Bahattin Demiray

Bahattin Demiray

yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Ucub

A+A-

Kibir, kendini başkasından üstün göstermek, ucub ise, kusurlarını görmeyip, ibadet ettiği için kendini ve ibadetlerini beğenmek, başkasından kendini üstün bilmektir. Buna egoizm de denir. Ucub, yaptığı iyi işler sebebiyle kendini beğenmektir. Kendini beğenen, başkalarından üstün görebilir. Bu üstün görme işi de, kibirdir. Yani ucubdan kibir doğar.

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Kıyamet günü kul (hesap vermek üzere huzur-u ilahiye) getirilir. Allah Teala hazretleri: "Ben sana kulak, göz, mal ve evlat vermedim mi? Sana hayvanları ve ekimi emrine Vermedim mi? Seni bunlara baş olmak, onlardan istifade etmek üzere serbest bırakmadım mı? Acaba, benimle bugünkü şu karşılaşmanı hiç düşündün mü ?" diye soracak. Kul da: "Hayır" diyecek. Allah Teala hazretleri: "Öyleyse bugün ben de seni unutacağım, tıpkı senin dünyada beni unuttuğun gibi!" buyuracak. Resulullah (sav) Resulullah (sav): " (Ucub felakete götürür.) [Beyhekî] (Ucub sahibi, dilsiz ve sağır olarak; kibirli ise, katrandan elbise giyerek haşrolur.) Tibyan

Bir adam: "Kişi elbisesinin güzel olmasını, ayakkabısının güzel olmasını sever!" dedi. Aleyhissalatu vesselam da: "Allah Teala hazretleri güzeldir, güzelliği sever! Kibir ise hakkın verdiğini unutma, insanların en aşağısındadır" buyurdular. "Kalbinde hardal tanesi kadar iman bulunan bir kimse cehenneme girmez. Kalbinde hardal tanesi kadar kibir bulunan kimse de cennete girmez" buyurulmuştur.

Resulullah (sav) buyurdular ki: Kıyamet günü, kibirliler kendini beğenmişler küçük karıncalar gibi haşr olunurlar. Onları her yönden zillet bürümüştür. Cehennemde Büles denen bir hapishaneye sevk edilirler. Cehennem ateşi onları kaplar. Cehennem ehlinin irinleri kendilerine içecek olarak verilir. Bu içeceğe tinetu`l-habal denir." (Hadiste : Allah, sarhoş ediciyi içen kimseye tinetul-habal içirmeye ahdetmiştir. "Tinetu`l-Habal nedir?" diye sorulunca: "Cehennemliklerin (vücutlarından, çıkan) terleridir!" diye cevap verdi.

Resulullah (sav) "İnsanlar, ya cehennem kömüründen başka bir şey olmayan ölmüş ecdatlarıyla övünmekten vazgeçerler, yahut da Allah katında, burnuyla pislik yuvarlayan mayıs böceğinden daha adi bir dereceye düşerler. Allah Teala hazretleri sizlerden cahiliye kibrini temizledi. Artık o, muttaki bir mümin yahut bedbaht bir facirdir. İnsanların hepsi Hz. Adem`in evlatlarıdır. Adem ise topraktan yaratılmıştır.

Bir kadın, evinde güzel bir dantel işlese, bir marangoz güzel bir masa yapsa, bir ressam güzel bir tablo çizse, bunlardan birinin, eserine bakıp beğenmesi, ne maharetliyim, benim gibi kaç kişi çıkar diye düşünmesi ucub olur. Eğer yanında başkaları da varsa, bakın bendeniz (!) veya üstadınız neler yapabiliyor diye büyüklenerek onlara sanatını göstermesi kibir olur.  Ucubu onu kibre sürüklemiş olur.

Ayeti kerimede: Onlar dünya hayatında bütün çabaları boşa gitmiş olan ve kendileri de iyi iş yaptıklarını sanan kimselerdir. (Kehf/104)İnsanın çalışmayla kapılabileceği veya isabetli bulduğu bir hareketinden dolayı doğru yaptığı yanlışlarıyla ucb'a kapılır.

Hadîsi şerifde; (Ucub felakete götürür.) Beyhekî, (Sen itâat olunan bir cimriliği, arkasında gidilen bir hevâ-i nefsi ve her rey sahibinin reyini benimsemesini gördüğün zaman, nefsini kurtarmaya çalış! )Ebu Dâvud, Helâk olmak iki haslettedir: a) Allah'ın rahmetinden ümitsiz olmak, b) Ucb'a kapılmak. İbn Mes'ud bu iki hasleti şu hikmetten dolayı bir arada zikretmiştir. Asıl saadet güvenilir olma, ihlaslı çalışma, helal rızık ve hayırlısını arama, samimi  ve içten niyetle, ciddiyet ve gayretle elde edilir.

