CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'dan hükümete IMF sorusu

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'dan hükümete IMF sorusu

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısında konuştu. 

A+A-

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Suriye’de IŞİD ile mücadele gerekçesiyle Türk askerinin Suriye’nin iç bölgelerinde bataklığa çekileceğini savundu. Kılıçdaroğlu, IMF’yle ilgili şu soruyu yöneltti: Seçimden sonra ayağına gidecek misiniz?

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısında konuştu. 

Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından satır başları; 

Gazi olamayan malüllerimiz var. Gelin bunu çözelim diyoruz ama kibir ittifakı yanaşmıyor. Çünkü halkı koyun olarak görüyorlar. 

Kadro alamayan teşeron işçisi arkadaşlarımız var. Kadro köleliği ortadan kaldırmadı. Kadro verilenlere yüzde 4 zam verildi. Sen diğer işçilere ne veriyorsan buna da aynı hakkı tanımak zorundasın. 

TOKİ işçileri var aylardır haklarını alamıyorlar. Bugün haklarını aramak için gelmişler devletin şiddetiyle karşılaşmışlar. İşçi bunlar, haklarını arıyorlar, haklarını alamıyorlar. Bu dikta yönetimlerinde olur, demokrasilerde hak aramak insan hakkının gereğidir. 

2019'un ilk günlerinde Türkiye'yi yasa boğan bir olay oldu. Genç akademisyen Ceren Damar kardeşimiz bir öğrencisinin kurbanı oldu. Hak, hukuk öğreten bir kişi katledildi. Eşinin yaptığı konuşma hepimizi aydınlatacak bir konuşmadır. İyi insan olun diyor. Türkiye böyle bir sürecin içine itilmişse, oturup herkesin yeniden düşünmesi gerekiyor. 

Grup Başkanvekili arkadaşlarımız bir düzenleme getirecekler, bu bir eğitim şehididir kadın cinayeti değildir, eğitim şehididir. 

Sağlık Bakanlığı yaptığı raporu gizlerken, Bülent Şık kardeşimiz bunu açıklıyor. Şu an devlet sırrını açıklamaktan yargılanıyor. Devlete bakın, vatandaş kanserli ürünleri tüketirken kimse sesini çıkarmayacak, biri bunu açıklarken yargılanacak. Allah akıl fikir versin.

"EREN ERDEM NİYE KAÇSIN, SUÇLU DEĞİL Kİ?"

Eren Erdem tam bir kumpas mağduru, hayatı FETÖ'yle mücadeleyle geçti. FETÖ'ye üye olmamakla beraber yardımla suçlanıyor. Bir gizli tanığın şikayeti üzerine dava açılıyor. Mahkeme kumpas olduğunu gördü tahliye verdi, savcı itiraz etti gece mahkeme toplandı kaçma şüphesiyle tutuklandı. Niye kaçsın, suçlu insan kaçar Eren Erdem suçlu değil ki. Bunun da takipçisi olacağız.

Emeklinin, asgari ücretlinin enflasyonuna bakalım margarin yüzde 42, kuru soğan 73 elektrik yüzde 45, okul defteri 48 sabun yüzde 68 zamlandı. Emekliye yüzde 10.19 zam verdiler. Emekli kardeşim milyonlarsınız, size hakkınızı vermeyen bu iktidarı oylarınızla cezalandırmazsanız açlığa mahkum edilirsiniz. 

Emekliye yüzde 10 veriyorlar, yeniden değerlendirmeyle devletin yaptığı zam yüzde 23.70. Emeklinin de oturup biraz düşünmesi lazım. 

Sanayici kardeşime de seslenmek isterim. Senin önündeki en temel sorun sen yarını göremiyorsun, yatırım yapamıyorsun. Yarın ne olacaksın diye bilmiyorsun bilmemekte de haklısın çünkü kimse bilmiyor. Esnaf kardeşim aldığın ürünü satıyorsun ama yerine aynı ürünü alamıyorsun. Olağanüstü zamlar var seni de gözden çıkardılar. Oy verin Türkiye uçacak diyorlardı. Doğru Türkiye uçtu ama dereden aşağıya. 

Çiftçi kardeşime de seslenmek isterim. Bir hükümet çiftçiyle ancak bu kadar dalga geçebilirler. Bu ülkeyi kuranlar çiftçinin sorunları için Ziraat Bankası'nı kurdular şimdi seni bıraktılar futbol kulüplerinin işine düştüler. Çiftçiyi kurtaran bir Ziraat Bankası duydunuz mu, sen buna uyanmayacak mısın? Bankalara borçların 100 milyarı aştı halen uyanmayacak mısın? Sen uyanıncaya kadar bu kardeşin anlatacak sana. 

