Ercüment Baran: Vergi bilincimiz yüksek

Ercüment Baran: Vergi bilincimiz yüksek

Ercüment Baran “Ülkemizde bilinenin aksine ben vergi bilincinin oldukça yüksek olduğunu söyleyebilirim. Vergi ödemek için saatlerce kuyruğa giren ve bundan...

A+A-

Ercüment Baran “Ülkemizde bilinenin aksine ben vergi bilincinin oldukça yüksek olduğunu söyleyebilirim. Vergi ödemek için saatlerce kuyruğa giren ve bundan hiç yüksünmeyen insanlarız biz. Vergimizi zamanında ödeme bilincimiz oldukça yüksek” dedi. Röportajımızın bu haftaki konuğu yeminli Mali Müşavir Ercüment Baran oldu. Mesleki bilgilerini, on altı yıllık tecrübelerinden yola çıkarak anlatan Baran Mali Müşavirlik mesleğini seçecek gençlere de tavsiyelerde bulundu. Bize kendinizden bahseder misiniz? Ankara doğumluyum, öğrenim hayatım Ankara’da geçti. AÜ SBF İktisat bölümünü 1988 yılında bitirdim. 1989 yılında açılan sınavları kazanarak Maliye Bakanlığı’nda Stajer Gelirler Kontrolörlüğü olarak mesleğe başladım. On altı yıl Maliye Bakanlığında görev yaptım. Bu sürenin iki yılını ABD’de Üniversity of İllinois’te ekonomi ve finans alanında master yaparak geçirdim. ABD dönüşü Maliye Bakanlığı’nda dört yıllık mecburi hizmetimi tamamlayıp, 2005 yılında Maliye Bakanlığı’ndan ayrıldım. Halen Yeminli Mali Müşavir olarak özel sektörde çalışıyorum. Yeminli Mali Müşavirlik Nedir? Bize bu meslek hakkında bilgi verir misiniz? Bilindiği üzere, Türkiye’de vergi mükellefleri olarak kişi ya da kurumların ödemeleri gereken vergilerin doğru olup olmadığı konusunda Vergi İncelemesi yapma yetkisi Maliye Bakanlığı müfettişlerindedir. Vergi Müfettişleri kamu adına ödenmesi gereken vergilerin doğru olup olmadığını araştırmakta, incelemektedirler. Fakat son yıllara kadar Maliye Bakanlığı’nda inceleme yetkisine sahip, eski ismi ile Maliye Müfettişi, Hesap Uzmanı, Gelirler Kontrolörü sayısı oldukça sınırlıydı. Son yıllarda yeni ismi ile Vergi Müfettişi sayısı hızla artmakla birlikte, vergi mükelleflerinden belli bir satış hacmini aşmış olanların, kamu adına Yeminli Mali Müşavirlerce denetlenmesi ve Yeminli Mali Müşavirlerce incelenip, vergilendirme dönemleri tasdik edilen mükelleflerin ayrıca Maliye Bakanlığı Vergi Müfettişlerince incelenmemesi bir ihtiyaç olarak hissedildiği için, Yeminli Mali Müşavirlik bir meslek olarak ortaya çıkmıştır. 3568 sayılı kanunla yasalaşan meslek öncelikle Maliye Bakanlığı bünyesinde vergi inceleme yetkisi almış merkez denetim elemanlarından oluştu. Mesleğin insan kaynağı öncelikle Maliye Bakanlığı. Ancak zamanla, meslek mensubu olmak konusunda yasal düzenlemeler değişti ve insan kaynağı yine Maliye Bakanlığı olmakla birlikte, belirli süre ve sınav şartlarını sağlamak koşuluyla serbest muhasebeci mali müşavirler arasından da Yeminli Mali Müşavir mesleğini seçenler artmış durumda. Kısaca Yeminli Mali Müşavirliği yarı kamusal bir vergi denetim ve kontrol işlemi olarak tanımlayabiliriz. Çünkü yeminli mali müşavirler, şirketlerin yürürlükteki vergi kanunlarına uyumlarını denetlemekte, tespit ettikleri hususların düzeltilmesini sağlayarak, Maliye Bakanlığı’nın müfettişleri vasıtasıyla yaptıkları işlevi üstlenmektedirler. Bu anlamda Vergi Kanunlarının doğru uygulanmasının