Selami Mutlu

Selami Mutlu

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Siyasi dilin meydanlarda vardığı nokta

A+A-

Ülkede iflas sadece ekonomi de değil, meydanlarda kullanılan dilde iflas etmiş durumda. Kendi gibi düşünmeyen siyasi muktedir her kesimi terörist, hain olarak ilan etmekle kalmamış daha da ileri giderek tehdit etmeye, seçilse bile görevden almaya, bir parti liderini bile astırmaya kadar uzanacak bir dil kullanmaya başlamıştır. Onun için Milli irade ve yasalar şeklen vardır. Muktedir bunu diyince dalkavuk ne yapsın? O da kalkar muhalefet için meydanlarda ki halka “Bu adilere oy verecek misiniz?” diye bir dil kullanır. Yetmedi vekil de kalkar “Şeyin trene baktığı gibi bakıyorlar” der. Maalesef siyasetin kullandığı dil bu noktaya varmıştır.

Bu gelişmeler söz sahiplerinin iyi bir ruh halini göstermemektedir. Korkunun, geçmişte yapılan hataların, kaybetmenin insan faktörü üzerindeki tepkisidir. Kabulü mümkün değildir. Siyaset uzlaşma, anlaşma sorunları diplomatik bir dille akılcı olarak halk ve ülke yararına çözme yeridir. Tehdit, şantaj ve korku ile yol alma yeri değildir. Geçmişte Hitler’in propaganda bakanı GOEBBELS şöyle derdi “Söylediğiniz yalanlar ne kadar büyük olursa halk size daha çok inanır. İktidarda kalmak için her yol mubahtır” gibi sözler bile şimdi meydanlarda sarf edilen hakaret ve tehdit içeren sözler kadar ağır olmamıştı.

Siyasette ki dil siyasi arenada böyle yol alınca da yandaş konumdaki medya da talimat almışçasına aynı doğrultuda yayın yapmaya devam ediyor. Artık basın etiği, ahlakı, objektif yayın ilkeleri kalmamışçasına yayın yapmaya devam ediyor. Geçmiş uzun yıllarını basın içerisinde geçirmiş biri olarak yapılan bu ilkesiz yayınlardan dolayı yüzüm kızarmaktadır. Yandaş yayın yapan bir gazetenin muhabiri Ankara/Ulucanlar Cezaevi’nden idam sehpasını göstererek bir parti liderinin de burada asılmasını işaret etmesi basın ahlak değerlerinin ne duruma düştüğünün göstergesi olmuştur. Bu gazetecilik değil adeta tetikçiliktir. Buna suskun kalan RÜTÜK ve yargıda vebal altındadır. Söz konusu olan hangi parti lideri olursa olsun bu tutuma sessiz kalınması affedilmemelidir.

Topluma korku salarak oy devşirmeye kalkmak, kendi gibi düşünmeyenleri vatan haini terörist, “seni hapse koyacağım sen zaten milletvekili değilsin” Mansur Yavaş Ankara Belediye Başkanı olarak seçilse bile onu başkan yaptırmayacağım, yerine kayyum atayacağım gibi sarf edilen sözler hem yasalara aykırıdır hem de milli iradeye saygısızlıktır. Hiç kimse yasaların ve iradenin üstünde değildir. Kaldı ki bu tür sözler içte ve dışta demokrasimizi tartışılır duruma getirir. Ülkede güven sorunu oluşturur. Yatırımcıyı engeller, sıcak para girişine darbe vurur.

Geçmiş yıllarda da rahmetli Turgut Özal da aynı korku üzerine bir yol inşa etmişti. 1989 seçim sonuçlarının karşısında yaratılan korku halkta tepki yaratmış ters tepmişti. Sonuç beklenmedik oy kaybıyla son bulmuştu. O günleri çok yakın planda izleyen biri olarak siyasiler üzerinde yarattığı olumsuzluğu görmüştüm. O gün de bu gün gibiydi. Özal Çankaya da köşke kapanmış, seçim sonrası kimseyi kabul etmiyordu. O günlerin TBMM Başkanı olan Mekanı cennet olsun Necmettin Karaduman geçmiş olsun demek teselli vermek dileği ile köşke beraberinde ki heyetle çıktığında söylenen şuydu. “Beyefendi kimseyi kabul etmeyecek” durum bu kadar acıtıcıydı ve hazindi. Bu gün yaratılan bu korku ortamının da geçmişte ki gibi bir duruma dönüşmemesini dilerim.

Geçmiş yılların siyasetinden ders alınsaydı, tehdit etmek, korku salmak, hakaret etmek kara çalmak üzerine seçim propagandası yürütenlerin Özal’ın en kudretli günlerinde bile yaşadıklarını görmelerinde fayda vardır. Korkutma ve tehdit dilini seçenlerin arkasında kazandıklarını kaybetme korkusu yatar. Arkalarında hep başaramama korkusu, kaybetme korkusu, haksız duruma düşme korkusu vardır. Bunun farkına varan muhalif partiler ise sevgi dilini saygı dilini seçerek doğru yapmışlardır. Demokrasilerde saygı ve sevgi dilini sergileyerek bilimin ve aklın yolunu seçenler her zaman galip gelmişlerdir.

Kutsal mabetlerimiz olan camileri bile seçim bürosuna çevirmek, minarelere aday resimlerini asmak, kanla canla yazılmış Türk bayrağını yerinden indirerek yerine aday posterlerini asmak olmayan aklın ürünüdür. Cami hoparlörlerinden parti marşlarını çalmak, camilerde parti toplantılarını yapmak dini mabetlerimizin kutsiyetini kirletmektir. Camilerimizin ve halkımızın kutsalını çiğnemektir. Sonuçta bu bir yerel seçimdir. Seçilenler belediyelerimizi yöneteceklerdir. Sanki kendi varlığının bekasının seçimi imiş gibi Sayın Cumhurbaşkanının il il, ilçe-ilçe dolaşarak oy ister olması halk nezdinde de kabul görmemektedir.

Kendine milliyetçi diyen bir parti liderinin, camilerden yapılan yayın ve toplantılara geçmişte tepki gösterirken bu gün suskun kalması yadırganmaktadır. Geçmiş yıllarda söylenen sözler hala hafızalardadır “Camiye siyaset sokulmamalıdır. Biz dışarıda bu konuşmayı yapıyoruz. O bildiğini okuyuversin milletimde bildiğini okuyacak” diyenler bugün neden suskundur bilinmez ama görünen o ki millet bu seçimde bildiğini yapacaktır. Yapılacak bu seçimin millete ve ülkeye hayırlar getirmesini diliyor meydanlarda kullanılan dilin daha saygı ve seviyeli olmasını umuyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Yazarın Diğer Yazıları

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.