Emeklilikte yaşa takılanlar sanmasınlar onları unuttuk. Onların da hakkını sonuna kadar arayacağız. Çiftçiye para ödeyeceklermiş, zaten daha önce ödenmesi gereken parayı seçim öncesi ödüyorsun. Çiftçinin hakkını ödeyeceksen alacağı olan 114 milyar lirayı ödeyeceksin. O parayı ödemediğin sürece ben senin yakanı bırakmayacağım. 

Asgari ücretli kardeşlerime seslenmek isterim 2020 lira verdiler. Yetmez bu para ama milyonlarca kişi işsizken sen iş bulduğun için şanslısın. Asgari ücretin altında aylık alanlar bir milyondan fazla. Sizin derdinizi bizim dışımızda kimse dile getirmiyor. 

Peki ne oldu da Türkiye bu hale geldi. 16 yıldır memleketi tek başına yönetiyorlar, istediği kanunu çıkarıyorlar, istediği atamayı yaptılar, istediği bütçeyi yaptılar, istediği gibi vergilendirme yapıp af çıkardı. Devletin fabrikalarını istediği gibi sattı. Seçimle gibi seçimle gelmiş Başbakanı görevden aldılar. Her istediklerini yaptılar da memleket bu hale niye geldi. Büyümesi lazımdı memleketin.

Bu düzenin adı hortumcu piyasa ekonomisi. Bu ekonominin özelliği şu; İnsanlar çalışırlar, üretirler katma değer yaratırlar. Yaratılan katma değerin hakça dağıtımı mı geçerlidir yoksa belirli kesimlere aktarılmasıdır. Hortumcu piyasa ekonomisi sadece bizde değil batan bütün ülkelerde geçerlidir. Önce onun hukuki altyapısını oluşturmak zorundasınız. 16 yılda 186 kez ihale mevzuatını değiştirdiler. Bunu kendi adamlarına ihaleler vermek için yaptılar. 

Diyarbakır Mazıdağı Demiryolu Bağlantı Hattı'nın ihalesini en düşükten 109 milyon daha fazla veren Cengiz İnşaat'a verdiler. Bakan, 'Fiyat dışı unsur değerlendirmelerine göre en uygun Cengiz İnşaat'tı' dedi. Birincisi hukuku kendinize uyduracaksınız. Planlamayı ortadan kaldıracaksınız, planlama olmadığı zaman siz istediğinizi yapabilirsiniz. Çoğu kişi farkında değil. 10. Kalkınma Planı'nın süresi 2018'de doldu. Yeni plan Meclis'e de gelmedi. 21. yüzyıldan sözediyorum.

Anayasa'nın 166. maddesi planlamadan bahsediyor: Ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmayı, özellikle sanayiin ve tarımın yurt düzeyinde dengeli ve uyumlu biçimde hızla gelişmesini, ülke kaynaklarının döküm ve değerlendirilmesini yaparak verimli şekilde kullanılmasını planlamak, bu amaçla gerekli teşkilatı kurmak devletin görevidir. Planda milli tasarrufu ve üretimi artırıcı, fiyatlarda istikrar ve dış ödemelerde dengeyi sağlayıcı, yatırım ve istihdamı geliştirici tedbirler öngörülür; yatırımlarda toplum yararları ve gerekleri gözetilir; kaynakların verimli şekilde kullanılması hedef alınır. Kalkınma girişimleri, bu plana göre gerçekleştirilir. Plan yok ki gerçekleştirilsin. 

Diyor ki; bu planlar TBMM'de kabul edilir. Senin ödediğin her kuruşun senin bilme hakkın var. Senin öğrenme hakkın var. Ne nasıl yapılacak butün bunların planla yapılması lazım. Hortumcu piyasa ekonomisi için bu kaldırıldı. 

Hortumcu piyasa ekonomisinin bir başka özelliği de devletin fabrikaları arsalarıyla satılır çünkü alınan vergi yetmiyor sonra fabrikaları satıyorlar. Ne varsa hepsini sattılar şimdi sıra askeri fabrikaları satmaya geldi. 

"CHP HESAP SORACAK?"