sağlanmasını ve yaygınlaştırılmasını, şirketlerde vergisel uygulamaları yapan personelin bu anlamda eğitilmesini de sağlamaktadırlar. On yıldan fazla süredir Yeminli Mali Müşavirlik mesleğindesiniz. Mesleğinizi seviyor musunuz? Bahsettiğim gibi yaklaşık on altı yıl Maliye Bakanlığı’nda Gelirler Kontrolörü yeni ismi ile vergi Müfettişi olarak görev yaptım. Maliye Bakanlığı’nın diğer bakanlıklardan biraz farklı bir yapısı vardır. Merkez Denetim Elemanı olacak Müfettiş, Uzman yada Kontrolörü alırken çok seçicidir ve bu elemanlarını çok sıkı bir eğitimden geçirir. Tabiri caizse tüm devleti, devlet işleyişini, tüm kurum ve kurallarıyla öğretir. Bu yönüyle Maliye Bakanlığı diğer tüm devlet kurumlarına iyi yetiştirilmiş insan gücü temin eder. Sadece kamu değil, bu donanımlı insanlar özel sektör için de sürekli bir insan kaynağı olmuş, özel şirketlerin mali işlerinde önemli görevler üstlenmişlerdir. Belki de Maliye Bakanlığı kökenli Yeminli Mali Müşavir olmak, mesleği sevmekle yakından ilgili olsa gerek. Çünkü Maliye Bakanlığı’nda bu görevi ifa etmek, sürekli dışa açık olmayı, özel sektörle devamlı iç içe olmayı, sürekli belli hacimdeki şirketler bünyesinde vergi incelemesi yapmayı gerektirmiştir. Bu çalışma şekli, farklı alanlarda çalışan onlarca şirketin tanınmasını, öğrenilmesini, farklı insanlarla mesai yapmayı gerektirmiştir. Bu yönü yani dışa açık olması ve ekonomik faaliyetler, iş dünyası ile yakın temasta olunması mesleğin bence bize en çok katkısı olan tarafı. Böyle bir çalışma şekli, iş dünyası, farklı iş alanları hakkında çok önemli bilgiler edinmemize neden olmuştur. Müfettişlik mesleğini bu çerçevede icra ettikten sonra, Bakanlıktan ayrılıp, özel sektörde çalışmak çok daha kolay hale gelmiştir. Farklı şirketlerle, farklı faaliyet alanlarıyla bir arada olmak, her sektörü bu yolla öğrenmek, bildiklerimizi farklı alanlara aktarmak, tüm bunları kendinizin belirlediği bir çalışma programı dahilinde yapabiliyor olmak mesleğin güzel yanı. Zamanınızı ekstrem durumlar hariç, kendinizin belirleyebiliyor olması, bu mesleğin bence sevilen tarafı. En azından mesleğimin bu yönünü seviyorum diyebilirim. Ülkemizde şu anda kaç YMM vardır, sayınız yeterli midir? Ülkemizde Türmob’un istatistiklerine göre yaklaşık 4. 800 Yeminli Mali Müşavir vardır. Sayının yeterli olması aslında ülkemizin ekonomik gelişmesine paralel olarak ilerlemektedir. Ekonomik büyümeye bağlı olarak zaman içinde Yeminli Mali Müşavir sayısı da artmaktadır. Yeminli Mali Müşavirce işlemleri tasdik edilmiş kurumların özel bir durum olmadığı sürece Maliye Bakanlığı’nca incelenmiyor olması, Yeminli Mali Müşavirin yaptığı tasdik işleminin doğru olmasına bağlıdır. Buna bağlı olarak, bir yeminli mali müşavirin tasdikini yapabileceği kurum sayısı da aslında sınırlıdır. Çünkü bir kurumun işlemlerinin olması gerektiği gibi incelenmesi ve tasdik edilmesi zaman ve emek isteyen bir iştir ve bu anlamda tasdiki yapılabilecek kurum sayısı da hiçbir zaman yüzlerce olmaz. Dolayısıyla bir yeminli mali müşavirin sınırlı sayıda tasdik yapabileceği düşünülürse, aslında sayının az olduğu söylenebilir. Son dönemde gündemden düşmeyen diğer bir konu da Bağımsız Denetim’dir. Farklı