Mustafa ALTINTAŞ

Mustafa ALTINTAŞ

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Toplum ve din ilişkisi

A+A-

Tarihin her döneminde toplumları ve bireyleri etkileyen bir faktör olan din, insanlık tarihinin başlangıcına kadar uzanan bir olgudur. Yapılan araştırmalara göre, tarihsel süreçte dini olmayan hiçbir topluma rastlanamamıştır. İnsanlık için bu derece önemli olan din konusu, toplumsal hayatta birçok etki meydana getirmektedir. İnsanların dayanışması, kaynaşması ve bütünleşmesi gibi alanlarda önemli roller üstlenmiştir. Abdurrahman Güneş'in Plutargue'den aktardığı gibi; "dünyayı dolaşınız, duvarsız, edebiyatsız, kanunsuz, servetsiz şehirler bulacaksınız; fakat mabedsiz ve mabudsuz bir şehir bulamayacaksınız" dinin önemine farklı bir açıdan yaklaşmıştır.

Dindarlık kavramı, göreceli bir kavram olmakla beraber din ile dini davranış tanımlamalarından bağımsız olarak ele alınması söz konusu olamaz. Fakat kavram, dini yorumlayanların bakış açılarına göre farklılık gösterebilir. Kurt'un ifade ettiğine göre dindarlık; dinin insan hayatına etki etme derecesidir. Bir bireyin dindar olması, onun dini içselleştirdiği, dinin emir ve yasaklarına harfiyen uyduğunu, dinin bireyin hayatında bir denetim görevi üstlendiği ve yaşayışının göstergesi haline getirmesi olarak ifade edilmektedir. Dindar bir birey, davranışlarında dini göstergelerin etkisi altındadır ve Tanrı ile kurulan ilişkiler hayatının merkezini oluşturmaktadır.

Çevremizden ilham alarak konuşacak olursak insan ilişkilerinde Müslüman ve dini göstergelere uyan insanların güvenilir, doğru, dürüst, yalan söylemeyen, haksızlık yapmayan, kul haklarına saygı gösteren, insanları incitici davranışlarda bulunmayan, kin gütmeyen, haram yemeyen vs. insanlar olduğunu düşünmekten kendimizi alamıyoruz. Fakat bir insanın manevi yönünün kuvvetli olması (ya da öyle olduğunu düşünmemiz) onun iyi bir insan olduğu anlamına gelmiyor. Beş vakit namaz kılan, (durumu varsa) defalarca umre ziyareti veya hac ziyareti yapmış, oruç tutan, (durumu varsa) zekatını veren, günahlardan elinden geldiğince sakındığını söyleyen insanların bile yanlış davranışlarda bulunduğunu görmekteyiz. Elbette hepimiz insanız ve hatalar yapabiliriz. Dindar bir insan hata yapmayacak diye bir şey yoktur veya dindar olmayan insanlar bütün hataları yapabilir diye bir şey söylememiz onu meşru görmemiz doğru olmayacaktır. Fakat insanlar dini göstergeleri kendilerince kullandıklarını düşünerek insanların duygularını istismar etmesi, onları kandırması, yalan söylemesi kabul edilen bir durum değildir.

Bir kişinin dindar olarak görünmesi, karşısındaki insanların kalbini kırmasını zorunlu kılamaz. Hepimiz elhamdülillah Müslüman'ız ve çoğunluk oranı Müslüman bir ülkede yaşıyoruz. Fakat bazı anlar geliyor ki Müslüman olmayan insanların, biz Müslüman olan kişilerden daha fazla olarak insan haklarına saygı gösterdiğini, kişiler arası iletişimlerinin daha düzgün olduğunu, kul hakkı yemekten çekindiklerini görüyoruz. Onların dini veya inandıkları şeylere göre mi bunları yapıyorlar bilmiyoruz. Ama gösterdikleri davranışların çoğu zaman bizlerden daha doğru ve daha iyi oldukları kesin... Ayrıca bir diğer husus da gösteriş konusu... Geçenlerde sosyal medyada bir yazı gördüm. Bir çocuk babasıyla beraber teheccüd (gece) namazına kalktığını ve dışarı baktığında kimsenin kalkmadığını gördüğünü söylüyor. Ardından babasına; "keşke onlar da teheccüd namazına kalksaydı" gibi bir ifade kullanıyor. Bunun üzerine babası; "keşke sen de kalkmasaydın" diyerek onu sert bir şekilde uyarıyor. Çocuk şaşkınlık içerisinde nedenini sorunca babası; "Sahibine üzüntü veren günah, gurur veren ibadetten hayırlıdır" diyerek çocuğuna anlaması gereken dilden bir ders veriyor. Aslında anlatılacak çok şey var verilecek çok örnek var fakat ne zamanımız ne de satırlarımız buna el veriyor. Merhum Muhsin Yazıcıoğlu'nun belirttiği üzere; "Bir saniyesine bile hakim olamadığınız, hükmedemediğiniz bir hayat için, bir dünya için fırıldak olmanın anlamı yoktur." Meselenin aslı doğru yaşamak, dik durmaktır. Hangi dine mensup olursak olalım, bu göstergeler bir çoğunda mevcuttur. Doğru insan olabilmek dileğiyle...

Bu yazı toplam 606 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar
Yazarın Diğer Yazıları