan bugüne nasıl gelindi; bende anlamıyorum, ama yine yaparlardı halkın karşısına çıkamadılar, bir Çanakkale savaşı daha koydu halk ortaya; tankın önüne dikilen yiğitler sayesinde bugüne gelindi; yoksa başımızı beladan kurtulmazdı.

Anadolu: Yeni anayasa çalışması hakkında ne düşünüyorsunuz?

Çolak; Ben bir vatandaş değil de bir öğretmen olarak, bakış açım, bunu açık, açık; söyleyeyim. Türkiye’de bu referanduma yer yok. Türkiye olarak Suriye’de savaşıyoruz. Birde Anayasa çağrısı yapmanın bizi referandumla sıkmanın ne âlemi vardı. Oldu bittiye getirmenin ne alemi vardı ki. Halkı yeni Anayasa konusunda yeterince bilgilendirildi mi? Halk yeni Anayasada neler var biliyor mu? Halk aydınlansın halka ne anlatıldı da referandumdan ne isteniyor. Ben memnun değilim bundan. İnşallah ülkemize hayırlı olur. Bundan sonra son sözü artık aziz milletimiz söyleyecek.

Anadolu: Sizce toplum bilgi sahibi değil mi?

Çolak: Ben sanmıyorum. Değil siyasetten kendileri bile bilgi sahibi değil; ben bir eğitimci olarak; her gün gazete okurken, ben bilmiyorum diğer insanlar nerden bilecek. Bu şekilde bir Anayasa değişikliği olmaz. Sadece ben şunu da söyleyeyim. İktidar meydanı boş buldu. Onun için bu Anayasa büyük tartışmalar ve kavga dövüşler arasında Meclis’ten geçti. Artık bundan sonra yeni bir dönem başlıyor ve inşallah hayırlı olur.

Anadolu: Sizce tekrar bir kalkışma olabilir mi? Buna ihtimal veriyor musunuz?

Çolak: Yok! O geçti artık. Günümüz de o şehitler o kadar abartıldı ki, sanki güney doğuda asker şehitlerden daha üstün. Şehitlik mertebesi yücedir ve şehit ayrımı yapmak doğru değildir. Öyle bir şey tekrar olsa herkes kendini topun, tüfeğin önüne kendin atar. Devlet bana bakar, çocuklarıma bakar diye. Bu gün Kazan’dan, Sincan’dan, Gölbaşı’dan, Keçiören’den veya başka yerlerden Ankara’ya gelen vatandaş daha önce böyle bir şey görmemişti ve bilmiyordu. Şimdi tankın egzozuna bir şey tıkandığı zaman stop edeceğini öğrendi artık. Onun için artık ben böyle bir kalkışmanın olacağını sanmıyorum. Olsa bile bu yüce millet ona en güzel cevabı verir. Bundan hiç kimsenin kuşkusu ve şüphesi olmasın.

Anadolu: Röportajımızın sonunda eklemek istediniz bir şey var mı?

Çolak: Bizi ve bizim gibi küçük esnafı, Esnaf Zanatkarları Odası’ndan, çıkarsınlar. Ben kendi muhasebemi tutarım; muhasebeciye para veriyorum, muhtasara para veriyorum. Devlete vergi zaten veriyorum birde tuhafiye odasına üyeyim. İnan bak 1986’dan beri üyeyim, Esnaf ve Zanaatkârlar Odasıyla hiçbir işimiz olmadı, onlarla hiçbir faydası olmadı. Toplanan para güme gidiyor. Hiç bana sizin işiniz nasıl demiyorlar. Sadece makbuz gönderip para istiyorlar ve şu harcı öde bu harcı öde diyorlar. Böyle olmaz. Bizim gibi küçük esnaf zaten zor kazanıyor. Kazancıyla dükkanının kirasını mı ödesin, elektrik, su ve doğalgaz faturasını mı ödesin yoksa devlete vergi mi versin. Hangisini yapsın küçük esnaf inanın bizim işimiz çok zor. Benim ek gelirim olmasa ben bu işi yapamam ve yarın kapatmış olurum. Onun için biz odadan ayrılmak istiyoruz.

Etiketler :
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.