Eflatun Neimetzade

Eflatun Neimetzade

yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Ünlü şairin varisi Babek,  dünyasını değişti…

A+A-

Zalim hastalık ulvi bir aydınımızı elimizden aldı… Olağanüstü güzellikte bir şahsiyet idi. Yüksek ahlakı, derin ve geniş ufku vardı. Muhteşem ve dolgun insandı-Babek Osman oğlu Gurbanov. O bir insanlık mücessemesiydi, Azerbaycan musikisini, edebiyatını, güzel sanatlarını dünyaya tanıtan hakiki bilim adamı, vatanperver ve gerçek ziyalımız olmuştur. Fevkalade mütevazı, sade, hoşgörülü, yüksek aile terbiyesi almış, barış, sevgi dolu dünya insanıydı, bir Türk evladıydı. Ayrıca ben hakiki dostumu, sırdaşımı, en yakın kardeşimi yitirmişimdir... Acım çok büyüktür, içim yanıyor Babek için. O hakiki dosttan öteye benim havadarım, sanatımın, yaratıcılığımın sevdalısı, hayranı ve meftunuydu. Son kitaplarım hakkında sanatkâr, tanınmış bilim adamı gibi yürek sözlerini yazmıştır. “Uyanış” romanım hakkında en kıymetli fikir beyan eden deha sımalardan biriydi. “Opera Sanatı” kitabımı Türkiye’ye tanıtan, giriş sözlerini yazmış usta düşünce adamıydı. YÖK’ün talebi üzerine yazmış olduğum “Aktörlük Sanatı Eğitimi” derslik hakkında içtenlikle bilim adamı gibi giriş sözlerinde bu dersliğin Türkiye’de ilk defa yazıldığını iftiharla analize etmiş, en yüksek düşüncelerini beyan etmiştir. Yazdığım ilmi, puplisistik makaleler hakkında aralıksız eleştirilerini yazmayı unutmazdı. Ankara “İl Gazetesi” ve “Anadolu” gazetelerinde yıllardır yazdığım makaleleri keyifle okuyor, düşüncelerini ifade ediyordu. O benim ikinci gözlüğüm, denetçim ve sivri ok olarak tüm kitaplarımı, ilmi Panel ve Konferanslardaki konuşmalarımı, ilmi araştırmalarımı aralıksız takip ediyordu. Ve şimdi ben öksüz kalmışımdır, diye bilirim. Fikir, meslek ve kalp dostumu yitirmişimdir. 

DÜNYA ŞEKERİ, UYGAR, HOŞGÖRÜLÜ İNSANDI

Gerçekten de öksüz ve sağır kaldığımı hazm edemiyorum. Onun o mantıklı, kibir dolu kelamlarımı, içtenlikle onur ve ferah dolu ifadelerini işitmiyorum ve çok-çok üzgünüm… Bir defasında beni Erzurum’dan aradı, Ankara’ya geliyorum,dedi. Geldi. “Öğretmen Evin”e yerleştirdim. Gazi kampusunda gezdik, dolaştık, yemek yedik. Arabamla gezdirdim Ankara çevresini, resimler çektik… Epey muhabbet ettik, “Seni çok özlemiştim…”, dedi ve gitti… Her yaz tatiline arabamla Bakü’ye gidiyordum. Telefonda bana, “Erzurum’a gel, buradan git”, dedi. Erzurum’a geldik eşimle, bizi Üniversite kampusuna götürdü, yemyeşil köşeleri gezdirdi, dolaştık, ettik… Babaannemin anne vatanıydı Erzurum. Daha önceleri de gitmiştim Erzurum’a… Oralarda Babek’in ayak izleri duruyor şimdi…