bir denetim türü müdür Bağımsız Denetim? Ülkemizin dünyayla entegrasyonuna paralel olarak, kurumların yurtdışı iş ve ilişkileri, ortaklıkları zaman içinde çok arttı. Bu işbirlikleri muhasebe konusunda da aynı dili konuşma zorunluluğu doğurdu. Sonuçta yerel şirketlerin işlemlerini Uluslar arası Muhasebe Standartları’na göre düzenlemesi, raporlaması bir ihtiyaç haline geldi. Bu çerçevede şirketlerin tüm muhasebesel ve finansal işlemlerinin doğru olduğu, doğru bilgileri içerdiği konusunun da kontrol edilmesi zorunluluğu doğdu. Özellikle ABD’de halka açık Enroll Şirketleri’nin kamuya duyurulan mali ve finansal bilgilerin gerçek olmadığı ortaya çıktığında sırf bu nedenden dolayı şirket yerle bir oldu ve tüm mali tabloları halka açıklayan Arthur & Andersen şirketi büyük soruşturmalar geçirdi. Yaşanan bu olay tüm dünyada şirketlerin mali ve finansal tablolarının da uzman kişilerce denetlenmesi gereğini doğurdu. Buradan hareketle ülkemizde de Kamu Gözetim Kurumu ihtas edildi ve belli şartları taşıyan şirketlerin hesaplarını bağımsız denetimden geçirmeleri yasal bir zorunluluk haline geldi. Bu amaçla YMM yada SMMM’ler belirli sınav ve eğitimlerden geçirilerek Bağımsız Denetçi olarak bu görevle görevlendirildiler. Bugün ülkemizde bilançolarının son iki yıllık aktif toplamı 40 Milyon TL, net satış hasılatı 80 Milyon TL ve üstü olan şirketler, 2016 yılında şirketlerini Bağımsız Denetim’den geçirmek zorundadır. İşiniz vergi ve vergi kanunları… Ülkemizdeki mevcut vergi kanunlarını değerlendirir misiniz? Bir vergi reformuna ihtiyaç var mıdır sizce? Maliye Bakanlığı dönem dönem yürürlüğe koyduğu Vergi Kanunları ile kanunların güncel ekonomiyi yakalamasını sağlamaya çalışıyor. Tabii ülkemizde yürürlükteki vergi kanunlarımız 1940’lı yıllarda ihtas edilen kanunlar. Zaman içinde yapılan değişikliklerle kanunlar güncellenmeye çalışılsa da esaslı bir revizyona olan ihtiyaç Maliye Bakanlığı’nın uzunca süredir gündemini oluşturuyor. Şu an Gelir ve Kurumlar Vergisi’nin güncellenerek birleştirilmesi, Damga Vergisi Kanunu’nun revize edilmesi gündemde. Günümüzde tüm işlemlerin akıllı telefonlarla yapıldığı, telefonların neredeyse bir ödeme aracı haline geldiği teknolojilerin sözkonusu olduğu bir ortamda, işlemleri mevcut kanunlarla kavramak mümkün değildir. Örneğin günümüzde ticaretin belli bir kısmının hızla e-ticarete dönüştüğünü düşünürsek, kanunlarımızı teknolojik gelişmelere uyumlu hale getirmek nerdeyse bir zorunluluktu. Bu ihtiyacı Maliye Bakanlığı’mız öngördü ve sanırım yakında revize edilmiş güncellenmiş kanunlarımız yürürlüğe girmiş olacak. Sanırım Maliye Bakanlığı Denetim Birimleri de son dönemde yeniden yapılandırıldı. Müfettiş sayısı da 5. Binlere ulaştı. Nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu durum mükellef kurumlar ve Maliye Bakanlığı açısından nasıl yorumlanmalı?  