Salih Levent Uğurlu

Salih Levent Uğurlu

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Uzaktan eğitim okulu dört duvar arasından çıkarmadı

A+A-

Yüksek lisans yapan kardeşim karantina koşullarında okul grubuyla video konferans yapıyordu. Epeydir uzaktan eğitimle ilgili ne yazsam diye düşünen ben, hemen gözlem yapmaya başladım tabi…

Bir süre teknik aksaklıklarla uğraştılar. Sorun çözüldükten sonra hocası kardeşime döndü dedi ki, “Bu zaten normalde de uzaktan eğitim öğrencisiydi. Adam hiç gelmiyordu ki derslere…”

Bizimki de, “demek ki ben ileri görüşlüymüşüm” demez mi… Tabi ben yerlerdeyim o esnada… Dersi sabote etmemek için dışarı çıktım. O video konferans uygulamalarında sopa butonu yok ki, öğrencinin kafasına indirsin bir tane… Lafa bak, demek ki ileri görüşlüymüşüm. Hoca olmak zor iş… Hele böyle bir süreçte daha da zor…

Hemen telefona sarıldım. Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Eğitim Bilimleri bölümü Öğretim Üyesi Gökçe Gökalp hocamı aradım. “Hocam ne olacak bu iş” dedim. “Ne ne olacak Levent, işim var geyik yapacaksan akşam ara” dedi.  Hocam dedim, “Uzaktan eğitimle ilgili bir yazı yazacağım. Fikirlerine ihtiyacım var.”

Başladı anlatmaya…

Gökçe Hoca, Educause Review’dan örnekler vererek, şu anki uygulamanın uzaktan eğitim uygulaması olmadığını, süreci olağanüstü durumlarda verilen bir uzaktan öğretim olarak tanımlamanın daha doğru olacağını söyledi. Çevresindeki birçok eğitim teknoloğu hocanın da bu görüşü desteklediğini anlattı. Öğretim tasarım sürecinin bir gecede ya da bir haftada planlanacak bir iş olmadığına dikkat çeken Gökçe Hoca, mevcut uygulamanın sürdürülebilir görülmediğini aktardı.

Elbette Türkiye’de Anadolu Üniversitesi gibi yıllardır uzaktan eğitim veren üniversiteler var. Ancak uzaktan eğitimi ülke geneline yayma açısından ciddi bir tasarım sürecinin gerekliliğinden bahsediyor Gökçe Hoca…

En basitinden hala internet bağlantısı olmayan köyler var bu ülkede… Hala bilgisayarı olmayan öğrenciler var... Hala sınırlı internet paketiyle uzaktan eğitim derslerine bağlanmaya çalışan öğrenciyle dolu bu ülke… Hocanın işaret ettiği eğitim tasarım sürecine bütün bu etkenler dahil… Bu sorunları çözmek de çok boyutlu bir planlama gerektirmektedir.

Kafama takılan diğer bir soruda, ölçme değerlendirme sisteminin nasıl olacağı? Öyle ya, nasıl sınav yapacaksın? Sınavda kitap açan öğrenciye “cart” diye kopya çekmekten işlem uygulanan bir devirden, bir anda kitap açmalı sınavlara mı dönüyoruz acaba?

Gökçe Hoca, bu dönemki derslerinde sınav yapmayacağını, onun yerine proje vereceğini söyledi. Her soru üzerinde ne kadar zaman geçirebileceğinin belirlendiği sınav hazırlama uygulamalarının da alternatif olacağını, bununla birlikte bu yaklaşımların her ders için uygun olmayabileceğini de dile getirdi. Farklı çözümler zaman içinde üretilebilirmiş… Ve tabi ki her konuda olduğu gibi öğrencilere anlayış göstermek de bu sürecin en önemli parçasıymış.

Son olarak, “Okulsuz Toplum romanıyla bu süreci ilişkilendirenler var” dedim. “Ne alakası var” dedi. Bu yaklaşımı doğru bulmadığını belirten Gökçe Gökalp hocanın anlattıklarını kabaca yuvarlayayım size: “Illıch’in eleştirisi okulun statükoyu koruyan tek tip insan yetiştirme aracı olması… Uzaktan eğitimle okulu dört duvar arasında çıkartıyor muyuz gerçekten? Ev de dört duvara arasında değil mi? Şimdiye kadar kullanılan programdan farklı bir programla mı eğitiyoruz çocukları peki? Belli ideolojileri, belli öğretileri çocuklara empoze etmekten vaz geçildi mi? Hayır. Hatta eskisinden daha da statükocu bir yaklaşımın yolu açıldı.”

Ben onun yalancısıyım… Anlattı dinledim, size de aktardım…

Esen kalın…

Önceki ve Sonraki Yazılar
Yazarın Diğer Yazıları