Sevgili annem

Sevgili annem

Kırşehir yöresinde halk “ Kirpi yavrusunu ‘pamuk tüylüm!’ diyerek severmiş!” veciz -özgün- sözü çok kullanır. Çocuğunun evrensel yönünü...

A+A-

Kırşehir yöresinde halk “ Kirpi yavrusunu ‘pamuk tüylüm!’ diyerek severmiş!” veciz -özgün- sözü çok kullanır. Çocuğunun evrensel yönünü keşfeden ilk uzman annedir. Anneler doğurduğu çocuğundan mutlaka -nev-î şahsına münhasır- bir özellik ve güzellik bulur. Dolayısıyla evlâdının bu tarafını çok beğenir. Çevresinde bu yönüyle de tanınmasını ve anılmasını ister. Bu veciz söz de bize ‘ister diplomalı-ister diplomasız’ olsun,  annenin, öncelikli mesleğinin ‘aile öğretmeni’ oluşu, yani “eğitmenliği”dir. Bizim kuşaktaki çocukların (uşakların) cumhuriyet öncesi doğumlu anneleri, “Kız kısmı okumaz!” cehaleti nedeniyle, mektep-medrese görmemişler. Psikoloji, Pedagoji, Sosyoloji, Mantık, Felsefe ve Din Kültürü nedir, müfredatı neden bahseder bilmezlerdi. Zira konu çocuk eğitimi olduğunda -analık duygularıyla donanımlı oldukları için- tüm hünerlerini sergileyip, vatanına-milletine hayırlı evlât yetiştirmenin maharetini ortaya koyarlardı. Çocukluğumda beni en çok etkileyen ve rahatsız eden sözlerden birisi de köylü kadınların yüzüme (suratıma) tükürürcesine “Tû-tû! Selver bacı oğlun da çok çirkin! Senin bu oğlunu da acaba alan olur mu?” demeleri… Meğer sonradan öğreniyoruz ki köylü kadınların yöresel bu ifadeleri, bir iltifat ve aynı zamanda bir temenni, bir dua imiş. Anam da: “Cicisi (ablası) oğlum çirkin amma sesi çok güzel, size bir türkü söylesin de dinleyin!” der ve bana hep türkü söyletirdi. Sesim güzeldi amma TRT’ye assolist olamadım. Fakat o Kurumun mikrofonlarının başına ‘paşa-paşa oturup’  (yüzlerce dakika) tüm medenî âleme ilmimi sesimin güzelliği sayesinde ilettim. (Bütün bu anlattıklarım bir övünme değil; annemin, sorunlu, kompleksli, 18 yaşına kadar köyde çobanlık yapan, toplum dışı yaşayan oğlunun eğitiminde üstlendiği rolüne ve yavrusunun ufkunu açmasındaki azim, irade ve kararlı performansına örnektir.) Bir başka örnek olması için ailemdeki annelerin eğitim düzeylerini, yani artılı başarı grafiğini sıralıyorum: Benim annemin okuması yazması hiç yoktu. Demin söyledim: Mükemmel bir eğitimciydi. Yöresel deyimle demem gerekirse: “Hayat Üniversitesi mezunu”ydu. Nam-ı diğeri: “Çarıklı Erkân”.  Eşim iki çocuk annesi,  ilkokul mezunu (üniversite donanımlı) ve üç çocuk annesi kızım pedagojik formasyonlu üniversite mezunu… Annelikteki asıl ödevleri: Hem aile içinde ve hem de toplum içinde etkili örnek öğretmen oluşları… Sözün özü: Dostlarım! Tekrar ediyorum: Anne her şeyden önce çocuklarının okul öncesi temel eğitim ve öğretimindeki tüm başarılara imza atan: En baştaki, yani “Başöğretmen”dir.  Hem eli, hem de ayaklarının altı öpülendir. Unutmayınız! Tüm annelerin ANNELER GÜNÜNÜ kutluyor;  ellerinden üstün saygıyla öpüyorum. Hoşça kalınız.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.