Bahattin Demiray

Bahattin Demiray

yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Yeni Kapı ruhu

A+A-

Süleyman (a.s.)’nın saltanatında fitne zuhur edip, insan ve cin şeytanları pek azıtmış, dinsizlik çok ileri gitmişti. Fitneyi çıkaran ve daha sonra Süleyman (a.s.)'a yenilen ve onun emrine girip, hükmüne tabi olan bu şeytanlar sanatı olanların her türlüsü, her çeşit bina yapanlar, mimarı, ustası, kalfası ve dalgıç, denizlerin diplerine dalmakta maharetli olanları zincirlerde çatılı olarak emir altına alınıp. Kötülük ve bozgunculuklarına meydan verilmeyecek bir şekilde kontrol edildiği tefsir kitaplarında bildirilmektedir.

Olağanüstü güçlere sahip, insanlara iyiliği güzelliği, amel ile ibadet etmeyi ve Allah c.c. nasıl kul olmayı anlatmak üzere Harut ve Marut adlı iki melek insan kılığında Allah c.c. tarafından gönderilmesi, Kontrol altındaki şeytanlar ve cinler meydana gelen ve gelecek olan olaylar hakkında bu iki melekten kulak hırsızlığı ile birtakım bilgiler edinmeleri ve bu bilgilerin her birine yüzlerce yalan ve pislik hurafe, karıştırarak gizli gizli kâhinlere, hakkı batıl, batılı hak; hakikati hayal, hayali hakikat diye göstermeleri ve çeşitli telkinlerde bulunmaları sonucunda kahinler, şarlatanlık, hilekârlık, falcılık, yıldıza bakma, Cin çağırma, sihir yoluyla gönül çelme hakkında türlü türlü sihir ve efsun (büyü) kitapları meydana getirdiler. Bu arada geçmiş ve gelecek olaylar hakkında bilgiye benzer efsaneler, masallar, yalanlar ile fitne-fesat, her türlü kötülük ve bozgunculuğu yaydılar. Bazı olaylar doğru çıktıkça kâhinlerin güvenmesine, gerçekleri tahrif ederek, halkın duygu ve düşüncelerini yanlış yollara sevk edecek hurafeler yayınladılar.

Sihirbazlar falcılar, büyücüler insanları kandırmak, duygu ve düşüncelere etki edip yalanlarla dolanlarla ilimlerden, edebiyattan, felsefeden, teknolojiden, hatta tabiattaki garip ve acayip yaratılışlardan kötüye ve aleyhinde kullanma sonucunda yararlanmasını bildiler. Bu nedenle gerçekleri gizlemek için yazılmış nice felsefeler, romanlar, tarihi eserler de bazı bilimsel gerçekler ve hikmetli sözler karıştırılarak, kötü bir şekilde istismar etmeleri sonucu, kahinler cinler gaybı biliyor diye insanların inanmasına sebep oldular.

Bu iki meleğin neden sihri öğrettiklerine gelince, Bir, polisin rüşvet alan memurları suçüstü yakalayabilmek için işaretlenmiş paraları suçlulara teslim etme sonucunda yakalamasına benzemektedir. Bu efsün büyü, sihir, fal, bozgunculuk kötülük gibi v.b. olaylara yönelenlerinde ahretini mahvolacağı, bir imtihan kaybı olduğundan dolayı bir tuhaflık yoktur.

4. Murat devrinde. mey (şarap), afyon ve fal bakma, kumar, gibi oyunları oynamayı ve karı kocanın arasını açma adına muska, sihir büyü yapmayı, padişah, Şeyhülislamının isteği doğrulusunda bir fermanla yasaklamış. İstanbul'da bu tür meyhaneler ve keş haneler, v.b. yerler, güvenlik kuvvetlerinden gizli bu faaliyetleri sürdürmeye başlamışlar.

