Anadolu'nun yiğit evladı

Anadolu'nun yiğit evladı

Tarih 25 Mart 2009'u gösteriyordu. Türkiye, Muhsin Yazıcıoğlu ve arkadaşlarını taşıyan helikopterin düştüğü haberiyle irkiliyor. Yoğun seçim...

A+A-

Tarih 25 Mart 2009'u gösteriyordu. Türkiye, Muhsin Yazıcıoğlu ve arkadaşlarını taşıyan helikopterin düştüğü haberiyle irkiliyor. Yoğun seçim gündeminin bulunduğu Türkiye'de gözler, Kahramanmaraş'ın Keş Dağı'na çevriliyordu. TV kanalları ve radyolarda peş peşe çelişkili haberler yayınlanıyor ve her kafadan bir ses çıkıyordu. Akıllarda yüzlerce soru işareti vardı. Kazadan iki gün sonra Türkiye'nin endişeli bekleyişi büyük bir acıya dönüşmüştü. Anadolu'nun yiğit evladı, ülkücülerin ve alperenlerin örnek lideri Muhsin Yazıcıoğlu Hakk'a yürümüştü. Kazanın ardından 7 sene geçmesine rağmen, aydınlatılması gereken konu ve olaylar olduğu gibi duruyor. Bu olaylardan en önemlisi, içinde hava hareketliliği ve uçuş bilgilerinin bulunduğu iki cihazın dört subay tarafından sökülmesidir. Halen bu cihazların nerede olduğu ve içeriğiyle ilgili hiçbir bilgimiz yok. Bu iki cihaz kimlerin elinde ve neden gizleniyor? Bu subayların tutuklanmasının ardından yapılan sorgulamada, ''Hatıra olsun diye aldık'' ifadeleri oldukça manidar. Şimdi sormak istiyorum. Bu ifade aynı zamanda soruşturmayı yürüten savcıları ahmak yerine koymak değil midir? Böylesi küstahça bir ifadeyi vermek için gerekli olan özgüven ve rahatlığı kimlerden alıyorsunuz? Bana göre bu cihazlar incelenmek için değil, imha edilmek üzere sökülmüştü. Gelelim diğer şaibeli konuya. İHA muhabiri İsmail Güneş'in ölümü. İsmail Güneş'in otopsi raporunda alt çene kemiği, kaburga kemikleri ve ayağında kırıklar olduğu tespit edildi. İsmail Güneş kaza enkazına 600 metre uzaklıkta ölü olarak bulundu. Çeşitli TV kanallarının haber programları İsmail Güneş'in helikopter koltuğunu kızak yapıp 600 metre kaydığı haberini yaptı. İsmail Güneş'in vücudunda bulunan kırıklar bunun imkânsız oluğunu kanıtlıyordu. İsmail Güneş cep telefonuyla 112 başta olmak üzere yaklaşık 2 saat görüşme yapmıştı. Çene cerrahları kırık çeneyle bu kadar akıcı ve düzgün konuşulmasının mümkün olmadığını ifade ediyor. Ayrıca İsmail Güneş 112 ile yaptığı görüşmede sadece ayağının kırk olduğunu söylüyordu. Eğer İsmail Güneş'in çenesi ve kaburga kemikleri daha sonra kırıldıysa o zaman kaza yerine birilerinin köylülerden önce ulaştığı gerçeği ortaya çıkıyor. Kimdi bu kişiler ve kimden emir almışlardı? Diğer önemli konu ise; Muhsin Yazıcıoğlu'nun oğlu Furkan Yazıcıoğlu'nun kamuoyuna yaptığı açıklamalardı. Bu açıklamalardan en önemlisi; Türk Hava Kuvvetleri'nin radarından alınan görüntülerde helikopterin düştüğü bölgeye olaydan 160 dakika sonra iki helikopterin indiğini bilgisiydi. Bu helikopterler kimin emriyle havalandı ve görevleri neydi? Diğer çarpıcı hadise ise; enkaz bölgesini arayan ekibin içinden bir subayın savcılara itiraf mektubu göndermesiydi. Bu mektupta Subay: “Enkaza ulaşım bilinçli olarak engellendi. Arama tarama yaptırılan yerlerin alakasızlığını, Genelkurmay Karargâhı’ndan gönderilen ve enkazın yerini çok küçük bir alanda net olarak gösteren bir haritanın varlığını öğrenmekle anladım” ifadelerini kullandı. Bu ifadeler arama, tarama çalışmalarının “aramama-taramama” çalışmasına dönüştürüldüğünün kanıtıydı. Gelelim diğer çarpıcı açıklamaya. BP Kaza Araştırma Komisyonu Üyesi Pilot Volkan Sürmeli, soruşturmayı yürüten savcıyla görüştükten sonra: “Olayın içinde hem kişiler, hem de kurumlar var. Yazıcıoğlu’nun ölümünde suikast emareleri görüyorum” dedi. Değerli okurlarım; bu helikopter kazasının profesyonelce planlanmış ve uygulanmış bir suikast olduğu aşikâr. Türkiye'de ister adını ''Derin Devlet'' koyun, ister ''Gladio'' koyun, örgütlü ve son derece gizli hareket edebilen bir güç mevcut. Türkiye’nin gelişmesi hususunda samimiyetle çalışan, çabalayan siyasetçi, gazeteci, bilim insanı vb. kişilerin nasıl öldürüldüğüne millet olarak şahit oluyoruz. Herkes şunu iyi bilmelidir ki, Türkiye’nin yükselişine hiçbir güç mani olamayacaktır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti er ya da geç özlemini duyduğumuz ''Gelişmiş Devletler” seviyesine ulaşacaktır. Bu duygu ve düşüncelerle Muhsin Yazıcıoğlu ve dava arkadaşlarına Allah'tan rahmet, değerli ailesine ve yakınlarına sabırlar diliyorum. Büyük Birlik Partisi ve Alperen Ocakları'nın tüm teşkilat mensuplarına selam, sevgi ve saygılarımı sunuyorum. Unutmadık, unutturmayacağız, Allah’ın izni ve inayetiyle!

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.