Prof. Dr. Babek Gurbanov (Ünlü şair, Osman Sarıvelli’nin oğlu),  1939 yılında Bakü’de dünyaya geldi.  İlk ve ortaokulunu Üzeyir Hacıbeyli adına Azerbaycan Devlet Konservatuarı (Azerbaycan Devlet Müzik Akademisi) bünyesindeki musiki temayüllü okulda almıştır. En küçük yaşlarında keman, piyano ve diğer müzikoloji disiplinlerden desler almıştır Babek. Sonra aynı Konservatuara dahil olmuş, 1962 yılında Müzikoloji Fakültesini üstün başarıyla bitirmiştir.Çok yakışıklı ve sevimli bir öğrenci olduğu konuşuluyor. Müzikoloji disiplinleri ile birlikte (batı, Rus ve Azerbaycan müzik kültürleri tarihi, polifoni, armoni, makam vs.) bir süre bestecilik dersleri de almıştır. 1967 yılında “Musiki ile edebiyatın karşılıklı ilişkisi” adlı ilimler namzedi (Yüksek Lisans) Tezini savunmuştur Bakü, Azerbaycan Devlet Üniversitesinde) ve Felsefe (müzik estetiği) üzere İlimler Namzedi unvanını almıştır. 1981 yılında eski Sovyetler Birliği İlimler Akademisi Felsefe Enstitüsü bünyesinde faaliyet gösteren İlmi Şurada “Programlı Müziğin Estetik Prensipleri” adlı Doktora tezini Moskova’da savunmuştur. Jüri ve ilmi şura üyeleri tanınmış bilim adamları Akademik V. V. Vanslov, Rusya Federasyonu Emektar Bilim Hadimi, Prof. Dr. A. Y. Zis, Prof. Dr. E. G. Yakovlev’le birlikte ünlü müzisyenler Prof. Dr. Y. İ. Milşteyn, Prof. Dr. Y. Çernaya ve başkaları da savunmaya katılmışlardı. 1982 yılında doktora, 1985 yılında ise YÖK’ün kararı ile Profesörlük unvanlarını (YÖK, Moskova) almıştır. 1981 yılından itibaren Azerbaycan Milli İlimler Akademisi Felsefe ve Hukuk Enstitüsü Estetik ve Etik Şubelerine (bölümlerine) Başkanlık yapmıştır. 1988 yılından 1992 yılının Eylül ayına dek Azerbaycan Devlet Medeniyet ve İncesenet (Güzel Sanatlar) Üniversitesinde “Medeniyet Tarihi ve Teorisi” Bölümlerinde Başkanlık görevini yürütmüştür. 

SOVYETLER DÖNEMİNDE BİLE TANINMIŞ BİLİM VE SANAT ADAMIYDI

1992 yılında Atatürk Üniversitesine davet olunmuş ve 2008 yılının Aralık ayına kadar burada Öğretim Üyesi olarak görev yapmıştır. En son Gaziantep Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuarında Öğretim Üyesi gibi Sanat Felsefesi, Müzikoloji ve Sanat Eğitiminin Aktüel Problemleri ile ilgili kendi bilimsel araştırmalarını pekçok Uluslar arası Kongrelerde, Sempozyumlarda, Konferanslarda  (Moskova, Petersburg, Tiflis, Bakü, Kiev, Erivan, Taşkent, Tallin, Vilnyus, Varna, Stokgolm, Ankara, Bursa, Konya, Van, Erzurum vs.) sergilemiş, aynı zamanda bu ülkelerin bilimsel dergilerinde makaleleri yayınlanmıştır.  Onun 20-den fazla kitabında  (çeviri kitapları da yer almakta) felsefi-estetik, sosyolojik, kültürolojik problemler açığa çıkarılmaktadır. Bu eserler içerisinde “Musiki ile Edebiyatın Karşılıklı İlişkisi (Rus dilinde), “Sanatın Sosyal Fonksiyonları”, “Azerbaycan Sanatı: Tarifler, Tahrifler”, “Musikinin Estetik Prensipleri” (Rus dilinde), “Musikinin Bazı Sanatsal-Estetik Sorunları” (Türkçe), “Estetikte Konfrontasiyalar” (A. Y. Zis’in temel eserinin Azerbaycan Türkçesine tercümesi) ve b. göstermek mümkündür. Prof. Dr. Babek Kurbanov aynı zamanda bestekardı ve onun  müzik eserleri Erzurum’da, Ankara’da, Ağrı ve diğer şehirlerde profesyonel icracılar tarafından seslendirilmiştir. Onun yönetmenliyi ile 30-dan fazla yüksek lisans ve doktora öğrencileri başarıyla kendi tezlelerini savunmuşlardır... Yaratıcılığının en zirvesine ulaştığında, amansız ve çaresi bulunamayan hastalık dahilini sardı... Tahkikler, analizler olumlu değildi ve bu dahşetli konser hastalığı tüm içini sarmıştı... Alil-acele Bakü’ye gitmek zorunda kaldı. Ankoloji Hastanesinde  ameliyata alındı. Uzun zaman gemoterapi aldı... Fakat zayıfladı ve yataktan kalkamaz oldu. Onu Bakü’de ziyaretine gittim. Yanımda kıymetli arkadaşım, Devlet Sanatçısı, ünlü besteci Serdar Ferecov da vardı. Oturup epey konuştuk, çay iştik... Zayıf düşmüştü, gücü, kuvveti kalmamıştı... 