Beşincisi sağlıklı işleyen demokrasilerde devletin vatandaştan topladığı her kuruşun hesabı verilir. Vatandaş devlete der ki sen benden vergi alıyorsun, hesabını ver. İki koyun versen güdemezler ama ben hepsini güdüyorum der. Bunu kim söyledi tarihe götüreyim sizi 1920 yılında İstanbul işgal altındadır. Bir grup aydın Vahdettin'e çıkar direnelim der. Vahdettin der ki: Millet bir koyun sürüsü bir çoban var o da benim. Eğer hortumcu piyasa ekonomisi varsa siyasi güç hesap vermez. Zaten sandık kuruyorum kim gelip hesap soracak. CHP kim oluyor diyorlar CHP Kuvay-i Milliyeci oluyor, CHP hesap soracak. 

Hortumcu piyasa ekonomisini oluşturanlar demokrasiyi askıya alırlar, çünkü onlar için demokratik kuralların hiçbirisi geçerli değildir. Bugün Türkiye'de yaşanan gerçeklerden birisi de budur. Kimse korkudan ağzını açamıyor..  Adını bile sorsalar korkudan dahi cevap veremiyor. Hortumcu piyasa ekonomisi en temel özellikleriden birisi tepedeki kişinin her şeye egemen olma isteği. 'Güç kaynağı benim, benim iradem geçerlidir' diyor. 81 milyon koyun zaten, ben ne dersem uyacaklar. Savcı, hakim, bürokrat, asker, polis uyacak. Devlet de benim diyor.  Hortumcu piyasa ekonomisi olduğu ülkelerde vergiler toplanır ama yetmez. Özelleştirme yapılır ama yetmez. Para lazım. Nereden bulacak? Dış egemen güçlerden para toplanacaktır.  Dış egemen güçler pusudadır. Borç verir, esir alırlar. Onlar borç veriyor; faizi, piyasayı, doların fiyatını belirliyor. 'Papazı ver' dediler, tak diye verdiler. Erkeksen verme, arkadan sopayı gösteriyor. 'Ben sana talimat vereceğim' diyor. Gazeteci hapisteydi, bir gecede iddianame yazıldı. Havalimanında uçak bekliyordu, Almanya’ya gitti.

"IŞİD İLE MÜCADELE VAZİFESİNİ SANA KİM VERDİ?"

O güçler şimdi Türkiye’yi Suriye bataklığının içine, en derine sokmaya çalışıyor. Bu söz çok önemlidir; ‘IŞİD’le mücadale vazifesi önümüzdeki günlerde yerine getirilecektir’. Vazifeyi kim verdi? Kim size vazifeyi verdi? Kim sana 'oralarda mücadele edin' diyor? Trump diyor ki; benim askerim niye ölsün, PYD’liler niye ölsün? Türk askeri var onları gönderelim, onlar ölsün. Bizim sınırımızda IŞİD yok, Suriye içlerine batağa götürecekler. Biz bunu söyleyince CHP terörü destekliyor diyecekler. Ben terörü desteklemiyorum. 81 milyon vatandaşın kişiliğini, kimliğini onurunu savunuyorum. Birileri sana vazife verecek. Emir alıyor. Gazeteye yazı yazmış; 'Trump haklıdır' diyor. 'Haksızsın' diyemezsin, burnundan getirirler. Yuları kaptırmışsın oraya. Türkiye Cumhuriyeti şu anda her türlü dış tehlikeye açık bir haldedir. En büyük tavizi verecek olan saraydaki kibir abidesidir. Devletin ve halkın çıkarlarını değil; Batı’nın, egemen güçlerin çıkarını savunan bir kişidir.

Vergiyi kim ödüyor? Bu ülkenin fakir fukarası ödüyor. Doğduğundan beri ödüyor. Çocuğun altına bez alırsınız, su içersiniz, kefen bezi alırsınız vergi ödersiniz. 'Vergiyi tabana yayaycağız' diyor. Sen geliri tabana yayacaksın. Beşli çeteye çalışıyor. Hortumculara çalışan bir iktidar. Hortumun bir ucu vatandaşın cebinde diğer ucu sarayda. Bir asgari ücretli vergi için 128 gün çalışıyor. Annelere, ev hanımlara, kadınlara sesleniyorum; Musluğu açtığınızda 5 çeşit vergi alınıyor. Elektriği açtığınızda 4 çeşit vergi ödüyorsunuz. Hastanede 9 ayrı vergi alınıyor. Bu paralar nereye gidiyor? Hortumculara gidiyor. Geniş halk kitleleri bu vergiler altında eziliyor. Hortumcu piyasa ekonomisi Türkiye’yi bu hale getirdi. İkincisi özelliştirmelerdir. Özelleştirmelerin hesabını verdiler mi? O fabrikaları yapanlar bu ülkenin insanlarıdır. Üçüncü unsur borçlandırmalardır. Devleti borçlandırdılar, dünyanın faizini ödüyorlar. 81 milyon vatandaş bir avuç tefeciye hizmet eder hale getirildi. Ve vatandaşım hala uyanmayacak...