Belirttiğiniz gibi Maliye Bakanlığı’nda merkez ve taşrada yer alan tüm denetim birimleri Vergi Müfettişi olarak tek bir denetim kurulu çatısı altında birleştirildi. Birleşme öncesinde kendi kurumsal geleneklerini, davranış kalıplarını oluşturmuş merkez ve lokal denetim birimlerinin birleştirilmesi beraberinde birleşme sıkıntıları getirdi. Homojen olmayan yapıların bir araya getirilmesinde mutlaka kendine has problemler olacaktır. Ancak belki de asıl sorun, müfettiş alım sayısının bir anda, binler, bin beşyüzler seviyesine çıkarılmış olması. Maliye Bakanlığı haklı olarak, denetim gücünü artırmak, caydırıcılığı artırmak ve bu yolla kayıt dışı ekonomi ile mücadele etmek istiyor ve bu amacı gerçekleştirmenin bir yöntemi olarak müfettiş sayısının artırılmasının şart olduğunu düşünüyor. Ancak sayıları binin üzerindeki müfettiş adaylarının eğitilmesi ve istenilen evsafta bir denetim elemanı yetiştirmek, hem insan gücü hem de teknik bir altyapı gerektiriyor. Üç yıllık muavinlik dönemi ve sonrasında sürekli uygulamalı ve pratik eğitimle donatılan müfettiş yetiştirmek kolay olmadığı için, sayının fazlalığı ben de tereddütler doğursa da, günümüzde Bakanlığın sahip olduğu imkânlarla bu sorunun aşılacağını ümit ediyorum. Siz uzun süre yurtdışında bulundunuz, örneğin ABD uygulaması nasıldır? Onlar nasıl topluyorlar vergiyi? Ülkemizle nasıl bir kıyaslama yapılabilir? Ülkemizde bilinenin aksine ben vergi bilincinin oldukça yüksek olduğunu söyleyebilirim. Vergi ödemek için saatlerce kuyruğa giren ve bundan hiç yüksünmeyen insanlarız biz. Vergimizi zamanında ödeme bilincimiz oldukça yüksek. Bu duyarlılığı düşük olanlar, riski sevenler. Vergisini zamanında ödemeyen yâda mümkün oldukça az ödemeye çalışanlar. Fakat bu riski alanları ise zamanaşımının son günlerinde maalesef bir vergi incelemesi ile karşı karşıya kalıyorlar. Bu durumda ise, kısa vadede eksik yâda az ödenmiş olan vergi, beş yılsonunda belki birkaç katıyla ödenmek durumunda kalınıyor. Vergi uygulamalarını ABD ile kıyasladığımızda göze çarpan en önemli husus, vergi kaçırmanın suçu. ABD’de vergi kaçırmanın cezası; vatana ihanet. Ülkemizde ise vergi kaçırmanın cezası genellikle ekonomik. Yani parasal. Eksik ödendiği tespit edilen vergi, eksik ödenen kadar ceza ile tahsil ediliyor. Kimi durumlarda ise eğer vergi kaçırma kastının var olduğu, kasıtlı olarak vergi kaçırıldı denirse o zaman ceza, kaçırılan verginin üç katına çıkıyor. Cezanın vatana ihanet olduğu ABD’de bu yüzden vergi konusu çok hassas. ABD’nin ünlü yer altı gangasteri Al Capone tüm suçlamalardan beraat edebildi ancak vergisini eksik ödemekten ve vatana ihanetten tutuklanabildi. Caydırıcılık konusunda cezaların ağırlığı önemli hale geliyor. Mesleki bilgileriniz tecrübelerinizden yola çıkarak, bu mesleği seçecek gençlere ne tavsiye edersiniz, öneriniz ne olur?  Sevgili Başkanım ünlü bir düşünür, “Hayat ileri doğru akar ancak hep geriye bakılarak öğrenilir. ” demiş. Tecrübeler mutlaka çok önemli. Ancak yaşananların tecrübe olduğunu bir şeyler öğrettiğini de insan zaman içinde öğreniyor. Sanırım zaman akarken yaşananları çoğaltmak, dışa açık olup farklı alanlara, farklı işlere merak salmak önemli. Ve tabii insan ilişkileri. Özellikle günümüzde network çok önemli hale geldi. Ne bildiğimizden ziyade kaç kişiyi tanıyor olmamız değerli hale geldi. Çok insan tanıyan ister istemez, çok bilgi de taşıyor oluyor. Ve günümüzde değerli olan iki şeyi elde etmiş oluyor. Çok bilgili, çok insan…

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.