BEKÜ’DE ÇOK KAPILARI DÖVDÜM, BABEKI KURTARIN, DEDIM

Ağabeyi dostumuz, Prof. Dr. Teymur Ahmedov onun sağlığıyla yakından ilgileniyordu ve gereken manevi desteğini esirgemiyordu... Ben de  Ankara’dan aralıksız arıyordum, konuşuyorduk, “Güçlü ol...” teselli ediyordum kendisini. Son konumşmamızda “Kardeşimsin Eflatun, hiç gücüm kalmadı, kalkamıyorum, heyy yataktayım...”, dedi. Bir daha telefona çıkmadı. Eşi telefonda bana: “O uyuyor... Bu gün doktor geldi, uyandırmak istedi Babek’i. Ama uyanamadı... Komadadır... Doktor bana “Yapacak başka şey yoktur, her an nefesi duracaktır” dedi.  Ertesi sabah aradım: “Babek öldü Hocam... kadın sustu.... Babek artık yoktur... onu yıkamaya götürdüler...” dedi. O anda sanki dünyam karardı. Susuyordum, gözlerime hakim olamadım. Tekbaşıma odama çekildim, hönkür-hönkür ağladım... Benim can ve gönül dosum, aziz kardeşim, halkımızın ender evladı, usta şair Osman Sarıvelli’nin  varisi, Babek, dünyasını değişmiştir. Tanrı’nın çiçekli bahçesine  ebediyen yerleşmiş bulşunuyor. Giyindim ve dışarıya çıktım. Dolaştım durdum, ama kalbim tir-tir esiyordu. Gözlerimden damlalar akıyordu... Baya dolaştım ve eve döndüm. Beni en çok üzen bir olay da vardı.  Yıl 2017.  Bir akşam aradı beni ve “Dayı, (bana hep Dayı, diye muracaat ediyordu) senin yaratıcılığın hakkında kitap yazmayı düşünüyorum. Bana arşivinden belgeleri gönder”. Kendisine teşekkür ettim ve önemli dosyaları gönderdim kendisine. Yaz ayında Bakü’de buluştuk ve tüm belgeleri geri kaytardı. Kısa zamanda kitabı bitirdi ve bana okuymaya gönderdi. Usta kaleminden, sıcak nefesinden “Manevi Kültürümüzde Özel Yeri Olan Şahsiyet – Prof. Dr. Eflatun Neimetzade” kitabında tüm yaratıcılığım ayna gibi parlıyordu. Özel resimlerle süslenmiş bu değerli kitapta onun sıcak nefesinden kopan son kelimeleri muncuk gibi diziliyordu... Aradım ve teşekkür ettim. “Sen buna layıksın, ileride ikinci kitabımı da yazacağım”, dedi. İkinci kitanı yazamadı...

Ben hemen sponsor arayışına girdim ve Keçiören Beledişye Başkanı, Sayın Mestafa Ak, bana, “Sizi ve sanatınızı çok severim, kitabı biz Belediye olarak basacağız”, dedi. Kitap basıldığında Babek dostum komadaydı... Şimdi ikinci bir acıyı yeniden yaşıyorum. Kıymetli dostum, kardeşim Babek, yazmış olduğu bu son kitabını göremedi, gözlerini ebediyen kapadı ve Tanrı’nın Çiçekli Bahçesine ebediyen yerleşmiştir...

Azerbaycan Bilim ve sanat dünyası, müzik camiasıma büyük itki yüz vermiştir. Hepimizin kalbi ağrıyor, hepimiz acılar yaşıyoruz. Babek Gurbanov sıradan birisi değildi, o sözün hakiki manasında çok-çok üst düzeyde bilim ve sanat adamıydı. Kırkın üzerinde kitapları ve beş yüzün üzerinde ilmi makaleleri milyonlarla öğrenciler için ilmi kanakça olarak duracaktır. Bakü’de, sakin bir köşede, kendi evinde gözlerini yumdu Babek. Sessiz, sedasız, naşı baba yurdunda defn edildi... Ama çok-çok büyük bilim ve sanat adamıydı.... Yıllar ötecek, asırlar boyunca onun kıymetli çalışmaları, zengin kitapları milyonlarca bilim ve sanat adamları için gerçek kaynakça olarak yaşayacak ve genç ruhlara, taze beyinlere manevi gıda olacaktır.

Allah Rahmet etsin! Nur içinde yat aziz dostum, sevimli kardeşim!
Mezarın Cennet olsun! Amin!

eflatun-neimetzade-018.jpg
Tanınmış bilim ve sanat adamı, Prof. Dr. Babek Gurbanov
 

Önceki ve Sonraki Yazılar
Yazarın Diğer Yazıları

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.