Hortumcu piyasa ekonomisi nasıl çalışıyor? Somut örnekler lazım. Örnek Kütahya Havalimanı... Bir yandaşa havalimanını yap diyorlar. '50 milyon avro’ya bitirdim' diyor. 25 Kasım 2012’de hizmete açılıyor. Avro üzerinden yolcu garantisi de veriyor. 2016 Sayıştay raporuna göre iç hatlardan giden yolcu sayısı 124 bin kişi. Bunların, bu yatacak yeri olmayanların Kibir abidelerinin verdiği garanti 2 milyon 395 bin kişi. Dış hatlardan giden yolcu sayısı 45 bin kişi. 1 milyon 677 bin kişi. Garantiler dolayısıyla 20 milyon 855 bin avro ödüyorlar. Bitti mi, ne zaman bitecek? 29 yıl 11 ay sonra bitecek. 50 milyon avro'ya yapmıştı, 205 milyon 281 bin avro garanti verilmişti. Kim ödüyor, vatandaş ödüyor. 'Vatandaşın cebinden bir kuruş çıkmıyor' diyorlar. O kibir abidesine sormak isterim; 205 milyon avro yu sen mi ödeyeceksin? Senin için kabak çekirdeği, öde bakalım. Osmangazi Köprüsü... Köprünün adı deli dumrul köprüsü. Geçersen 1 akçe, geçmezsen 2 akçe. Türkiye’de gerçek oldu. Geçersen 103 lira, geçmezsen 200 lira ödeyeceksin. 'Senin cebinden bir kuruş çıkmayacak' diyorlardı, sen çifte vergi ödüyorsun sevgili vatandaşım. 

Her türlü vergi veriyorsun, yetmiyor köprü için de ödüyorsun. Köprüden geçerken benden niye vergi alıyorsun? Kendi maaşına çift dikiş yapıyor, vatandaşın vergisine de çift dikiş yapıyor. Asgari ücret Türk Lirası üzerine. Yerli ve milliyiz diyorlar. Siz egemen güçlerin oyuncağı, gayri millisiniz. Bir örnek daha vereyim. İktidara çok yakın bir işadamı var. Yurtdışından canlı hayvan mı et mi gelecek ona başvuruyorlar. Et ve Balık Kurumu’na 30 liradan sattığını 20 liradan alıyor. Bu hesabı yapan dünyada hangi namuslu adam vardır. Bu hortumlu piyasa ekonomisidir. Kimler kazanır, rantiyeciler kazanır. Geçen yıl 71 milyar faiz ödediler. 117 milyar faiz ödenecek. Kim ödeyecek? Saraydaki kibir abidesi mi ödeyecek? Bu ülkenin fakir-fukarası. İşçisi, emeklisi, sanayicisi, esnafı, çiftçisi ödeyecek. Herkes ödeyecek.

IMF SORUSU

Peki, hortumcu piyasa ekonomisinin aktörleri kim? Birincisi Saray’da oturan kibir abidesi, düzeni kuran o. Kim ne kadar para alacak, kupon arsaları belirleyip pazarlayan o. İsteyene bedava isteyene dünyanın parasına aktaracak. Sarayın beslemeleri var. Bunlar havuz medyasını beslesinler diye kaynak alıyorlar. Aralarında paylaşmışlar. Gazeteleri var, her türlü rezilliği yaparlar. Onların bir eli yağda bir eli balda. Çünkü Saraydan besleniyorlar. Üçüncü kişi hazinenin başındaki damat. Hortumcu piyasa ekonomisinde güvendiğiniz ve inandığınız adamı hazinenin başına getirmeniz gerekiyor. Damat da bir kibir abidesi. Fakirlerin yüzüne bakarken gülümsüyor. O kibir abidesi hayatında yoksulluk çekmedi. Bir eli yağda bir eli balda büyüdü. Yüzbinlerce çocuk yatağa aç giriyor. İtibarı sıfır olan birisidir. Şimdi Batı’ya, egemen güçlere gidiyorlar 'aman bizi sıkıştırmayın, zaten seçimden sonra IMF’ye gideceğiz' diyorlar. Saraydaki kibir abidesine soruyorum;. seçimlerden sonra IMF’ye gidecek misiniz? Çok açık ve net cevap istiyorum. Seçimden sonra IMF’nin ayağına gidip el etek öpecek misin?"

Etiketler :
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.