Bir kimse ise ne çalışır nede ekonomiye katkısı olur, Emekli ise, yazın yazlıkta kışın kışlıkta ilimden uzak ömrünü geçirir, bulunduğu yerde olaylara kendince öğrendiği medyanın etkisi ile insanlar arasında fitne ve fesad yayar,kötü alışkanlıları,  malayanilikler ile boş ve faydasız işlerle meşgul olur, çevresine, imanın güzellikleri yapılan iyilikler ile yaşamda pişmanlıklar ve kötülüklerden sakındırmanın öneminden bahsetmez. Ucuba kapılan bir kimse ise, saadete ulaşmış değerli biri olduğu inancıyla rahatlıkla sorumluluktan uzak yaşarken, bazılarının hayatındaki sıkıntılarına karşı duyarsız kalır. Muradını elde ettiğine kanaat getirir ibadetleri ile amellerine güvenir ve yan gelir yatar.

Bir abid vardı. Namazını düzgün kılar, bütün ibadetlerin bütün edeplerini gözetmeye çalışırdı. Gencin biri, bu abide hayran hayran bakınca abid dedi ki: Şeytan da uzun yıllar ibadet etti. Fakat sonunu biliyorsun. Mühim olan ibadet ve amellerdeki takvadır. İmansız gitme korkusudur. İbadetlerimin kabul olup olmadığını bilmiyorum. “Ben iddiâsı, mânevî yolun kaybedicisidir. İblis, meleklerin hocası iken benliği yüzünden ebedî azaba uğramıştır. Yapılan ibadetlerin hepsi kabul olsa bile, bir gözün şükrü değildir.

Hz. Peygamber (s.a) şöyle buyurmuştur: Eğer siz günah işlememiş olsaydınız, sizin için günahtan daha büyük olan bir şeyden korkardım. (O da) ucub'dur. Hz. Peygamber (s.a), ucb'u günahlardan daha büyük göstermiştir. Dünya ve ahiret işlerini düzgün yapan, namazı çok düzgün kılan çok kabiliyetli bir insanın yaptığı iyi işlerden dolayı kendi kendine iftihar etmesi ve yaptığı ibadetleri, iyilikleri beğenerek, bunlarla övünmeye ucub denir.

Hz. Aişe'ye denildi ki: 'Kişi ne zaman kötülük yapmış olur?' Cevap olarak dedi ki: İyilik yaptığını sandığı zaman'. Sakın sadakalarınızı minnet edip başa kakmak ve eziyet vermek suretiyle iptal etmeyiniz. (Bakara/264) Minnet etmek, sadakayı çok saymanın neticesidir. Ameli büyük saymak ise ucbun ta kendisidir. Minnet, nimete kendi eliyle değil, Allahü teâlânın  lütfüyle kavuştuğunu düşünmektir.

Bir kişinin ucublu olup olmadığı şu alametlerden belli olur. Ucublunun vasıfları:1- Kibirlidir, 2- Günahlarını ve Allahü teâlânın azabını unutur, 3-Büyüklerden faydalanamaz, âlimlerin sohbetinden mahrum kalır, 4-İstişare etmez, danışmaz.

Günah işleyenin boynu bükük olur. Ucub sahibi, malıyla, kazancıyla ilmi ve ameli ile mağrur olur. Tövbeyi diliyle eder hayatına yansıtmaz.. Günah işleyenlerin iniltileri, Allahü teâlâya, tesbih çekenlerin övünmesinden iyi gelir. Ucbun en kötüsü, hatalarını, nefsinin hevasını beğenmektir. Hep nefsine uyar, nasihat kabul etmez. Başkalarına yüksekten bakar, kendisinin akıllı diğerlerinin de cahil ve yaptıklarını beğenmez, her şeyin en iyisini bildiğini zanneder, bilmediğini bir bilene sorsa da kendi bildiğini yapar. Ucbun sebebi cahillik hastalığı olduğuna göre, ilacı da ilim ve marifettir. İlim, ibadet, takva ve salih amellerin Allahü teâlânın bir lütfu ve ihsanı olduğunu bilip şükreden kimse, ucubtan kurtulur.

Cafer bin Sinan hazretleri: “İbadet yapanların kendilerini beğenmeleri, fâsıkların günahlarından daha kötü ve daha zararlıdır” demiştir. Ebu Muhammed bin Menazil hazretleri: “Allahü teâlâ, Âl-i İmran suresinin 17. âyetinde, Allah. c.c. sabredenleri, sadıkları, namaz kılanları, zekât verenleri ve seher vakitlerinde istigfar edenleri meth buyurdu. Hepsinden sonra, istigfar edenleri bildirmesi, insanın her ibadetini kusurlu görüp, daima istigfar etmesi içindir” demiştir.

Bir Müslüman’ın, kendini Cennetlik, günahkârları da Cehennemlik gibi görmesi, doğru değildir. Günahkârların işledikleri günahlarını beğenmediğini uygun lisanla demeli, kendini günahkârlardan üstün de ve Cennetlik, günahkârı da Cehennemlik bilmemelidir. Hatta kâfir için bile böyle düşünmemelidir. Kâfir, bir Kelime-i şehadet getirerek yaptığı güzel bir ameliyle, Cennetlik, kendisi de bir söz söyleyerek Cehennemlik olabilir. Selam ve duayla…

Önceki ve Sonraki Yazılar
Yazarın Diğer Yazıları

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.