Halil METİN

Halil METİN

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Riyakarlık üzerine bir deneme

A+A-

Riyakarlık, “nankörlük, ikiyüzlülük, çok kötü” anlamlarına geliyor, etimolojik kökeni ise Arapça ve Farsçadan türetilmiş. Genel anlamda, “ikiyüzlülük” olarak ifade edilen bu kavram, artık yozlaşan toplumun ayrılmaz bir parçası olmuş. Riya, insanlık ile var olan bir kavram. İnsan bundan kaçamaz, bir nev’i insanın taşıdığı sevgi, iyi huy gibi onun duygusal bir parçası. Ama genel ahlak içerisinde negatif yönlü bir kavram. Altını bir kez daha çizeyim yanlış anlamlar yüklenmesin: “Riyakarlık, kötüdür, insana yakışmaz.” faydalarından yararlanan bir hayli insan olsa da kavram, şerefli insanlar için referans kabul edilemez!

Kavram, her ne kadar insanlık kadar eski olsa da o’nun bir umut kapısı ve meslek haline gelmesi çok eskilere dayanmaz. İnsanlar için ahlak, etik ya da moral değerler hiçbir zaman, günümüzde olduğu kadar referans değerler olma özelliğini kaybetmemiştir. “Değerlerin” aşınması, aşılanamaması da hazin bir sonucu elbette kaçınılmaz kılacaktı.

‘Riya’ tarihinin en çarpıcı örneklerine gündelik hayatımız içerisinde çok sık rastlar olduk. Çarpıcı olan normalleşince kanıksaması da zor olmuyor haliyle. Çevrenize bir bakın, yaşını başını almış, dini eğitim görmüş, okumuş, mürekkep yalamış tipleri bir süzün bakalım, o kişilerde riyanın alasını görürsünüz.

Peki bu riya nasıl normalleşiyor? Ailede başlayan riyakarlık; okulda, mahallede devam ediyor. Sadece yaşını başını almış olanlara değil, ergin olan bir gence bakın, (ortalama 20 yaşına gelen bir insana) gerçekle bağını koparma, kolay yalan söyleme, fırsatçılık, kurnazlık ve kötü olan daha bilumum özellikleri elindeki telefon gibi kendi bünyesinde taşımaya başlıyor. Yani fotoğrafa genel bir çerçeve çizecek olursak, cehalet, isyan, inat dahası dahası... bir bünyede toplanıyor. Bütün bu kötülüğün en önemli panzehrini de insan yine kendi içinde taşıyor; “samimiyet.” Tüm değerleri dışladığı gibi, samimiyete de sırtını dönmüş.

“Doğa boşluk kaldırmaz” bilinen bir fizik kuralıdır. İnsanlar o ya da bu nedenle bir takım; ahlaki, dini, insanlığın sinesinde yetiştirdiği evrensel normları yok sayıyor. Bunların yerine kendi geliştirdiği ya da bir takım gizli güçler tarafından çaktırılmadan empoze edilen, kendi uydurduğu paradigmaları mübah sayıyor, işine gelen her şeyi ama her şeyi eğip bükebileceği norm ya da sınır tanımaz anlayışları kendi paradigması haline getiriyor. Samimiyetini kaybediyor. Bunların üzerine bu tip, kendi dünyasının yozlaşmış gerçekliğini bir başkasına da dayatmaya, kakalamaya çalışıyor. Bilgi temelli olmadan, salt duyguya dayanan siyasi ideolojik tartışmalar bulunmaz bir numune... Riya temelli olan bu ideolojik körlük her şeyi kısaca özetlemeye yeter de artar bile...

Riyanın temel kaynağı ebetteki menfi bir takım karşılıklara işaret ediyor. Bu menfaatler kişiden kişiye değişir. Herkes kendi menfaatlerini düşünürse bu iş tamamdır.

Hadi alın kalemi kağıdı riyakar olmanıza sebep olan listenizi bir çıkarın. Bundan sonra da elinizi vicdanınıza bırakın. Kaldıysa... Riyakar herkese iki yüzlüdür de, bir de kendi yüzünü bilmez. Onun içindir ki kendi ile yüzleşmez. Çünkü, ‘ar’ yok.

Bizi yan çizdiren, birer riyakar yapan onca nedeni somut bir örnekle anlatmaya çalışalım. Düşünen, muhakeme eden, çıkarımlarını vicdan süzgecinden geçiren değil, ‘fırsat kollayan’, herkesin işe girmek için ‘torpil’ aradığı bir toplumsal sistem var. Acımasızca işliyor üstelik. İnsanlar torpil yapmayı ve yaptırmayı sorun görmüyor. Türkiye ortalaması açısından torpil ‘olağan’ davranış biçimine dönüşmüş durumda. Bunu elde etmek için ‘riya’ imdadınıza yetişir. Burada sorun eskiden, gizli kapaklı bir riyakarlık vardı. Şimdi, gözlerin içine baka baka yapılıyor. Sorsan, dürüst, namuslu, hakkıyla elde etmiştir. Kuşku duyanın canını okurlar.

Bunca şeyle başınızı şişirdim; demem o ki, sayın büyüklerim, sevgili kardeşlerim; bu toplumda temiz kalmak hiç kolay değil, bugün, hayatın içini dolduran onca entrikanın sebebi olan menfi duygular, riyakar olmanı sağlıyor. Neden mi riyakarsın? İnancınla yüzde yüz ters düştüğün için, bunun bir adı da münafıklıktır. Münafıklarında içi başka dışı başkadır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Yazarın Diğer Yazıları

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.