4. Murat, kılık değiştirerek yanında yeniçeri ağası sadrazamıyla denetleme amacıyla, karşıya geçmek için bir sandala binmiş, Sandalcı, müşterisinin sultan olduğunu bilmiyormuş, kâğıda bir takım yazılar yazıyormuş. Sultan, "Ne var o elindeki kâğıdın içinde?" diye sormuş. Sandalcı, "Ne olacak, bir çocuk konuşmuyor da onun konuşmasına vesile olması için muska yazıyorum işte" diye gülerek cevap vermiş. Sultan; "Muska yazmak yasak, Hünkar görse kafanı vurdurtur fermanından korkmuyor musun?" diye sormaktan da geri kalmamış. Sandalcı da; "Hayır ve şer Allahtan ben hayır için yazıyorum, Hükümdar nereden görecek bizi denizin ortasında?" demiş.

Sultan; Bu ilimle geleceğe dair bir takım bilgileri verebilir misin? Diye sormuş,Sandalcı; "Gaybı Allah bilir; gayb hakkında Kalem suresinde 47 - Yoksa gayb onların yanlarında da onlar mı yazıyorlar?, geleceğe ait de aklımızdan yorumu da endişeyi de dile getiremeyiz. Kehf suresi 23 de Hiçbir şey için, Allah'ın dilemesi dışında: "Ben yarın onu yapacağım deme ayeti var Enam suresinde,:59 - Gaybın anahtarları O'nun katındadır, onları O'ndan başkası bilmez, karada ve denizde olanları O bilir ve bir yaprak düşmez ki, onu O bilmesin; ne toprağın karanlıklarında bir tane, ne de kuru ve yaş hiçbir şey yoktur ki, o her şeyi açıklayan Kitap'ta bulunmasın, ayrıca Araf suresi 52 de Biz onlara öyle bir kitap gönderdik ki onu bilgiyle açıkladık, o kitapta, ne lazımsa hepsini bildirdik, inananlara doğru yolu gösterir ve rahmettir. " demiş. Biraz yol alınca; sandalcı, "Varsa bir derdin sor bakayım." demiş. Padişah, "Hünkâr, şu anda nerededir?" diye sormuş. Sandalcı kurana bakıp; "Hünkâr, şu an denizdedir." demiş. 4. Murat, endişelenir gibi yapıp, "Sakın yakınımızda bi yerde olmasın?!" diye sormuş sandalcıya ve tekrar bakmasını söylemiş. Sandalcı, kurana tekrar bakmış ve birden, 4. Murat'ın ayaklarına kapanıp, "Affet beni hünkarım!" diye yalvarmaya başlamış. Kıyıya dönene kadar yalvarmaya devam etmiş. Padişah, dayanamayıp, "Sana bir soru soracağım. Eğer bilirsen, seni affederim. Bilemezsen kıyıya dönünce boynunu vurduracağım." demiş. Sandalcı sevinçle, "Padişahım çok yaşa!" demiş ve merakla soruyu beklemeye başlamış.

4. Murat, sandalcıya, "Dönüşte İstanbul'a hangi kapıdan gireceğim?" diye sormuş. Tabii sandalcı hemen itiraz etmiş, "Hünkarım, şimdi ben hangi kapıyı söylesem, siz başka kapıdan girersiniz. Affınıza sığınarak, gireceğiniz kapıyı bir kağıda yazsam ve size versem; kapıdan geçtikten sonra okusanız olur mu?" demiş. Hünkâr, başını "Olur" anlamında sallayınca, sandalcı tahminini yazıp kağıdı vermiş.

Padişah, kağıdı alır almaz, yanındaki yeniçeri ağasına, "Hemen yanında dur yazdığı yanlışsa benden emir gelince vur başını" emrini vermiş. Sonra da,  kapılardan uzak bir yerde; "Surlar yıkılarak yeni bir kapı açıla! İstanbul'a oradan gireceğim." demiş çevresindekilere. Kapı 5-10 dakikada surlarda kapı kadar bir alan açılıp, padişah ve erkânı şehre girmiş. 4. Murat,  sandalcının kağıda hangi kapıdan girdiğini yazdığını merak etmiş. Kendinden çok eminmiş, cebindeki kağıda bakmış. Ama okuyunca hayretler içinde kalmış. Sandalcı, kağıda şunları yazmışmış: "Hünkarım, yeni kapınız vatana millete hayırlı uğurlu olsun" O gün bugündür de işte o kapı, "Yenikapı" olarak anılıyor... Selam ve duayla

Önceki ve Sonraki Yazılar
Yazarın Diğer Yazıları

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.